Skip to content

Month: May 2007

BİLİM IŞIĞINI ALMAYANLARA

Hoş görüde Hacı Bektaş yoluyum
Sevdalıyım ben yunusun oğluyum
Pir Sultan gülüyüm Anadoluyum
Baharla toprağa, düşen cemreyim
Sevği deniziyim, Yunus emreyim.

 

 

Bilim ışığını almayanlara
Dünya varlığıyla doymayanlara
Kötülük yolundan caymayanlara
Tarihin çöplüğü, bile kapalı.

 

Hoş görüler, güzellikler öğretmiş
Elçiler göndermiş barış iletmiş
Sevğisiz yaşanmaz, sevği üretmiş
Şafakla toprağa, düşen cemreyim
Sevği deniziyim, Yunus emreyim.

 

 

Bilim ışığını almayanlara
Dünya varlığıyla doymayanlara
Kötülük yolundan caymayanlara
Tarihin çöplüğü, bile kapalı.

          

Balım sultan gibi buğday özlüden
Bıkmamış Mevlana, doğru sözlüden
Korkmamış, Bedrettin iki yüzlüden
Baharla toprağa, düşen cemreyim
Sevği deniziyim, Yunus emreyim.
 

 

Bilim ışığını almayanlara
Vahşete, zulüme doymayanlara
Kötülük yolundan caymayanlara
Tarihin çöplüğü bile kapalı.

17/5/2006.Hüseyin Uçar.

 

 

YOLCULUK

Ruhum diri amma, hislerim ölü
Canlılar his eder sunulan gülü
Sahraya dönüştü bu gönül çölü
Güneşe yaslanır, kavurur teni
Kimseler sanmasın, oluşum yeni.

 

 

Dönüşü olmayan yollara devam
Sürecek zalimle, bir ömür kavgam
Ben ağa tanımam, ağbeyim ağam
Güneşe yaslanır kavurur teni
Kimse aldanmasın oluşum yeni.

 

 

 

Hayalim uçuşur yelde yağmurda
Ara bulucular yüzer çamurda
Anılar çağırır dönelim yurda
Gurbete yaslanır, kocatır teni
Kimseler sanmasın, oluşum yeni.

 

 

 

Hüseyin uçar’ı anan anana
Canım kurban olsun gerçek canana
Benim tahamülüm olmaz yalana
Yalanın alevi kocatır teni
Kimseler sanmasın, duruşum yeni.

 

27/5/2006. Hüseyin Uçar.

 

ELLİ SENE

Çekseniz bile cefayı
Dik tutun gene kafayı
Naze hala, Gazi dayı
Yarım asır, kutlu olsun
Bal ayınız, mutlu olsun.

 

 

Şaka muka elli sene
Acer kumaş, değmez tene
Halay çekin döne döne
Yarım asır, kutlu olsun
Bal ayınız, mutlu olsun.

 

 

Anlamı var elbet özün
Anayasa olur sözün
Bazan hicran, bazan hüzün
Elli sene, kutlu olsun
Bal ayınız, mutlu olsun.

 

 

Yorursanız, bizi yorun
Artıp azalmıyor sorun
Oğul, kız, sayısız torun
Elli sene, kutlu olsun
Bal ayınız, mutlu olsun.

 

 

Toparlanın durman nolur
Her açılan çiçek solur
Hiç acımaz zaman dolur
Yarım asır, kutlu olsun
Bal ayınız mutlu olsun

26/5/2006. Hüseyin Uçar.
    

 

 

 

 

YETMİŞ YILIN DİNÇ YOLCUSU

         Eniştem Gazi’ye         
Pehlivandın bir zamanlar güreştin
Aileye, çevreye doğan, güneştin
Neyin varsa, eşle, dostla üleştin
Yetmiş yaşın kutlu olsun
Kalan ömrün mutlu olsun.

 

Yoksulluk yüzünden koptun siladan
Yıllar geçti, bir çağ gibi aradan
Gül’oynaya dönemedik buradan
Yetmiş yaşın kutlu olsun
Bütün çevren, mutlu olsun.

 

Karlı dağlar türküsünü çalalım
Anayı, babayı bin kez analım
Anıları başı boşça salalım
Yetmiş yaşın kutlu olsun
Çol çocuğun, mutlu olsun.

 

İşten yılmaz idin sendin birinci
Çok şükür, sağlıklı, sağlam bilinci
Kaldır kadehini kaldır benzinci
Doğum günün kutlu olsun
Kalan ömrün, mutlu olsun.

 

Erlinle takışıp, dizlerdin yeri
Şu yeyip içtiğn, hep alın teri
İleriye bakıp dönmedin geri
Yetmiş yaşın kutlu olsun
Bütün çevren mutlu olsun.

 

Oduna giderdin derin dereye
Arayışa girdin, baktın çareye
Bir düşünün dostlar, nerden, nereye
Yetmiş yaşın kutlu olsun
Sevdiklerin mutlu olsun.

 

Biz solmasak bile, yıllar soldurur
Şartlar bizi daldan, dala kondurur
Saysam lakapların, defter doldurur
Doğum günün kutlu olsun
Kalan ömrün, mutlu olsun.

 

Hüseyin Uçar.25/5/2006.

 

DOST MU? DÜŞMAN MI?2

Bir dönüp bakalım, gelin geriye
Biz akıllıya hasret, eller deliye
Dost diye düşmana, sarıldık, niye
Bir tek yaptığını, demez pişman’mı?
Hele Deyin Felek, dost’mu, düşman’mı?

Altının değeri olur’mu bakır
Her gelen acılar, dertler bırakır
Gelenler kadrolu, hazine takır
Bir tek yaptığını, demez pişman’mı?
Hele deyin Felek, dost’mu, düşman’mı?

Gelenler kolluyor, yanı, yandaşı
Ayrı gezdirirler , bacı, kardaşı
Çağdaşça eğitim, her işin başı
Bir tek yaptığını, demez pişman’mı?
Hele deyin Felek, dost’mu, düşman’mı?

Anlamıyor, muhabeti şakamı
Taşlara çalsamda, bu boş kafamı
Suçlu gibi toplar, gene yakamı
Bir tek yaptığını, demez pişman’mı?
Hele deyin Felek, dost’mu, düşman’nı?

19/5/2006 Hüseyin Uçar.
                        Danmark.

DOST MU? DÜŞMAN MI?

Parmak kadar tabut, kocaman yürek
Duygular tınılı, seslerse gevrek
Düşmanlar sıklaşır, dostlarsa seyrek
Bir tek yaptığını, demez pişman’mı?
Hele deyin Felek, dost’mu,Düşman’mı?

Acılar yükledi, öldüm dirildim
Ağaç oldum hızarlara verildim
Köle gibi her gelene eğildim
Bir tek yaptığını, demez pişman’mı?
Hele deyin Felek, dost’mu, düşmanmı?

Ağrı dağı, üstümüze yıkıldı
Ne yalanlar, ne lakaplar takıldı
Bu ülkede insan bile yakıldı
Bir tek yaptığını, demez pişman’mı?
Hele deyin Felek, dost’mu, düşman’mı?
 
Bağ bahçe, yerleşim, yolun ötesi
Kimler boşa almış, canlar vitesi
Mezarlık’mı, onun kültür sitesi
Bir tek yaptığını, demez pişman’mı?
Hele deyin Felek, dost’mu, düşman’mı?

 18/ 5/ 2006. Hüseyin Uçar.
                            Danmark.

MERDANOĞLU

Merdanoğlu dönüp durma
Sakın bana soru sorma
Özlü yaşa hayal kurma
Bülbüle sor gül ne halde.

Ahbap olduk yarışmadık
Kavga edip barışmadık
Yalanlara alışmadık
Ağzında’ki dil ne halde.

Atamız var hayat dolu
Belli olmaz sağı solu
Sensiz üzğün Anadolu
Gezindiğin yol ne halde.

Yakışıyor sana foter
Mısraların yürek tüter
Bende oldum senden beter
Mecnun ile çöl ne halde.

Laikliği ettik ilke
İnan üzğün bütün ülke
Şikayetim Atatürke
Bıraktığın gel ne halde.

Yeğenlerin birer anıt
Veli baba açık kanıt
Dost dostundan bekler yanıt
Kalem tutan el ne halde.

Kanatlanıp tutam seni
Turnalara katam seni
Güzellere satam seni
Kugularla göl ne halde.

Uzmanı olsam dilimin
Ovaya benzer verimin
Öncüsü olak bilimin
Serden kopan yel ne halde.

Hayallerin darmadağın
Hiç olmamış dur durağın
Mahsülüsün hangi çağın
Ova, tepe, bel ne halde.

Susmaz ozanın dilleri
Mahsül verir hayalleri
Şu Sivasın alevleri
Tüter dostum sel ne halde.

Cehaletten doğar maraz
Gurbetçiye etme garaz
Taşatan bu kaçık biraz
Mızrabınla tel ne halde.

20/4/2006 Hüseyin Uçar.

SARILIN HAYATA

-Emine Taşerin ardından-

Eşten dostan helal’liğim almışım
Halaya giripte Türkü çalmışım
Alan gelmiş oracıkta kalmışım
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

Elbette anımız, şanımız aynı
Az yaşa çok yaşa sonumuz aynı
Milyonlarca yıldır konumuz aynı
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor

Düğünde buluşup beraber oldum
Muhabbet yaşadım sevğiyle doldum
Tendeki emanet çekildi soldum
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

Siz her zaman doğruları belleyin
Birbiriniz hiç kırmadan dinleyin
Sıkışınca kendinizi ünleyin
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

Zorda olsa  gençken engeller aşan
Geceli gündüzlü durmadan koşan
Her şeyi unutup sağlıklı yaşan
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

Peşpeşe ulandı Acılar yaslar
Hangin hatırlasam gerildi kaslar
Kendinize iyi bakın kardaşlar
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

Arasan bulunmaz Emine taşar
Bunun adı ölüm herkesi aşar
Göç’e koyulanlar maroton koşar
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.
 
Bana huzur size uzun ömürler
Nerde olsan izlerini sürürler
Görmez sandıkların bir gün görürler
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

25/4/2006 Hüseyin Uçar.

MEÇULE YOLCULUK

Damgasını vurdu peyğamberler
Konuştular
Söz verdiler adımıza
Kitap indirdiler gökten
Melekler vardı
Tanrıyla aralarında
Tanrı kelamını
Görünüre’mi
Görünmeze’mi verdi
Orası meçul
Sanki birer oyuncusuydular
Yada sihirbaz
Aynı filimi seyretmekten
Aynı masalı dinlemekten
Yitirdi hafızasını
Ezberini, mantığını insanlar
Pişginliğin bu kadarı
Sorusuz, cevapsız
Yüzlerce
Binlerce yıl
Oysa biliyorlardı
Ademden
Havadan geldiklerini
Bırakmıyordu yakalarını
Masalsı yılculuklar
Cennet
Cehennem hayali
Birde as’lolan ölüm
Yasaktı, günahtı soru sormak
At kendini kuyuya atacaksın
Hayır ve şerrin tanrıdan
Geldiğine inanacaksın
Katli vacipti
Kural dışına çıkanların
Tırtılın kelebeğe dönüşmesini bile izlememiştiler
Bir gün gibiydi ömürleri
Parsellemek lazımdı cenneti
Huri vadiyle kandırılmıştı tüm erkekler
Yanıbaşlarında’ki hurilerden habersizdiler
Hayali atlara binen birer suvari gibiydiler
Aklın baştan alışını seyrediyorlardı
Boş bir imanla, doluydu beden….

21/4/2006 Hüseyin Uçar.

CİGER PAREM

Demir dövülür sinemde
Tonlar asılı çenemde
Nasıl tanındım yöremde
Aslı ağlar, yaslı kerem
Sen ağlama, ciğer parem.

Mürekkep arar divide
İniltide can evide
Acılar saklı çivide
Gurbet elde oldum verem
Sen ağlama ciğer parem.

Bir gün gülü güldürmedin
Bu bülbüle bildirmedin
Yalvarsamda öldürmedin
Param parça olmuş yarem
Sen ağlama ciğer parem.

Aşığım sevdim sevildim
Gölgesin görsem eğildim
İnan ben böyle değildim
Her yer yamuk doğru nerem
Sen ağlama ciğer parem.

 27/4/2006 Karlslunde
              Hüseyin Uçar.

DOSTLAR SOFRASINDA

Dostlar sofrasında bir dolu içtim
İkinci doluda kendimden geçtim
Üçüncü doluda anılar seçtim
Bir gün fidan olur boy verir diye.

Dördüncü doluda sürüldü tarla
Beşinci doluda ağladım zorla
Altıncı doluda dürttüler parla
Belki dügün dernek, toy verir diye.

Yedinci doluda hatlar karıştı
Sekizinci dolu küsler barıştı
Gözler gördü eller koştu kavuştu
Bindim kısrağa tay verir diye.

Dil damak şişirdi onuncu dolu
On bire uzandım gösterdi yolu
Köroğlu kesildim göründü bolu
Düştük’mü yollara pay verir diye.

Uçtum uçurumdan yarıldı kafa
Böyle bir muhabbet sürüldü sefa
Şeytanda sıçradı bizim tarafa
Takıldık peşine oy verir diye.

Anılar uçuştu, duyular diri
Görünen her nokta bendende iri
Her doludan sonra aradım piri
Bana benden ala soy verir diye.

18/4/2006 Hüseyin Uçar.

SEN AĞLAMA

Birlikte yaşamın yolu yordamı
Ciddiye almadın hiç bir çabamı
Yanımda görmedim, bir gün babamı
Yollar  bana, ben yollara  gurbetim
Sen ağlama, ben ağlarım  hasretim.

Bu ceza müstehak, hak ettim bunu
Ayrılık özlem değişmez konu
Vedasız, nidasız çekilmek sonu   
Yollar bana, ben yollara gurbetim
 Sen ağlama, ben ağlarım hasretim.   

Sütten çıkmış kaşık, değil birimiz
Yanar dağdan beter oldu yerimiz
Ateşe karıştı akar terimiz
Yollar bana, ben yollara gurbetim
Sen ağlama, ben ağlarım hasretim.

Kimseye kalmıyor, yapmacık yurtlar
Sağlam yer bırakmaz bitirir kurtlar
Küçücük karınca, yaşamı sırtlar
Yollar bana, ben yollara gurbetim
Sen ağlama, ben ağlarım hasretim.

Hayal ettim, yamaç yamaç oturdum
Ayrılığı, tüm tenime yatırdım
Hançer aldım, yüreğime batırdım
Yollar bana, ben yollara gurbetim
Sen ağlama, ben ölürüm hasretim.

 26/1/2006  Hüseyin Uçar.     

PEHLİVAN

                 -Metin kaya’ya-

Öncü olup bizler başı çekelim
Bozkırlara yeşil fidan dikelim
Saf sulara saf düşleri ekelim
Pehlivanım tutşalım güreşe
Dilerim’ki yolun uğrar güneşe
Etrafını sarsın coşkuyla neşe
Muhabbetler bizi böyle oyalar
Yerinde ağırdır elbet kayalar.

Gezdin Avrupayı gerisi masal
Yalınız yiyemez, düşleri sosyal
İnsani değerler bizlerce kutsal
Pehlivanım tutuşalım güreşe
Dilerim’ki yolun uğrar güneşe
Coşkular müjdeler, gelsin peşpeşe
Muhabetler bizi böyle oyalar
Yerinde ağırdır elbet kayalar.

Oğlanlar, kızlar şimdi torunlar
Gün geçtikçe çoğalıyor sorunlar
Yaşamın, insanın meyvesi bunlar
Pehlivanım tutuşalım güreşe
Dilerim’ki yolun düşer güneşe
Ömür boyu kurulmadık beleşe
Muhabbetler bizi böyle oyalar
Yerinde ağırdır elbet kayalar.

Niyapalım babam belirli sözün
Kimsenin malında olmadı gözün
Bakışın duruşun bir ayrı hüzün
Pehlivanım tutuşaslım güreşe
Dilerim’ki yolun düşer güneşe
Yaban elde yurda olduk ateşe
Muhabbetler bizi böyle oyalar
Yerinde ağırdır,elbet kayalar.

Mayıs 2003 İsoj- Hüseyin Uçar.

TARİFSİZ DERTLERE DÜŞÜRDÜN FELEK

Kimler gelip geçti bu zalım handan
Yükledin dertleri, bıktırdın candan
Boşuna bahsetme, dinden imandan
Tarifsiz dertlerle, pişirdin felek
Genç yaşta gurbete düşürdün felek.

Genç idim bilmedim yolu yordamı
Baba oldum tanımadan babamı
Taşlara çalırım şimdi kafamı
Onlarca dert ile pişirdin felek
Bu yaban ellere düşürdün felek.

Çoğu zaman kazançlardan geçilir
Garibanlar birer birer seçilir
Su kaynamış kefenimiz biçilir
Kavurdun saçlarda, pişirdin felek
Zalimin eline düşürdün felek.

3/3/2006  Hüseyin Uçar.

SÖYLE GÜZEL MUTLUMUSUN?

Ömür yıllara yaslanır
Zamanla anı puslanır
Gören bizi mutlu sanır
Söyle güzel mutlumusun?
Yarından umutlumusun?.

Azraille tanışılmaz
Ölümlere alışılmaz
Yaşam hakkı tartışılmaz
Söyle güzel mutlumusun?
Yarından umutlumusun?.

Duygusuzun izi kalmaz
Kimse kapısını çalmaz
Öğüt versen öğüt almaz
Söyle güzel mutlumusun?
Yarından umutlumusun?

Seviyorsan koş tut elim
Düşünelim aklı selim
Hem sevilip, hem sevelim
Söyle güzel mutlumusun?
Yarından umutlumusun?

Ağız açma bak gözüme
Hadi koş gel düş izime
Düşlerini de yüzüme
Söyle güzel mutlumusun?
Yarından umutlumusun?.

6/4/2006  Hüseyin Uçar.

SESİ SESE KATALIM GEL

Sene uzun mevsim kurak
Ağaç kuru, toprak çorak
Yaşam ağır nasıl durak
Buralardan kopalım gel
Yollar uzun topalım gel.

Ne taşıt var nede yolluk
Hiç bir mevsim olmaz bolluk
Rumelin’de alak soluk
Yeni yurtlar kuralım gel
Sözümüzde duralım gel.

Yeğin at yemin artırır
Uysal  arı bal yaptırır
Avanaklar rol kaptrır
Gerçekçiye tapalım gel
Bir muhabbet yapalım gel.

Birin yıkıp birin kurdum
Duyan yoktur soru sordum
Kucaklaşak güzel yurdum
Sesi ses’e katalım gel
İki kadeh atalım gel..

5/4/2006  Hüseyin Uçar.

ÖZGÜR DEĞİLİM

Geceyi gündüze kattım yürüdüm
Sorunu üstümden attım yürüdüm
Zamanı kendime sattım yürüdüm
Bana ne’ ki bu dünyanın işinden
Zaman uçtu, ömür koştu peşinden.

Özğürlük yanlısı, özğür değilim
Nedendir doğruya olmaz eğilim
Yüz yaşına değsem gene cahilim
Kurtulamaz oldum gönül kışından
Aşamadım şu dağların başından.

Ne yaptığın bilen özğün biriyim
Yalandan arınmış düzğün biriyim
Küsmüşüm hayata üzğün biriyim
Usanmışım ekmeğinden aşından
Göremedim gözlerimin yaşından.

3/4/2006 Hüseyin Uçar.

BİZ BU YOLUN YOLCUSUYUZ

Kaşlar gözler niçinliyor
Tebessümler biçimliyor
Bakışların berçinliyor
Biz bu yolun yolcusuyuz.

Adı aşkmıdır, mabet’mi
Rüyamıdır, muhabbet’mi
Dil değmemiş, bir ayet’mi
Biz bu yolun yolcusuyuz.

Yerinde durmuyor ünlem
He de gülüm bir kez gülem
Ver elini dolsun çilem
Biz bu yolun yolcusuyuz.

Hadi ozan dokun tele
Hayalleri verek yele
Türküler üşüşsün dile
Biz bu yolun yolcusuyuz.

Varlığı sinemde duran
Gözleriyle soru soran
Oku Uçar, işte kuran
Biz bu yolun yolcusuyuz.
Sevdaların yolcusuyu

12/4/2006 Hüseyin Uçar.

POSTACI

Gece gündüz sevdiceğim yol gözler
Uzak mesafeyi kaldır postacı.
Vuran vurdu yollarımız ayırdı
Her sözcüğü bana baldır postacı.

Ona olan aşkım sanmasın söndü
Hayali gözümde bahara döndü
Mektubundan evel gelmez’mi kendi
Nolur selamı’mı bildir postacı.

Selam söyle güzel boynun bükmesin
Canım kalbe tasaları ekmesin
Gözlerinden incilerin  dökmesin
Mektubumla yüzün güldür postacı.

Benim için inan salkım söğütsün
Yüreğinde sevğimizi büyütsün
Tasaların değirmende üğütsün
Artık gözüm yaşı seldir postacı.

Bal dilinden kopanları getirin
Alın beni nazlı yare götürün
Nolur bu özlemi artık bitirin
Kavuştuktan sonra öldür postacı.

28/3/2006 Hüseyin Uçar.

DOKTOR OL GEL

Gölge düşürdün dünüme
Setler yığarsın önüme
Yaralar açtın gönlüme
Bu yaraya, Doktor ol gel.

Zor geliyor unutulmak
Eli kolu bağlı durmak
Vücudu yönetir parmak
Bu yaraya, Doktor ol gel.

Yollarımı aşındırma
Anılarım kaşındırma
Güç istiyor baş kaldırma
Bu yaraya, Doktor ol gel.

Tomurcuk güllerim solur
Her bir yanım öfke dolur
Ben kaçtıkça bela bulur
Bu yaraya, Doktor ol gel.

Açlıktan avurdun geven
Sıkılıp avradı döven
Beyini terk etmiş güven
Bu yaraya, Doktor ol gel.

Al sana yaşam filimi
Kalem bırakmaz elimi
Sorular yakar dilimi
Bu yaraya, Doktor ol gel.

Ayırdılar kutup kutup
Hiç kimseden gelmez mektup
Taşatanın sözün tutup
Bu yaraya, Doktor ol gel.

13/4/2006 Ev.Hüseyin Uçar.

BİR BAŞIMA VE ÖZĞÜR

Ey! Sesini kaybeden şehir
Suskun bulutlar
Bombalanmış parklar
Yakılmış Yıkılmış evler
Sevdalı güvercinler
Konacağınız ağaç
Yaşayacağınız barınak
Kaldı’mı?
Bakın etrafınıza
Tekin’mi bu bulvarlar
Yeşile
Ses’e
Hasretken
Bu dağlar, ovalar
Geçmiş ötesine ufukların
Göç yolunda
Göçmen kuşlar
Rüyadamıyız
Deryadamıyız
Bu esintiler
Bu in çık?
Salıncakta salanır gibi
Sallanıyor
Sesini kaybeden şehir
Derinleştikçe derinleşiyor uçurumlar
Ve birden bire
Tutuyor elimden şarkı söyleyen
Gelinlik kızlar
Başlarında beyaz kurdele
Ve kurdelenin ortasında
Renğarenk yanan mumlar
Kurtuluyorum boğulmaktan
Uyandım
Şehir kayıp
Deniz yok
Kızlar uykuda
Ne bir ışık, ne bir iz
Bir başıma ve özğür
Elimde sazım
Dilimde türküm
Varamadan ayrımına ayrılığın
Şimşekler çakıyor gözlerimde
Yağıyorum yeryüzüne
Börtüye böceğe can
Uçamayan kuş’a kanat
Yorgun yolcuya derman
Ve bütün bu oluşumlarla
Ayakta durmak
Korkuların
Sindirmelerin
Sinsi bakışların
Göz hapsinden uzakta
Yıkıyorum bir bir engelleri
Yıldızlarla bile yakıyorum deniz fenerini
Açıyorum bütün solungaçları
Yüzüyorum deniz kızlarıyla
Dalıyorum derinlere
Karanlığın hükümdarlarına inat
Ormanlarca çoğalıyor
Sularca akıyorum
Gülüyor, Oynuyor
Eren’ce koşuyorum
Tadına varmak için özğürlügün
Taşıya bildiğince yüreğimin
Kalp atışlarını dinliyorum
Sevdanın pınarlarından su içiyor
Güzele, yeniye
İleriye bakıyorum
O sessiz şehre ses
Boş gönüllere sevği taşımak
Uzağımda’ki özğürlüğü tatmak
Yakınımda’ki başkaldırıyla buluşmak
Yürümek yeni sevdalara
Bakar körlere ışık
Sağır duygulara kurşun
Bazan  acımasız bir hançer
Oluyor bu dil
Bazan bal sızan petek
Hadi ayrılalım bu şehirden
Uçuralım bu sevdalı güvercini
Bitsin bu hasret
Gündüz güneşle
Gece yıldızlarla buluşsun.
 
4/4/2006 Hüseyin Uçar.

NERDESİN HASRET

Ayrılığın hüzün bahçesidir
Hasret
Arka bahçesi
Özlem
Gurbet.
Dolaş dolaşa bildiğin kadar
Hüznün gül bahçesinde
İster güller anlatsın
İstersen, sen anlat
Dil yakan
Yürek dağlayan
Hasret
Özlem türkülerini
Yatır göksüne ninnile
Çok geçmeden
Balkıyacak gözlerinde
Dinecek gecenin ayazı
Isınacaksın.
Hasret sevdayı kovalayacak
Sevda aşkın kollarında
Sabahlayacak,
Dudaklarında hüzün öpücüğü
Öylece uyuya kalacaksın.
Saat gecenin üç’ü
Şafak çoktan söktü
Nerdesin hasret.
Nerdesin?   

29 /03/2006 Hüseyin Uçar.                  
BİR BAŞIMA VE ÖZĞÜR

BU KADAR SİTEM

Şu karşı taş duvar, taş merdivenler
Doğduguna pişman seni görenler
Benden yare selam söylen erenler
Hayali yetiyor, kendisin nidem.

Zahmeri’de üryan suya dalışlar
Bir ömür zehmeri içimde kışlar
O alınğan sözler,baygın bakışlar
Terkime sarında alıpta gidem.

El hançer dil hançer, kendi uykuda
Onaylayak fermanımız okuda
Bir yusuf misali kaldım kuyuda
O boyun eğmemek, ne büyük erdem.

Çöller vefasızdı, güneş konuştu
Yürek tandır oldu saçlar tutuştu
Ölümle ayrılık koştu buluştu
Yeter felek yeter. Bu kadar sitem

03/03/2006 Karlslunde.Hüseyin Uçar.

NE HALDEYİM

İncelikler ince ruha yazılmış
Güzellikler derinlere kazılmış
Hemi dünya hemi insan bozulmuş
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Bir ses gelir çağırırlar uzaktan
Ortadogu indirilmez kızaktan
Ölüm çığlıkları gelir Iraktan
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Yokuşum düz oldu, düzlerim yokuş
Bu gönül haneme tünemiş baykuş
Ne sevinç, ne coşku ne içten bakış
Soruyosun ne haldeyim gelde gör.

Karanlık bir dehliz, düştüm arkına
Uzuyor yollarım düşmez yakına
Ömrüm geçti varamadım farkına
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Hep kurudu büyütüğüm ağaçlar
Çölleşiyor gün geçtikçe kıraçlar
Verği olmuş inanınmı haraçlar
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Yüzüme gözüme bakarak kızma
Alnıma yaz n’olur, yüreğe yazma
Kökümle söküyor elinde kazma
Soruyosun ne haldeyim gelde gör.

Diplomaya bitiriyor okulu
Her cümlesi inan kavğa kokulu
Yüreğimde dost hançeri sokulu
Soruyosun, ne haldeyim gelde gör.

Bir tane aymıdır güneşi tutan
Kırk gözden ağlıyor bankalar yutan
Saygı görür tozu dumana katan
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Emre itaatmiş sayğının adı
Boşa gitti bunca yılın feryadı
Halimize güldürdüler hoyradı
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Gülüşü görüşü özü bambaşka
Kirler karışıyor şimdi’ki aşka
Eşler birbirini benzetir dışka
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Kimisi as diyor, kimisi birli
Kimisi yabancı, kimisi yerli
Hem iktidar hemi, düzenler kirli
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör

Ne sayar sevilir, ne sayğı görür
Durduraman onu mahşere yürür
Cansız kayalara yüzünü sürür
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Şansım yaver değil bir kez tohtayım
Bu nasıl yaşamdır inan şoktayım
Mengeneye kıstırılmış tahtayım
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Düşmüşüm bilmezsin ne haldan hala
Parklar bombalanmış kuş konmaz dala
Unuttum yolunu ne yanda sıla
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Ne söylesem kabul olmaz önerim
Taşıyıp doyurmak olmuş hünerim
Arsana atıyım durmaz dönerim
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Bir yandan sevdiğim bir yandan yaşam
Gelende gidende olmuştur paşam
Takatım kalmadı kalkıp savaşam
Soruyorsun ne haldeyim gelde gör.

Türkü çalsa bırakmazlar halına
Dünyanın yükünü yükler dalına
Bir türlü koyamam işi yoluna
Soruyorsun ne haldeyim gelde gör.
               
Dağınığım dostum param parçayım
Derdim çoktur ben kimlere açayım
Her yandan sıkıştım nere kaçayım
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Bagırsam çağırsam çıkmaz avazım
Ben öldükten sonra kılman namazım
Yıkılmış binaya benzer enkazım
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Kurumuyor terim her an nemliyim
Hüzün yağmuruyum, içtim demliyim
Muhabbetle güzellikle evliyim
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Yaktılar yıktılar oldum suçlusu
Önceleri anlamazdım dogrusu
Beri gelsin olan varsa sorusu
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

İçinden çıkılmaz bir kara düzen
Dostmu düşmanmı, avında gezen
Gün günün çogalır canından bezen
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Adını bilmedim seslendim alo
Gıramla ahpabız tanımaz kilo
Dost düşman sırtından geçinir bilo
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Ne diyem dostlarım yüreğim taştan
Her şeyi anlattım, sizlere baştan
Depreme dönüşen böyle bir destan
Soruyorsun, ne haldeyim gelde gör.

Taşatanı taşlayarak assalar
Gelen geçen bedenime bassalar
Hani vicdan nerede çağdaş yasalar
Soruyorsun ne haldeyim gelde gör.

Hüseyin Uçar.

DİLEKÇE

-Köylü kadının günü-

Yaz beyim yaz
Sarı öküz marazlı
Bebeler küçük
Herif içerde
Yürüyüşe’mi  katılmış ne
Sekiz yıl verdiler
Benim dizlerim tutmaz
Yetmez oğlanın sabana gücü
Elde avuçta yok
Duru duragı yok zamların
Bulgur tükenmek üzre
Un çoktan çekti suyunu
Kapısını çalacagım kimsem’de yok
Üst üste fırtına
İçimde sızı
Yüreğimi üğütüyor değirmen

Yaz beyim yaz
Hani bizim bahçede bir kuyu varya
Varırım başına el ayak çekilince
Kendimi atayım derim, atamam
Bebeler küçük
Herif içerde.

Yaz beyim yaz
Hele o verğiler
Zamlı gelecekmiş bu ay
Bir keçimiz
Birde kouynumuz vardı
Keçi kayıp
Koyunun kurudu memeleri
Anlatacaklarım o kadar çok ki
Hangi birini anlatayım
Kesilesice kafada akıl mı kaldı
Gene karıştırdım
Sana ikram için
Bir bakraç yoğurdum var
Küçük kız bulamaç istedi sabahtan
Oğlanın doldu gözleri
Azarladım
Ne ayağında ayakkabı
Ne sıtında gömlek var
Yıkıldı bir bir umutlarım
Üst üste fırtına
İçimde sızı
Yüreğimi üğütüyor  değirmen.

Yaz beyim yaz
Hani bizim bahçede bir kuyu var ya
Varırırım başına el ayak çekilince
Kendimi atayım derim atamam
Bebeler küçük
Herif içerde.

Yaz beyim yaz
Acelemde var
Herifi göreceğim
Oğlan selam gönderdi
Kızgın baştakilere
Arzuhal eylerim tanrıya duymaz
Açlık başladı bizde
Bebeler uyumaz
Saklımız gizlimiz yok
Duyan duysun
Duymayana söylesin
Ya babamızı bırakırlar
Yada öncül açlığı kaldırırlar ortadan
Görmeyeli bir yılı geçti
Ne yer
Ne içer
Nadas zamanı geldi çattı
Benim dizlerim tutmaz
Yetmez oğlanın sabana gücü
Sarı öküz marazlı
Yoktur el uzatanımız
Üst üste fırtına
İçimde sızı
Yüreğimi üğütüyor değirmen.

Yaz beyim yaz
Hani bizim bahçede bir kuyu varya
Varırım başına el ayak çekilince
Kendimi atayım derim atamam
Bebeler küçük
Herif içerde.

Yaz beyim yaz
Alem sürdü tarlaları
Bizim’ki  anız
Kimsenin tavuguna taş atmadık
Ne istediler bizden
Bizde canız
Köy uzak, taşıt yok
Ne yaparım tek başıma
Dağ yollarında
Şimdiden korkusu düştü içime
Şurda akşama ne kaldı
İkide bir köyü
Jandarmalar basar
Eve varmalıyım
Bebeler korkar
Nasıl anlatsam
Ne yol
Ne ışık
Ne içecek su
Biz köylüler efendiyiz dogrusu
Suyu kaç kilometre uzaktan
Şeytan deresinden taşıyoruz
Kış
Yaz
Şuramda bir ateş yanar
Bacım onaltı yaşında
Doğum yaparken öldü
Ne doktor
Ne çare
Günleri gece eyledik
Bilmem’ki
Biz feleğe neyledik
Üst üste fırtına
İçimde sızı
Yüreğimi üğütüyor değirmen.

Yaz beyim yaz
Hani bizim bahçede bir kuyu var ya
Varırım başına el ayak çekilince
Kendimi atayım derim atamam
Bebeler küçük
Herif içerde.

Yaz beyim yaz
Dün götürdü jandarmalar
Hacıların ali’yi
Gazete’mi okumuş ne
Okuma seferberliğinde
Okuma yasak
Kominist  derler
Beyim solusak
(Arzuhalcı)
O torbadaki ne bacı
Hiç beyim ne olacak
Bir ölçek buğday
Satmaya getirdim
İhtiyaç çok
Bizde ne derman
Kan alacak damar yok
Satıpta iki kalıp sabun
Bir kilo soda
Birde bebelere şeker alacağım
Varınca elime bakarlar
Muhtar bir televizyon getirmiş
Öğretmen bey motorun aküsüne bağladı
İçinde konuşanlar duyuluyor
Gezenler
Oynayanlar görünüyor
Türkü dinleniyor
Hele başka dünyadan gelmiş gibi
O avratlar
Yalan haberler
Nutuklar
Meclis kavgaları
Helede o reklamlar
Bebeleri çileden çıkarttı
Neden bizim yok
Onlardan bende isterim
Bizim büyük kız
Kız ana neden biz öyle giyinmiyik
Sorular sorular
Cevap veremiyorum beyim
Bunların hangi birini anlatayım
Boğaz kırk boğum
Kırk boğum olmasınada
Boğumların içi
Cebimiz gibi bomboş
Üst üste fırtına
İçimde sızı
Yüreğimi üğütüyor  değirmen.

Yaz beyim yaz
Hani bizim bahçede bir kuyu var ya
Varırım başına el ayak çekilince
Kendimi atatyım derim atamam
Bebeler küçük
Herif  içerde.

Yaz beyim yaz
Bu söylediklerimi
İhmal etme
Bir tamam
Baştakilere postala
Onlar derdimize bir çare
Bulur herhalde
Yada babamızı bırakırlar
Nolur beyim
Başını ağrıttım amma
Kusuruma kalma
Bana bir de
Hapishanenin yolunu göster
Ben bu yaşıma geldim
Bu şehire ikinci gelişim
Yol bilmem
İz bilmem
(Kalktı ayağa arzuhalcı)
Bana bak bacı
Bu yoldan doğru yürü
Sağa-sola sapmadan devam et
Karşına yüksek duvarlı
Tel örgülerle çevrilmiş
Önünde nöbet tutan
Askerlerin olduğu
Kocaman bir bina çıkar
İşte orası, o askerler
Sana yardım ederler
Hadi güle güle bacı
(Baka kalır ardından arzuhalcı

Kendi kendine söylene söylene
Yolu kaybetmekten korka korka
Yürür gider yoluna köylü kadın
Ben kimim niye geldim bu dünyaya
Depreşir azar yaralarım
Hem gider hem söylenir
Aman unutma bu söylediklerimi
Bir tamam baştakilere postala
Unutma e mi
Üst üste fırtına
İçimde sızı
Yüreğimi üğütür değirmen.

Yaz beyim yaz
Hani bizim bahçede bir kuyu var ya
Varırım başına el ayak çekilince
Kendimi atayım derim atamam
Bebeler küçük  
Herif içerde.            

Hüseyin Uçar.

SEN RUHUMA SİNMİŞ

Bir devasız derde düştüm
Çaresizim yaban elde
Ay karanlık
Gece sessiz
Yıldızım gibi
Soluk bütün yıldızlar
Acımasızlığıyla yaşam
Ve yaşamı karartanlar
İlkelliği güçlülük sanıyorlar
Aldırmıyorum
Alışkınım ayrılıklara
Ne bir teselli mektubu alabiliyorum uzaklardan
Ne telefonum çalıyor
Duyduğum tek ses
Çan sesleri
Ben geçmişte değilim
Geçmiş yakamı bırakmıyor
Kararlıyım geçmişimden uzaklaşmaya
Sade
Samimi
Ve incitmeyen
Sözcükler arıyorum
Anlamını yitirmeyen
İncelikler ince ruha yazılmış
Sen bende her zaman varsın
Güzelikler derinlere kazılmış
Beni nasıl kovarsın
Göletler kurumuş
Göller yerli yerinde
Sen ruhuma sinen
Kavurucu çöl rüzğarımsın.

10/2/2006 Karlslunde.
            Hüseyin Uçar.

OH NE GÜZEL DÜŞ

Görmemek için
Boyutunu felaketin
Bakmak istemiyorum
Dışarı pencereden
Havada dönüyor kar boran
Görmüyor göz gözü
Kuşkulanmakta
Islık çalmakta, korkudan ağaçlar
Kurtlar pusuda
Kuşlar kayıp
Sesler boğuk
Kaşlar kırcı
Gidenler dönmüyor
Yollar yitirilmiş
Sıgınacak yer arıyor
Sokak köpekleri
Ten’e yapışıyor sovuk
Körlek yanıyor sokak lambaları
Fitilini kısmış gibi kar
Öyle kolay değil
Bakkal’a gidip gelmek
Sanki kuşatılmış bütün evren
Ve Asen dedemin
Çerçisi, tartısı kayıp
Düşleri, felsefesi
Duruyor yerli yerinde
Silinmemiş
Hala okunuyor
Ak hocanın damda ki yazı
Kendin tart al
Kutuya koy parasını
Oh ne güzel düş
Ne amansız kış
Ne çok alış veriş
Her şey kardan ucuz…
Hadi bana eyvallah….

5/2/2006 Karlslunde.
          Hüseyin Uçar.

ÖMRÜM KAYIPLARINA AĞLAR

Ne zaman başımı kaldırıp
Gök yüzüne baksam
Başımın üstünden
Bir katar, Turna geçer
Alıp götürür beni
Diyar diyar
Düşlerimin ülkesine
Ömrüm kayıplarına ağlar.

Ne zaman yolculuğa çıksam
Baş başa kalsam doğayla
Hangi mevsim olursa olsun
Anılar alır gider başını
Gönlümün bir yanında
Babam harman savurur
Anam çeç eler
Bir yanında ova
Bir yanında dağlar
Bir yanım hüzünlü bomboş
Gönlüm oturmuş
Kayıplarına ağlar.

Ne zaman kendimi sorğulasam
Bir dizi eksiğim çıkar
Kaşı eğilse sevdiklerimin
Sorumlu tutarım kendimi
Dalsamda deryalara
Hiç bir şey avutmaz beni
Derdimi deryalar almaz
Bu hal
Bu mihval
Ne dağların, denizlerin
Ne şu karşıda görünen
Sıra selvilerin
Nede sevğilimin umurunda
Talan olmuş
Bozulmuş bağlar
İşlerim gitmez yolunda
Gönlüm
Özüm kayıplarına ağlar..

4/2/2006 Karlslunde/Hüseyin Uçar.

SAĞ AYAK

Kurşun yarası gibi
İnim inim inliyor
Zonkluyor ağrıdan
Sağ ayak
Topal ayak
Bak ter bastı
Vücut sırıl sıklam
Adımımı atamıyorum
Ağrıdan
Acıdan yatamıyorum
Gün günlükten
Gece gecelikten
Çoktan çıktı
Başka tadı yokmu yaşamın
Ağrıdan
Acıdan
Sinirden’mi
İbaretim ben?

3/2/2006 Karlslunde.
           Hüseyin Uçar.

BIRAK BENİ

Ne zaman bırakırsan
Bırak beni
Ne ayrılıktan
Ne ölümden
Korkum var.
Nede yalnızlıktan.
Ölüm sonsuzluk demek.
Orda sen yoksun
Ayrılık ölümün yarısı
Bırak her bahar
Göksümde
Saçların koksun.      

28/01/2006 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

HİSSEDERSEM AŞKI

İşte bir kaçı
Ben sayarım duyularımı
Sen duyman
Sen sayarsın
Ben uymam
Yemeğin tadı
Hazzın nazı
Hüzünün adı
Hepsinin huzuru
Hiç birini
Diğerinin yerine koymam
Hisedersem aşk’ı
Bir ömür koşarım
Peşinden durmam.

26/01/2006 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

HANİ OYUNCULAR NERDE

Kuşlar konmuş çatılara
Çatının direği benim
Gücü’mü alırım nerden
Ararım ellerim yerde
Yazı tura atmak kolay
Hani oyuncular nerde?

Gamzeler ala karışmış
Kuşlar çınarla barışmış
Aşk’a hile’mi karışmış
Ararım ayağım yerde
Yazı tura atmak kolay
Hani oyuncular nerde?

Kalktı gemi binemedim
Karalarda denemedim
İşin gücün gırgır alay
Denizlere inemedim
Ararım gözlerim yerde
Yazı tura atmak kolay
Hani oyuncular nerde?
    
 Hiç görmedim duvar, muvar
 Görevliler baştan savar
 İki söyle ordan kovar  
 Ararım dillerim yerde
 Yazı tura atmak kolay
 Hani oyuncular nerde?

 Arsa nerde yok nakliyat
 Bir hayalmi bu inşaat
 Su vermiyor, dicle, fırat
 Köprü möprü aramadım
 Bunun gerisimi sırat
 Ararım sözlerim yerde
 Yazı tura atmak kolay
 Hani oyuncular nerde?

 24/01/2006 Karlslunde.Hüseyin Uçar.

MÜZEYYENİM

Müzeyyen yürümüş değmiş yaşına
Güller takın gerdanına kaşına
Sevği katın ekmeğine aşına
Müzeyyen’im,sefa geldin, hoş geldin.

 

Bak kurulmuş muhabbetin sofrası
Çağlar sürsün, güzelliğin havası
Bu yürüyüş ailemizin sefası
Müzeyyen’im, sefa geldin, hoş geldin,

 

Ova  mahsülüyüm, orman yeliyim
Yağmur bulutuyum, duygu seliyim
Dokunmayın bana, bu gün deliyim
Müzeyyen’im sefa geldin, hoş geldin.

 

Ne kadar içtendir can oğlum elin
Mutluluk getirdi haneye gelin
Sesin kanaryadan, bülbülden dilin
Müzeyyen’im, sefa geldin, hoş geldin.

 

Bu güzel tabloyu, yüz yıla yayın
Büyüğü, küçüğü, daima sayın
Gönüllere kurduk, köşkün, sarayın
Müzeyyen’im, sefa geldin, hoş geldin.

 

Oğlumla gelinim, kurulsun başa
Doğum günün kutlu olsun, çok yaşa
Düz olsun yolların dokunma taşa
Müzeyyen’im, sefa geldin, hoş geldin.

 

28/01/2006 Karlslunde.Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

SON KAHRAMAN

-Kemal Köksalın ardından-

Yapışır dudaklarıma
Yakar dilimi dizeler
Bu kadar kısa’mıydı hayat
Nede çabuk, geldi geçti
Hatıralar hayal meyal
Sevdalıyken Kugu göle
Nerden çıktı bu ayrılık
Ne bir yasa, ne bir kural
Yağma yağmur, esme rüzğar
Erimesin dursun karlar
Karanlığa dayanamam
Uyandığım yerse gurbet
Meğer zormuş bu Yolculuk
Bu bekleyişler boşuna
Uçun gidin uzaklara
Selam durun ufuklara
Adı konmuş hastalığın
Yavaş yavaş yaklaşır son
Karşı dağ’a konan kuşlar
Yol bittiği yerde başlar
Güzel dostum, güzel insan
Güle güle, hüzün seli
Güle güle, yalnız çınar
Güle güle son kahraman…

 

Yapışır dudaklarıma
Yakar  dilimi dizeler
Gözlerim alev alev
Sözlerim isyanda
Gağalarında ne taşıyor
Bu göçmen kuşlar
Durup dururken
Niçin karardı bulutlar
Bu ani mide kanaması
Martıların çığlgı neden
Duygular dilsiz
Baskı altında mısralar
Yinemi dostlardan
Kara haber var
Nasıl gider bunca yıl
Reddetiği yere insan
Bu göç zorunlu
Bu buluşma zeruri
Bu kopuş köklerinden kopuş
Bu öpüşler nasıl anlatır aşk’ı
Kulaklarım uğuldar
Yitirir yollar beni
Çağırır gök yüzü
Çağırır bulutlar
N’olur tersten esme rüzğar
Başaklar döle dursun
Ondandır göz yaşlarım
Ensemizde kalleş ölüm
Yavaş yavaş yaklaşır son
Karşı dağ’a konan kuşlar
Yol bitiği yerde başlar  
Güzel dostum, güzel insan
Güle güle, hüzün seli
Güle güle, yalnız çınar
Güle güle, son kahraman.

 

26/02/ 2006/Hüseyin Uçar.
  

 

 

 

 

 

DUYDUN MU?

Giyinip kuşanıp emir yağdıran
İstediği yerden uçak kaldıran
Nerde direç varsa ona saldıran
Barış güvercini olmuş duydun’mu?

Karlar büyük, teknik yeni, hoş vicdan
Çalışsada karnı doymaz boş cüzdan
Romantizim, duygusallık, şok hicran
Yer yüzünde açlık yokmuş duydun’mu?

Üç beş tekel yönetiyor dünyayı
Mazlum halklar şimdi bekler sırayı
Gövünerek yanar gönlüm sarayı
Ortadoğu mezar, dolmuş duydun’mu?

Gidem dedim gidemedim askere
Ordum yoktur çıkamadım sefere
Yok yerine koyar bizi kefere
Allahından bulacakmış duydun’mu?

İyi yaşa, derler kalan ömrümü
Hep kapandı göremedim önümü
Çok iyi bilirim geçen dünümü
Yarın  bir gün vuracakmış duydun’mu?

24/01/2006 Karlslunde.Hüseyin Uçar.

Aşklar yok

Kim kötülük bekler, canlar yarinden
Ömür kayıp eder her gün karınden
Tren  kalktı, ayrılığın garından
Sevğilere gölge düşmüş, aşklar yok…

Geceler gündüzdür, gündüzler gece
Kimine coşkudur, kime işkence
Zalim avcı yaylarını gerince
Muhabbetler kurşunlanmış, meşkler yok…

Dilimi yakıyor inanın adı
Bozuldu erenler ağzımın tadı
Ne halimi sordu nede aradı
Yıkan yıkmış, ören olmuş, köşkler yok…

Güneşim yok olmuş, karanlık evler
Bacasız binayı sarmış alevler
Bakar seyran, seyran iyi görevler
Ayrılıklar varmış, niçin göçler yok…

Ne derseniz deyin baskın basanın
Hangi birin anlatayım tasanın
Peşinden koşayım hangi yasanın
Tarih olmuş, bundan geri öçler yok…

Eledi, ısladı, yuğurdu beni
Acılar yeniden doğurdu beni
Kader ülke ülke savurdu beni
Zalime atacak  elde taşlar yok..

23/01/2006 Hüseyin Uçar.

HUZUR EVİ

(Möllehöj)

Boydan boya
Ve up uzun
Bölüm bölüm
Koridorlardan geçiyorum
Geçiyorum koridorlardan
Tünelden geçer gibi
Tan atarken
Elimde taşımacılık yaptığım
Dört tekerli,
Her iki yandan
Uzun demir borularla, destekli
Hamal arabam
Bahçeye bakan
Camlı bölümler
Alaca aydınlık
Romantizmi hatırlatıyor
Masalarda dans ederek yanan, mumlar
Salon ve oda önleri
Hala karanlık
Güne çabuk dönüşsün diye
Geceyi içiyorum
Yudum yudum
Kırgın gibi birbirine
Hiç konuşmuyorlar
Mutvakla salon
Kim bilir neler yaşanıyor
Kapalı kapılar ardında şu an
İçimde anlaşılması
Anlatılması zor
Coşkunluklar
Bıkkınlıklar
Bunu  ben’mi,  seçiyorum
Her gün gene, aynı saat’te
Aynı koridorlardan geçiyorum.

20/01/2006 Karlslunde.Hüseyin Uçar.

NE ANLARSIN

Varıldıkça varılmayan
Kırıldıkça kırılmayan
Sarıldıkça sarılmayan

Sarmal yanların dirilsin
Görülmeyenler görülsün
Sözcüğe ballar sürülsün
Yar deyince ne anlarsın
Sen gönül,duy gönül, gönül..

Niçin kanarsın  her söze
Aklımı düşürdün  köze
Söyle neler oldu bize

Sarmal yanların dirilsin
Görülmeyenler görülsün
Diline ballar sürülsün
Yar deyince ne anlarsın
Sen gönül, ey gönül, gönül..

Kavuşturdum yolu yola
Hasret özlem dola dola
Arılar’mı hasret bala

Sarmal yanların dirilsin
Görülmeyenler görülsün
Sözler namluya sürülsün
Yar deyince ne anlarsın
Sen gönül, duy gönül, gönül..

Aramadan ara bir gün
Yad’ellere etin sürgün
Bu’mu Ekin? bu’mu görgün?

Sarmal yanların dirilsin
Görülmeyenler, görülsün
Ekin harmanda, sürülsün
Yar deyince ne anlarsın
Sen gönül, ey gönül, gönül…

19/01/2006. Hüseyin Uçar…

GÖNÜL GÖNÜL

Atın ağzında’ki gemim
Balığın karnında yemim
Sen, sen isen, bende benim
Yar deyince, ne anlarsın
Gövünerek sen yanarsın
Gönül, gönül, gönül, gönül..

Akıl küsmüş, kalp barışık
Bütün duygular karışık
Kovulmayda alışık
Yar deyince, ne anlarsın
Gövünerek, sen yanarsın
Gönül, gönül, gönül, gönül..

Geldi mahsülün orağı
Yoktur sevğinin durağı
Yağdı ömrüme kırağı
Yar deyince ne anlarsın
Gövünerek sen yanarsın
Gönül, gönül, gönül, gönül..

Boş konuşma suçlu sensin
Hayır değil evet dersin
Gücü kaldımı dirensin
Yar deyince ne anlarsın
Gövünerek sen yanarsın
Gönül, gönül, gönül, gönül..

18/01/2006 Karlslunde.
              Hüseyin Uçar..

Çek vur öldür

Yar dediğin yamuk yapmaz
Doğru yürür yoldan sapmaz
Can, canandan asla kopmaz
İki bülbül, iki güldür
İnanmazsan, çek vur öldür

Sevda çaysa, aşk ırmaktır
Yar yolunda yorulmaktır
Tek ilacı sarılmaktır
İki ırmak, iki göldür
İnanmazsan, çek vur öldür..

Sende kalsın tapuların
Ustasıyım yapıların
Gönül ehli kapıların
İki sevda, iki düldül
İnanmazsan, çek vur öldür..

Hayallerin yama yama
Beni uzakta arama
Artık getirdin burama
İki kumru, iki  bülbül
İnanmazsan, çek vur öldür..

17/01/2006 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

Doydugum yere götürün

Sıla diye çektik çile
Rast gelene olduk köle
Adı gurbet olsa bile
Doyduğum yere götürün.

Kimse beni dinlemedi
Değerimi bilemedi
Anam beni beslemedi
Doyduğum yere götürün.

Yollarını dizlesemde
Tanıdık yüz gözlesemde
Her ne kadar özlesemde
Doyduğum yere götürün..

Gubet değil ekmek çeker
İşi vardır döner teker
Ömrüm tarla bulan eker
Doyduğum yere götürün..

Karnı doyan dönüp bakmaz
Gönül sevdasından bıkmaz
İstesemde izin çıkmaz
Doyduğum yere götürün..

Gün doğanda, gün batanda
Doyduğun yerdir vatanda
Paradır alıp satanda
Doyduğum yere götürün..

16/01/2006 /Karlslunde/Hüseyin Uçar.

Dinle Şaşkın

Ara dedim aramadın
Hiç bir işe yaramadın
Yaraları saramadın
Hala aynı’mı havalar
Melhem olmuyor dualar
Yıllar yılları kovalar
Bir sözümü dinle şaşkın
Mantığı olmuyor aşkın..

İnanmadan deme budur
Sevda pınar yaşam sudur
Ölüm gelir ister kudur
Övüldükçe kaçtın benden
Emek terdir akar tenden
Saygılar beklerim senden
Bir sözümü dinle şaşkın
Mantığı olmuyor aşkın..

İstedim akam deryaya
Kök salıp gelem dünyaya
Aldanıp kaldım rüyaya
Yüreğim döndürdün köze
Yokuşlar dönüşsün düze
 Bir gün gelelim göz göze
 Bir sözümü dinle şaşkın
 Mantıgı olmuyor aşkın..

 15/01/2006 / Karlslunde.
                  Hüseyin Uçar.

Şeytan taşlamada

Kar yağıyor umutlatıma
Gözlerime iğneler batıyor
Kırağı düşüyor sevdalarıma
Uyku küçük ölüm
Azrail giriyor rüyalarıma
Sıtmaya tutulmuş
Üşümüş gibi ellerim
Çaresiz
Biçare
Boşlukta yürüyorum
Öylece çıkıyorum yolculuğuma
İş’e
Aş’a bakınıyorum
Biri Aslanın agzında
Digeri paranın
İt
Kopuk
Çakal
Tutmuşlar su başlarını
Sırayla nöbetteler
Bense yüreğimi yiyiyorum
Dilim dilim
Açken
Yalınayak’ken
Karda kışta
Yağmurda Çamurda
Yakaran gözlerle
Süzerken etrafını
İmdat kimse yokmu
Çağırıları atarken
Depremin çocukları
Dört milyon müslüman
Şeytan taşlamada
Cennet arayanları
Yakalamış çiniyor iman
Yaşına – başına
Günahına – sevabına
Bakmaksızın
Katmış önüne kovalıyor ölüm..
Buda bir başka deprem..

12/01/2006 / Karlslunde/Hüseyin Uçar.

Kovula- kovula2

-2-
Yüzü dönesi karanlık
Perişan etti bebeleri
Kahrolası deprem
Yakıp yıktı
Sığındığımız tüm kaleleri
Düştü peşimizde
Orta çağ şovelyeleri
Direnç gerisinde
Demir parmaklıkların
Yumruklar sıkılı
Aşk ve kavğa
Uzaktan bakmakta
Kendi arkında akmakta
Yaralı-yaralı
Aynalara koştum
Aynalar içime akıyordu
Türkü söylüyordu hüzün
Yansıyorduk birbirimize
Kardı,
Kıştı
Yağmurdu
Sevdalı
Ve yaralı
Güvercinler
Bir kavşakta buluştu…

09/01/2006 / Hüseyin Uçar.

Kovula- kovula

 -1- 
Yüzü dönesi karanlık
Yataklarda buldun beni
Çöktün ümüğüme
Kanlı düşlerle
Ölü ruhlarla
Yanyana koydun teni
İşte o karanlıklardan
O kavgalardan
Kovula – kovula
Bağıra – bağıra
Yaralı bir aslan gibi
Sığındım sana
Ey! Aydınlık.
Bir saat gibi kurul
Bulanıksan durul
Geceyle – gündüz
Ruhumla – aklım
Savaştalar
Ağlamak
Sızlamak yakışmaz
Düzelt kamburunu doğrul
Umutsuz  olmaz
Sevenler
Gülün  dikeni acıtmaz
Kovula – kovula
Kovmayı öğren
Öyle hüzülü bakma
Birazda diren
Anlıyormusun
Gözlerim
Gözlerin gibi sabırsız
Sahibini arıyor
Biliyormusun…

09/01/2006..Hüseyin Uçar. 

Hamburglular

Hamburg sizler, Hamburg dünya
Çabuk bitti sanki rüya
Selam edin Alanya’ya
Semiha, Ercan çok farklı.

 

Dostlukları görev bilen
İçten ve samimi gülen
Ekin, Ceren, Alieren
Gülüşünüz bende saklı.

 

Emine parlayan, Kamer
Teşekkür eniştem Tamer
Duygusuza vurun Semer
Zaman ilaç, bilim haklı.

 

Anlam yükledik alıca
Konumunuz akıllıca
Gezdik dolaştık arıca
Baktık meraklı meraklı.

 

Bu ömür yolu yarılar
Saglığa kalksın dolular
Yeni yılda başarılar
Türküm baraklı baraklı.

 

Helal edin hakınızı
Gören görür farkınızı
Kesemezler hızınızı
Yaşam duraklı duraklı.

 

Soranlara edin selam
Aramayın burda halam
Anılarla doldu zulam
Bakman uzaklı uzaklı.

 

Sevğilerden, kurduk kule
Vedalaştık neşe ile
Benzersiniz gonca güle
Duygular boguyor aklı.

 

27/12/2006 Hüseyin Uçar.

Sarılın hayata

Emine Taşerin ardından.

 

Eşten dostan helal’liğim almışım
Halaya giripte Türkü çalmışım
Alan gelmiş oracıkta kalmışım
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

 

Elbette anımız, şanımız aynı
Az yaşa çok yaşa sonumuz aynı
Milyonlarca yıldır konumuz aynı
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor

 

Düğünde buluşup beraber oldum
Muhabbet yaşadım sevğiyle doldum
Tendeki emanet çekildi soldum
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

 

Siz her zaman doğruları belleyin
Birbiriniz hiç kırmadan dinleyin
Sıkışınca kendinizi ünleyin
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

 

Zorda olsa  gençken engeller aşan
Geceli gündüzlü durmadan koşan
Her şeyi unutup sağlıklı yaşan
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

 

Peşpeşe ulandı Acılar yaslar
Hangin hatırlasam gerildi kaslar
Kendinize iyi bakın kardaşlar
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

 

Arasan bulunmaz Emine taşar
Bunun adı ölüm herkesi aşar
Göç’e koyulanlar maroton koşar
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

 

Bana huzur size uzun ömürler
Nerde olsan izlerini sürürler
Görmez sandıkların bir gün görürler
Sarılın hayata yaşam sürüyor
Ayan açık gözleriniz görüyor.

25/4/2006 Hüseyin Uçar.

 
 

 

 

 

Dürtüler

DÜRTÜLER

 

Yaşam kovaladı
Ben kaçtım
Kaldım yılarca
Kendi hücremde
Göksümü dayadım
Pencereye
Açtım yüreğimi
Gece yıldızlara
Pervaz yapıştı memelerime
Umut
Arzu
Dürtüler
Çoğaldı
İniltiler başladı
Oradan kaçtım
Yoldan çıkaracaktı
Hınzır
Beni  az kalsın…

 

07/ 01/2006.Hüseyin Uçar.

 

Bana şiirler oku

İki kez yokladılar
Bu gece
Doğrulamadım bir zaman
Korkumda yok ölümden
Yolun yarısını
Çoktan geçtik
Sesle gırtlak gibi
Yakın birbirine
Yaşamla ölüm
Eğer bir gün
Gözlerimi kaparda açamazsam
Korkma
Üzülme
Ağlama
Herkes düşecek aynı yola
Sana gecinden versin
Bana kırılma gülüm
Ne tabut isterim
Ne kefen
Karıştırın toprağa
Geldiğim gibi üryan
Toprak giydirir
Kuşatır, örter,
Ak göksümde güller biter
Sen kopar o goncaları  gülüm
Ahımı gece yıldızlar
Gündüz kimler çeker bilirmisin
Komşuylada tanışamadım daha
Onada gidemem
Sonra bir şey dikmeyin başıma
Bir  çalı  yeter
Türkü çalsın dallarımda kuşlar
Senin ağrılarını duyarım uzaktan
Gelip geçerken
En yakın yoldan
Bana şiirler oku
Başka bir ses istemem..

27/12/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

Seyir Defteri 2

Bir ağaç
Hemen yanı başımda
Önünde gözlerimin
Yaşamla bütünleşmiş
Gülistanda çiçeklenmiş
Işıl ışıl
Pırıl pırıl
Yelleniyor ikide bir
Huzur içinde
Oturmuş tahtına prenses’in
Yada göçmüş
Hazlar ülkesine
Bir hayal
Tünemiş dallarına ağaç’ın
Bakınmış çevresine
Kuşlar konmuş sesine
Yelleniyor ikide bir…

22/12/2005 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

Seyir Defteri

Bir beden
Hemen yanı başımda
Önünde gözlerimin
Bütünleşmiş geceyle
Kendi cennetinde
Gönlünün
Salmış saçlarını
Göksüne sevğilinin
Hazların içinde
Gözler hüzünlü
Baygğın
Mahmur
Kızağına binmiş gecenin
Yıldızları sayıyor
Bir kuş uçsa pır
Sinirler
Şüphe
Nöbetteler
Kalpler duracak
Her şey karma karışık
İç içe duygular
Neyin yerine
Neyi koyacak…

22/12/2005 Karlslunde.
                Hüseyin Uçar.

Dış hatlar ve Şakir

Acılar yumağı yaşam yoksula
Gurbet el’e çeker onu pusula
Sinemizi çevirirsin davula
Şakir senin baş köşesi cennetin
Duasını alıyorsun milletin.

İhtiyacı olanları bulursun
Özlemle hüzünle coşar dolursun
Gurbetten sılaya köprü olursun
Şakir senin baş köşesi cennetin
Duasını alıyorsun milletin.

Göz yaşına boğulduğun anları
Yakın uzak birleştirin canları
Başarmak kolaymı bütün bunları
Şakir senin baş köşesi cennetin
Duasını alıyorsun milletin.

Hıçkırıklar düğümlenir boğazda
Bülbül ile sesin aynı avazda
Senin yürüyüşün bir başka tarzda
Şakir senin baş köşesi cennetin
Duasını kazanırsın milletin.

Ülke ülke, şehir şehir, gezersin
Kavuşturur huzurlarda yüzersin
Ne kimseyi kırır nede üzersin
Şakir senin baş köşesi cennetin
Duasını alıyorsun milletin.

Sensin bu gecenin ay’ı halesi
Hiç bitmez’mi yoksulların çilesi
Yanında sıfırdır, Eyfel kulesi
Şakir senin baş köşesi cennetin
Duasını alıyorsun milletin.

O nasıl yürektir dünya kucaklar
Seni görür kaçar, ecek, acaklar
Kavuştur şenlensin evler ocaklar
Şakir senin baş köşesi cennetin
Duasını alıyorsun milletin.

18/12/2005 Hegnsgarden/Hüseyin Uçar.

Ağalar

Ruhsuz bir bedene sarılmaktansa
Geceli gündüzlü vurulmaktansa
Yalana inkara alınmaktansa
Kuşlar gibi dağ başına tünerim
Kırkların başında semah dönerim.

Aşçının yaptıgı içli köfteyim
Ozanın dilinde şiir güfteyim
Söz bilmeze, dil bilmeze öfkeyim
Kuşlar gibi her yerlere tünerim
Sevdalanır coşar semah döneri

Eğlemiyor beni düzdür ovalar
Kötü kader düşman olmuş kovalar
Hakkınızı helal edin ağalar
Kuşlar gibi nere olsa tünerim
Semazence eksenimde dönerim.

Güvercinler gökte raksa kalkıyor
Havalanmış gönlüm ona bakıyor
Ayrılıklar bu sinemi yakıyor
Kuşlar gibi nere olsa tünerim
Ellerim böğrüme düşmüş dönerim.

20/12/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

Ceylan gözler ufuklarda oklanır

Dağcıl düşlerimi boğasım geldi
Vücüttan beyinden atasım geldi
Sevdiğim sineme sarasım geldi
Dilerim’ki tüm zalimler haklanır
Ay tutulur, güneş kızar saklanır.

Tan attıda yavaş yavaş ışıyor
Bu hüzünler anılarım kaşıyor
Güvercinler kanadında taşıyor
Bakın görün tüm yer yüzü aklanır
Korku basar karanlıklar saklanır.

Yakamı bırakmaz duygu düşünce
Ayrılıklar yolum keser peşince
Sevdiklerim yaralarım deşince
Ceylan gözler ufuklarda oklanır
Katil avcı iz bırakmaz saklanır.

Hasret kaldım eşe dosta anneme
Yağmur gibi oklar yağar sineme
N’olur felek başkasında deneme
Dost dediğin ara sıra yoklanır
Suçum nedir canlar kaçar saklanır.

20/12/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

Tanıksınız

İçimde yürüyen sevi
Salkım söğüt ağlar şimdi
Oturmuşlar yamaç yamaç
Yürekleri dağlar şimdi.

Batma güneş, esme rüzğar
Umutlarım kurutursun
Getirdiğin gül kokusu
Bülbülleri korkutursun.

Sözüm dinler, hüzün tartar
Yaşamı önüne katar
Sevdiğimden haber gelmiş
Dinmez ağrılarım artar.

Bak yüreğim yara bere
Emekler karışır tere
Tanıksınız gün görmüşler
Gurbet vurur yerden yere.

17/12/2005 Hegnsgarden.
                  Hüseyin Uçar.

Yavrularım

Ayrılık saati geldide çattı
Felek her birimiz bir dağa attı
Erenden ayrılmak beni ağlattı
Yürün yavrularım hak sizle olsun
Başlar pınar ayağınız göl olsun.

Aynalarda kaldı o gülen gözler
Gözlerle söylenen o sessiz sözler
Bir ulu çınarız kopamak bizler
Yürün yavrularım hak sizle olsun
Başlar pınar, ayağınız göl olsun.

Birlikte gelmiştik ata yurduna
Selam durduk ceylanına kurduna
Taşın bizi sınırların ardına
Yürün yavrularım hak sizle olsun
Başlar pınar, ayağınız göl olsun.

Erenin ağıdı gülüşü filim
Sizleri anmadan durmuyor dilim
Sevdiğim canlardan uzak dur ölüm
Yürün yavrularım hak sizle olsun
Başlar pınar, ayağınız göl olsun.

Övke bastı kovalıyor durmadan
Akıyor göz yaşım bana sormadan
Selametle birbiriniz yormadan
Yürün yavrularım hak sizle olsun
Başlar pınar ayağınız göl olsun.

25/7/2005 Didim. Hüseyin Uçar.

Katil dünya

Kime yazı kime nazar
Alır satar kurmuş Pazar
En sonunda olur mezar
İnançları batıl dünya
Sende bize katıl dünya
Yurt yuvadan atıl dünya
Dünya dünya katil dünya.

Urbalarım soymadın’mı
Yakardığım duymadın’mı
Kana cana doymadın’mı
İnançları batıl dünya
Sende bize katıl dünya
Yurt yuvadan atıl dünya
Dünya dünya katil dünya.

Ben ekerim sen biçersin
Düzler üstümden geçersin
Ben seçemem sen seçersin
İnançları batıl dünya
Sende bize katıl dünya
Yurt yuvadan atıl dünya
Dünya dünya katil dünya.

Bu gün doğdun yarın battın
Tenimi toprağa kattın
Ağlamadın hep ağlattın
İnançları batıl dünya
Sende bize katıl dünya
Yurt yuvadanm atıl dünya
Dünya dünya katil dünya.

Çöle döner kurakların
Belli başlı durakların
Sağır olmuş kulakların
İnaçları batıl dünya
Sende bize katıl dünya
Yurt yuvadan atıl dünya
Dünya dünya katil dünya.

10/10/2005 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

O Gül Bahçemin Gülüdür

Masamdaki kırmızı gül
Sen gelmeden solmuş sümbül
Ayrılığa ağlar gönül
Hem yurduna yuvasına
Anasına atasına
Kimler çıkar duasına.

O gül bahçemin gülüdür
Ben ölüyüm o diridir
Bahçem muhabbet yeridir
Hasret kalmış yuvasına
Anasına atasına
Tuz basmışlar yarasına.

Lafım muhabbet ehline
İyilikle düş diline
Yolumuz gurbet eline
Hasret kalır yuvasına
Anasına atasına
Karlar yağar havasına.

Yaşam felek yapar hile
Özlemler yapışır dile
Hüzünler çöker gönüle
Hasret kalır yuvasına
Anasına atasına
Dağlar girir arasına.

2/8/2005/ Didim.Hüseyin Uçar.

Yalanları Ügütmeyin

Yönetilip yönetene
Yönünüz dönmeyin düne
Çabuk biter belli sene
Yalanları üğütmeyin
Uçurumu büyütmeyin.

İnsanları ayırmayın
Yakınınız kayırmayın
Sizler yapın buyurmayın
Kırediyi üğütmeyin
Uçurumu büyütmeyin.

Özğürlükler genişlesin
Yasa herkese işlesin
Özürlü özür dilesin
Yalanları üğütmeyin
Uçurumu büyütmeyin.

Uzak sanma menzil yakın
Ayrım yapıp kıyma sakın
Benim adım halktır bakın
Yalanları üğütmeyin
Uçurumu büyütmeyin.

Herkes pay almalı vardan
Yoksul kurtulmalı dardan
Altın akçe dolu gerdan
Yalanları üğütmeyin
Uçurumu büyütmeyin.

Kimi sağda kimi solda
Kimi dağda kimi yolda
Kimi yatar bulmuş dulda
Yalanları üğütmeyin
Uçurumu büyütmeyin.

Kimi açken bir lokmaya
Kimi yerken o bakmaya
İsyan damarda akmaya
Yalanları üğütmeyin
Uçurumu büyütmeyin.

Korku salmak değil arzum
Bu olamaz benim tarzım
Hem sünnetim hemde farzım
Yalanları üğütmeyin
Uçurumu büyütmeyin. 

19/9/2005 Hüseyin Uçar

Sovuk sular serpelim

Lider ediyorlar bir bakar körü
Hala görüyorlar bu halkı sürü
Niçin bizim şu Arabın  kültürü
Dilimizi din imandan çekelim.

Sigortalı yapamazken hamalı
Sokaklarda hep silahlı kamalı
Gömlek eski, ceket, pantol yamalı
Umuda yolculuk yapar öfkelim.

Kimliğin yerine konunca benlik
Sorun olur evlenmeler erğenlik
Beynimizde oluşmuyor güvenlik
Korkusuzca nereleri gezelim.

Yeter doğrul yüzün olsun yokuşa
Sen sevdana sevdan sana yakışa
Öyle silkin dost düşmanın bakışa
Bu toprağa çağcıl düşler ekelim.

Anlatırım size her şey ortada
Hiç kusur yokmudur ana atada
Feryatlar yükselir bizim kıtada
Günah sevap gel ortaya dökelim.

Hayır diyek yalancının hepine
Gel inelim sorunların köküne
Sirkeyi doldurak kendi küpüne
Yüreklere sovuk sular serpelim.

30/11/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

Esme deli deli Rüzgar

‘’ Hastanede’’

Esme deli deli rüzğar
Güneşimi kurutursun
Yürekte deprem öncesi
Herbir şeyin tadı buruk
Kışın bile geçer kurak
Neden beni avutursun
Esme deli deli rüzğar
Dönme bana çöl olarak.

Sökme kökü kırma beli
Ne dal kaldı nede yaprak
Çok insafsız davranırsın
Denizler içimde kurak
Kavurduğun kimin eli
Esme deli deli rüzğar
Dönme bana çöl olarak.

Sağıl bulut yıkıl dağlar
Anam gizli gizli ağlar
Yaban eller zalım gurbet
Dost düşmanın belli değil
Nere gidek nerde durak
Gemi hazır kaptan kayıp
İniliyor koca çınar
Esme deli deli rüzğar
Dönme bana çöl olarak.

Günden güne yüküm artar
Can canandan ayrılamaz
Bakış donar yürek kanar
Ne ses veren ne paylaşan
Bu ne cürret yıkıl ulak
Saldırıyı yenileme
Koyma boynumuzu bükük
Esme deli deli rüzğar
Dönme bana çöl olarak.

13/12/2005 Roskılde. Hüseyin Uçar.

Sizi kör inkarlar

Ah ahcılar
Vah vahcılar
Değişmeyen şark’cılar
Sözüm ona
Birde sanatcılar
Duygu sömürücüleri
Yokluk edebiyatı
Ne ararsan hepsi var
Nerede haaa
Direnç
Değişim
Yenilik
Ses
Nefes
Nerede bütün bunlar

Anam anamcılar
Babam babacılar
Ham hamcılar
Nam namcılar
Sizi gündüzden hamacılar
Şiir adına şiirin
Agzını burnunu kıranlar
Raysız
Makinistsiz
Yolcusuz
Kara Trenler
Sizi yıkıntı kalıntıları
Çığlık meraklıları
Barikatlar
Sirenler
Sizi değişmez
Koyu kaya gölğeleri
Sizi………

8/12/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

Burun

Burun deyince
İlk aklıma gelen
Koklama duyumuz
Saldırğan
Değişken huyumuz
Adlar
Tatlar
İnsanlar
Hayvanlar
Bitkiler
Coğrafya
Ümüt burnu
Kaya burnu
Kuş konmaz
Ak burun
Çökük burun
Kuşburnu
Dik burun
Balık burnu
Çomak burun
Batlıcan burun
Kara burun
Deli orman
Zeytin burnu
Yel oldum
Burundan buruna estim
Sanki zeytinde’ki sestim
Zeytin burnunda
Zeytinin karnını yardım
Yağ doldu testim
Burun deyice burun
Burunları benden sorun
Avcılar takipte
Avcının burnu tetikte
Siz siz olun boş söz etmeyin
Burun deyipte geçmeyin…

11/12/ 2005/Karlslunde.
                Hüseyin Uçar.

O bir insan

Adam gibi adam
İnsan gibi duruş
Sabah gibi sabah
Şafak gibi şafak
Ne ararsan var
O bir insan
Adımı
Beyni
Yüreği
Ak pak
Karanlığa
Karanlık gibi kara
Aydınlığa aydınlık
Onu ağzına alırken
Bre elbiz beyin
Bre salak
Önce ağzını yıka
Gölge adam
Zavallı bınak
Dönde aynada
Savunduğun çağ’a
Bir ona
Birde kendine  bak…

12/12/2005 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

Şaşırdım

Hangi yola gideceğimi
Kime ne soracağımı
Unuttum şaşırdım bu akşam
Özlem
Hasret fırtanası esiyor
Kavuruyor yaşam
Duyulmuyor
Kalbimin atışı
Tansiyon sıfır
Farkında değilim havaların
Hangi  yola gitsem
Kar  kış
Ne yana baksam
Hüzün yağar
Ve her şeye ramen
Yılmadım
Yılmam
Yeni arayışlara
Başlarım
Geceler dönüşür sabaha
Umuda umut aşlarım.

21/11/2005 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

Çökünce karanlık

Akşam alacası
Yerini bırakırken geceye
Beni tarifsiz
Bir hüzün sarar
Karanlık üşüşür pencereme
Anılar uzaklaşır yakalıyamam
Gecenin gizemi çeker beni kendine
Yalnızlık bir yanda ağlar
Düşler kaybolur
Yüreğim param parça
Aşk
Çekilmiş yükseklere
Heycan arar
Aynaya yapışır bakışlar
Duyğular tutuklanır  içimde
Ne yar eli tutmuşum
Ne bir can dostum var
Yatağımı ararım bulamam
Kapıya yönelirim
Zifiri karanlıklar
Kaybeder uykuyu gözlerim
Döner dururum
Yaşamın çemberinde
Sabaha kadar…

20/11/2005 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

Sığınmışım

Ey karanlık
Yıldızsız
Aysız gece
Yalnızlığım
Yalnızlığına benzer
Bedevinin
Uyurum  çadırımda
Uzak limanlarda
Uyanırım
İnerim güverteden yavaş yavaş
Ve birden bire hatırlarım
Çadırım onbeş çocuk
Dört avrat
Sürüm
Develerim
Önünde
Çöl fırtanasının
Sıçrıyorum
Silkiniyorum
Rüyadamıyım
Yastığım suya batmış
Uzatıyorum ellerimi
Tutanım yok
Felaket götürmüş hepisini
Solmuş bütün çiçekler
Zakkumlar yeşil
Asmanın kırılmış daları
Kaya yosunları
Dönmüş yönünü güneşe
Gülümsüyor
Ve ben sığınmışım
Gönlümün limanına
Geceleyin rıtımdayım
Kurmuşum masamı
Yavaş yavaş
Yudumluyorum
Geceyi  kadehimde.

6/9/2005 Karlslunde.
           Hüseyin Uçar. 

Devinimler

Yüreğimde ateş yanar
Kor küllenir
Can dillenir
Yanar dağı lavlar boğar
Irmak akar tepelerden
Varım yoğum alevlenir
Canlı cansız
Devre dışı
Yüreğimde kor göllenir
Başka canda
Başka tende
Bu gönülcük görevlenir
Yaşadığım bu evrende
Ne bir eksik
Ne bir fazla
Devinimler
Devinimce
Belirlenir
Kimliğime el koyanlar
Ne gelindir
Ne gelincik
Ne beyindir
Ne beyincik
Tersten okur evrimleri
Benim diye böbürlenir
Canda canı
Bulmak mümkün
Kor küllenir
Can dillenir
Yolcu yolda
Evci evde
Umut eker
Efelenir
Yüreğimde ateş yanar
Yanar dağı lavlar boğar
Yer yüzü bulutu sağar
Arkasından güneş doğar
Gök kuşağı
Öfkelenir.

23/8/2005 Karlslunde.
             Hüseyin Uçar.

Sevdalandım

Halaya girmiş sekiyor
Güzel kurdunu döküyor
Beni kendine çekiyor
Okladında yaralandım
Kız ben sana sevdalandım.

Sevğiye dönüşür hecem
Değişir gündüzüm gecem
Hem tapınak hem eylencem
Okladında yaralandım
Kız ben sana sevdalandım.

Tutuşalım gel elele
Benzersin sen gonca güle
Kaçma benden bile bile
Okladında yaralandım
Kız ben sana sevdalandım.

Çalış bağda izin olsun
Koparmaya yüzün olsun
Her konuda sözün olsun
Okladında yaralandım
Kız ben sana sevdalandım.

Yanaklar al dudak kiraz
Eğlende konuşak biraz
Yalancıdan gelir maraz
Okladında yaralandım
Kız ben sana sevdalandım.

11/11/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

Anlatsamda anlamazsın

İhtiyacın yok duyğuya
Düşlerin gömdün kuyuya
Aşkı değiştin uykuya
Anlatsamda anlamazsın.

 

Ömürler baskı  altında
Suçlusun tanrı katında
Ne desem olman farkında
Anlatsamda anlamazsın.

 

Gül dikenle mutlu’iken
Evli barklı yurtlu’iken
Koklamadın farklı’iken
Anlatsamda anlamazsın.

 

Hayal ile avunursun
İlkeliği savunursun
Vahşilerce korunursun
Anlatsamda anlamazsın.

 

Yanar dağ vermez lavını
Ekenek bulur tavunu
Aslan kaptırmaz avını
Anlatsamda anlamazsın.

 

4/10/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

Bu mutluluk bozulmasın

Kapıldım sevda seline
Aldı elimi eline
Ballar sürülmüş diline
İzimize basılmasın
Bu mutluluk bozulmasın.

 

Bile yaşam ince oyun
Ceylana benziyor boyun
Seviyorum sizi duyun
Kara yazı yazılmasın
Bu mutluluk bozulmasın.

 

Halay kurmalı düşlerin
Coşkuya dönsün işlerin
Eksilmesin gülüşlerin
Güzel sesin kısılmasın
Bu mutluluk bozulmasın.

 

10/11/2005 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

Taşır gezerim

Gene akşam oldu karanlık bastı
Kolay ölmez idim ayrık sarstı
Gündüz cezam kesti şafakta astı
İlmeği boynumda taşır gezerim
Bilen olmaz gören olmaz mezerim.

 

Ben ne istedimse tersi gelişti
Nere kaçtım ise geldi yetişti
Nefes alamadım bu nasıl işti
İlmeği boynumda taşır gezerim
Bilen olmaz gören olmaz mezerim.

 

Bu beynimi kemirdiler yoldular
Neyim varsa hep elimden aldılar
O yetmedi sürğünlere saldılar
İlmeği boynumda taşır gezerim
Bilen olmaz gören olmaz mezerim.

 

Güller yetiştirdim gül bana küstü
Yalvardım yakardım selamı kesti
Atarlar çukura bir akşam üstü
İlmeği boynumda taşır gezerim
Bilen olmaz gören olmaz mezerim.

 

23/8/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

Didim Balık pazarında

Tezgah açmış kurmuş pazar
Sevği tartar azar azar
Mavi gözler destan yazar
Didim, balık pazarında.

 

Uzak değil gayet yakın
Dedim güzel gözden sakın
Her şey dolu dolu bakın
Didim, balık pazarında.

 

Ne alırsan içe siner
Para kazanmayı dener
Güvercinler semah döner
Didim, balık pazarında.

 

Sorursun neyin yenisi
Gönlümün umman gemisi
Gözler Ak Deniz mavisi
Didim, balık pazarında.

 

Dudak susar gözler dalır
Ayrılıgın zili çalır
Ben giderim aklım kalır
Didim, balık pazarında.

 

Taşatanım pazar aldı
Gözler pınar dudak baldı
Bakışların bende kaldı
Didim, balık pazarında,

 

19/8/2005 Didim. Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

Irmak dediler

Ömrümce sevğinin peşinden koştum
Nerde yetiştimse orada coştum
Engel tanımadım dağlardan aştım
Devam et yasaktır durmak dediler.

 

Gönül yatağımda aktım yıllarca
Bir haldan bilmeze koştum yollarca
Düşman gibi eksiğni kollarca
O yardir cilvesi kırmak dediler.

 

Dağlardan ovadan  indim sahile
O kadar yol aldım düşmedim dile
Selamlar taşıdım gülden bülbüle
Daha çay olmadan ırmak dediler.

 

Hiç kızılmaz ayrılsada işinden
O kaçtıkça ben koşarım peşinden
Göz yumulur oklasada döşünden
Sevdanın ilacı sarmak dediler.

 

15 /9/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Başa gelir

 

Dost için dara çekildim
Zulme dağ oldum dikildim
Sanki tanrıya vekildim
Düşe zincir vurma dilim
Sabır ile bekle gülüm
Başa gelir er geç ölüm
Bende biten sende başlar.

 

Işımıyor düşlerimiz
Yürümüyor işlerimiz
Taşa döndü döşlerimiz
Düşe zincir vurma dilim
Sabır ile bekle gülüm
Başa gelir er geç ölüm
Bende biten sende başlar.

 

Bu donu idiris biçmiş
Kermes olup bade içmiş
Ekinsiz harmansız çeçmiş
Düşe zincir vurma dilim
Sabır ile bekle gülüm
Başa gelir er geç ölüm
Bende biten sende başlar.

 

Ne varsa şu yer yüzünde
Yücelir insan özünde
Kimse durmuyor sözünde
Düşe zincir vurma dilim
Sabır ile bekle gülüm
Başa gelir er geç  ölüm
Bende biten sende başlar.

 

15/6/2005 Karlslunde.
             Hüseyin Uçar.

 

 

 

Kurmal İnsan

Görünmese bile dağların ardı
Nice canlıların o dağlar yurdu
Kendi içindedir insanın kurdu
Nefsini sorğuya almalı insan.

 

Canım dedim yad ellere sarıldım
Çok geçmedi bir kavşakta vuruldum
Ne araştırıldım nede soruldum
Kendinde kendini bulmalı insan.

 

Kestiler yolumu yapıştım cama
Bir yanımda silah bir yanda kama
Acılarım melhem değil yarama
Verilen sözlerde durmalı insan.

 

Hemen her yerde ayrılık yakın
Ters esen rüzğardan kendini sakın
Şükürü bırakıp çareye bakın
Yarına köprüler kurmalı insan.

 

10/10/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

 

Hoşça kalın

Güç alırken güçünüzden
Ben biriyim içinizden
Gelemem’ki peşinizden
Gül yüzlüler hoşça kalın.

İzimiz var altın kumda
Bir yanım kaldı Çorumda
Sitem doludur sorumda
Göl sözlüler hoşça kalın.

Bir belirli makamım yok
Bir sürekli mekanım yok
Yollarıma bakanım yok
Yol izliler hoşça kalın.

N’olur anlayın nazımı
Çoğa sayın siz azımı
Çaldım koltuğa sazımı
Bal özlüler hoşça kalın.

Daralır göğüs kafesim
Yarıda kaldı hevesim
Yurdumda kalsın nefesim
Sel gözlüler hoşça kalın.

Unutmuş bilmez yavrular
Yoğun yaşanır duyğular
Hüseyin kendin sorğular
Dil bizliler hoşça kalın.

2/8/2005 Didim. Hüseyin Uçar.

Fırat güngorün Sünnetine

Sünnet oluyorum bir yanım boştur
Hayalin peşinden koşturda koştur
Mutlu günde bile yüreğim taştır
Fırat coşmuş yatağında akıyor
Bu ayrılık yüreğimi yakıyor.

 

Kivram geldi neden babam gelmiyor
Sordum soruşdurdum kimse bilmiyor
Bu yaşımda felek bile gülmüyor
Fırat coşmuş yatağında akıyor
Bu eksiklik yüreğimi yakıyor.

 

Size açtım eksiğimi fazlamı
Verin giyineyim sünnet abamı
Saygıyla  anarım doslar babamı
Fırat coşmuş yatağında akıyor
Bu ayrılık yüreğimi yakıyor

 

Yüreğimde ağrı, gözümde hüzün
Sağ olup görseydi şu anı gözün
Öfkeler alıyor  yerini sözün
Fırat coşmuş yatağında akıyor
Bu eksiklik yüreğimi yakıyor

 

Yurtlar kurmuş tırnağından dişinden
Kimler menmun şu feleğin işinden
Yeten varmı ayrılıgın peşinden
Fırat coşmuş yatağında akıyor
Bu ayrılık yüreğimi yakıyor.

 

Gel yüreğim bundan geri kanama
Bu değişim melhem olsun yarama
Çok şeyler borçluyum dostlar anama
Fırat coşmuş yatağında akıyor
Babasızlık yüreğimi yakıyor..

 

Anlayıp  görmemek işin kolayı
Bağışlayın sitemimden dolayı
Yaşam acımasız kurun halayı
Fırat coşmuş yatağında akıyor
Bu ayrılık yüreğimi  yakıyor                

 

17/11/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

Kuyunun dibinde Ay

Ay düşmüş kuyunun dibine
Görüyor’musunuz yıldızlar
Nasıl olur
Küçücük kuyuda
Kocaman ay
Hayal görsem
Hayal değil
Fener desem
Tünel değil
Ne arıyor kuyunun dibinde ay
Bak gör
Gizem’mi eğil
Gördüğüm
Kendi gölğem
Öyle ya bu gün ayın ondördü
Saçlarını tarıyor sevdalı kızlar
Buğday başakları gibi
Salınıyor derinde saçlar
İnsek sovuk’mu suyu
Yakaladı gölgemizi
Dindirdi öfkemizi
Bir yudum alsak
Yüzen bedenimizi
Öpüyor
Geceleyin kuyu
Dudağı
Islak ıslak…..

 

29/9/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

Nereye koysam seni

Nasıl anlatsam
Nereye koysam seni
Gönlümün ırmaklarında yüzdürsem
Beraberliğimizi değişik boyutlarda sürdürsem
Hiç bir kimse, hiç bir güç
Anlayamaz, anlatamaz,sevemez seni
Benim sevdiğim kadar
Hislerine his, tenine ten
Nefesine nefes, gözlerine göz değmemiş
Dudakları mühürlümsün
Sen bir bozkır, sen bir step şiirisin
Bitmemiş bir roman
Bir arzusun,  bir esin’sin
Güneşle, ay’la, ufuklarla
Kucak kucağa
Koyun koyuna yatan
O yüce dağların cin doruğusun
Ömrümün, gönlümün güneşi
Mısralara sıgmayan, köy türkülerimsin
Teveğimde üzüm, ağzımda dil
Yüreğimde ateş
Bağlamamda tel
Verilmiş sözümsün
Sen benim canım
Soy ağacım, özümsün
Gel artık taşın yanıma
Bak ufuklara, dağlara
Bakmak alğılamaktır
Bakmak öğrenmek
Ne görüyorsun
Maden görüyorsan önce yol yap
Sonra onu çıkarmayı düşün
Şelale görüyorsan
Sesini sesine kat
Gir altında serinle
Gök kuşagı görüyorsan
Korkma değişirim diye
Geç altından
Sonra gel otur yanıma
Ne ürettikse paylaşalım
Yalnızlık tutmasın yakamızdan
Dünyayı dolaşalım…

 

10/11/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

 

 

Düşün ve sev

Benim aptal gönlüm
Deli  divane gönlüm
Senin  neyine?
Irkçılarla ugraşmak
Sen deneni  yap?
Dağlarda eşkıya
Ovada çiftçi ol
Denizlere, göllere
Okyanuslara yağan
Yıldızları say geceleyin
Yakaladıgını doldur cebine
Cebin, kalbin ısınsın
Düşlerin aydınlansın
Neyin etrafında dönerse dönsün dünya
Sen değişimleri izle
Ağaçların yerin altındamı
Yerin üstündemi
Daha çok yol aldığından sana ne?
Hangi meyve daha yararlı
Hangi mevsimde dikilir
Oları öğren
Senin neyine?
Kendin gibi düşünmeyenleri yarğılamak
Ders vermek kim?
Sen kim?
Sen o yetişdirdiğin
Ağaçlara konan kuşları düşün
Yaralıya kanat ol
Sahilde gezin
Uzan çayırlara
Gök yüzünü seyret
Çoğal
Dağıl yer yüzüne
İnsan insan
Yağ yaz yağmuru
Bulutlarla beraber
Aşıksan ıslan
Tüm dünya çocuklarını sever gibi
Torununu sev
Sevmek sevilmenin ilk koşuludur
Sevği aksın yüreğinden
Düşlerin ırmaklaşsın
Sende unut seni unutanları
Önce kendi yaralarını sar
Yaralarına melhem bulabilirsen..

 

7/9/2005 Karlslunde/ Hüseyin Uçar.

Aydınlığın sahibi kim?

Kim aydınlığın sahibi?
Alaca şafak’mı?
Ay’mı?
Güneş’mi?
Sen’mi?
Ben’mi?
Düş’mü?
Düşünce’mi?
Isınan Toprak’mı?
Toprağa düşen tohum’mu?
Tohumda’ki Gizem’mi?
Yaşamda’ki
Değişimde’ki hız’mı?
Siz’mi?
Biz’mi?
Ateş’mi?
Söz’mü?
Göz’mü?
Hayal’mi?
Öz’mü?
Dağlar’mı?
Bağlar’mı?
Ekenek’mi?
Ekin’mi?
Ağaçlar’mı?
Kuşlar’mı?
Ayaklar’mı?
Başlar’mı?
Kuru’mu?
Yaş’mı?
Ekmek’mi?
Aş’mı?
Aydınlıgın sahibi
Kim?
Kim?
Kim?
Kim?……

 

11/11/2005 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.
 

Bunu unutma

Uyuyamıyorum geceleri
İn, cin top oynuyor
Sessiz sedasız
Yolumu kesiyor
Günümüz haramileri
Sorular içinde kafamın
Bir yanardağ
Püskürüyor
Çalıyorum kelimelerin kapısını
Satırlar, cümleler, pararaflar
Kendiliğinden doluşuyor
Yaz, çiz, karala
Sil baştan yeniden yaz
Ben bende değilim sanki
Aynı türküyü söylüyor herkes
Gitme yemene yemene
Çabuk geçer belli sene
Bakışların bende kaldı
Yaslan sineme sineme
Ulaşılması zor
Ayrılması kor yaşam
Herkes senden yandıkıyor
Zenğini, fakiri
İşçisi, memuru
Birokratı
Çifçisi, emeklisi
Yaşlısı, genci
Değişim dedikmi kimse yok ortada
Kimliksizler, laf ebeleri
Sorumsuzlar
Kavğa  yaşamdır
Yaşamsa kavğa
Sarılmalısın yaşama
İrdelemelisin her olayı
Dinlemelisin İnsanı
Hilekarı, düzanbazı asla
Boğmalısın onları sorularınla
Onlar dalsız, kolsuz
Köksüz birer ağaç
Düşlerini kurutma
Dalı, kolu, gövdesi
Sensin onların
Bunu Unutma….

 

9/9/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

 

Demlenmiş

Derğilere baktım
Ayıklanmış, elenmiş
Gazetelere baktım
Nemlenmiş
Zihinlere baktım
Örklenmiş
Konuşanlara baktım
Yemlenmiş
İdeallere baktım
Gemlenmiş
Topluma baktım
Zevklenmiş
Öfkeme baktım
Demlenmiş.
Bireye sordum
Birlik diyor
Köylüye sordum
İmace diyor
Kentliye sordum
Özğürlük diyor
İşçiye sordum
Emek diyor, ekmek diyor
İşsize sordum
Konuşmağa yüksünüyor
Ve bunları herkesin
Duyacagı dilde demiyor
Ne yürüyüş
Ne protesto
Dizğinleri toplayan
Çoktan Bulmuş Newyork’u
Ne coğrafya tanıyor
Ne haritaya sığıyor
Onlara TSUNAMİ
Kuş üzümü, kahkaha
Kazanç kapısı
Yeni vurğunlar
Yeni bankalar
Başlarlar akmayan suları akıtmaya
Onlara pınarın suyunun
Nereden olduğunu sorursan, kudururlar
Onların çalmadığı kapı
Girmediği ev yoktur
Takmış dünyaya yuları
İstediği çeşmede sularlar.

19/9/2005 Karlslunde/Hüseyin Uçar.

Gönlümün güvercini

Gönlümün güvercini
Un eliyor gökyüzünde
İndi inecek bulutlar
Koyup altına
Hamur teknesini
Hamuru yuğurmalıyım
Hemen ardından
Tandırı yakmalıyım
Umudun  ekmeğinin
Tadına bakmalıyım.

 

5/9/2005 Karlslunde.
           Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Benim yarim

Bunca yıldır hayaline yelirim
Bir he desen nere olsa gelirim
Ben sevdamın yollarında ölürüm
Benim yarim secdem, kıblem olmalı
Deli gönlüm muhabbetle dolmalı.

Muhabbetin derininde boğulmam
Gönülsüz bedene ölsem sarılmam
Davetsiz sofraya varıp kurulmam
Benim yarim secdem, kıblem olmalı
Deli gönlüm muhabbetle dolmalı.

Açılır kapılar gülistan bahce
Neye yarar söyle altınla akçe
Ayrı dilde olsak birleşir lehçe
Benim yarim secdem, kıblem olmalı
Deli gönlüm muhabbetle dolmalı.

Uzaklar kısalır yakına düşer
Çiğ yanlarım kalmaz kavrulur pişer
Cennete dönüşür bileyken mahşer
Benim yarim secdem, kıblem olmalı
Deli gönlüm muhabbetle dolmalı.

17/10/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

Hadi koş gel

Ben hapisken
Sıgınaklarda boğulurken
Bir görünüp
Bir kaybolan
Gezğin düşlerim
Son bahar rüzğarlarının
Oradan oraya savurduğu
Tinsel
Zihinsel yaşam
Bilinç tarlam hafızam
Gözüm
Kulağım
Dilim
Oluşumu
Değişimi izlerken
Çağcıl
İnsancıl
Duygularımı okşuyor
Tarih
Mitoloji
Akar sulara kaptırmış
Buluşlarını
Yitirmiş Lokman
Ölümsüzlük otunu
Okyanusun dibinde bulan
Yarı tanrısal kral
Gılgamiş.
Dinlenirken başında kuyunun
Ölümsüzlük otunu
Almış götürmüş
Kendisi yemiş ’’ EVREN’’
Hadi koş gel
Hadi koş gel
Boşuna sızlanma
Unut bütün bu olanları
Gılgamiş.

 

Seni
Beni
Bekliyor yeni oluşumlar
Akan pınarım
Kaynarcam
Ekolojik denğem
Çevre bilincim
Sürekliliğim
Yaşam sevdam
Tarihim
Bilinç tarlam
Hafızam
Koyma beni buralarda
Bir başıma
Tut elimden
Düşelim yollarına  ’’URUK’UN’’
Geçelim aslanlı yollardan
Yeniden yakalım
Tarihin ateşini içimizde
Bakalım izleri silinmişmi
URUKLUNUN……………….

 

19 /10/2005 Karlslunde.
                Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

 

Ayrılık adını takan Utansın

Bu toprakta ne ekersen bitiyor
Sabah yakın horozları ötüyor
Bu yüreğim baca olmuş tütüyor
Bizi gurbet elde yakan utansın
Ayrılık adını takan utansın.

 

Rüyamızda yamaç yamaç oturduk
Çuvaldızı önce cana batırdık
Hasretliği sinemize yatırdık
Bizi gurbet elde yakan utansın
Ayrılık adını takan utansın.

 

Durdurulmaz şu zamanı durdurak
Ulaşılmaz şu feleği vurdurak
Aramızdan şu dağları kaldırak
Bizi gurbet elde yakan utansın
Ayrılık adını takan utansın.

 

Dinlemezler anlatayım halimi
Uzatsamda tutan olmaz elimi
N’olur buralarda koyman ölümü
Bizi gurbet elde yakan utansın
Ayrılık adını takan utansın.

 

Yaban eller ulaşılmaz yeridi
Bu genç ömür buralarda eridi
Bütün anılarım filim şeridi
Bizi gurbet elde yakan utansın
Ayrılık adını takan utansın.

 

1/11/2005 Karlslunde. Hüseyın Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilseydim

Bilseydim bu Sivas’a gelmezdim
Yobazları tanımazdım bilmezdim
Dövüşürdüm böyle buruk ölmezdim
Kültürü ateşe verdi bakanlar
Yaşam baharında yandı volkanlar,

 

Menemende Kubilayı boğazlar
Bir çok yerde yandaşların palazlar
Kaçamadım çevirince yalazlar
Suçlusunuz uzak uzak bakanlar
Bilim ile çağ’a  değdi  kalkanlar.

 

Gazamız mübarek olsun dediler
Sardı etrafımız sardı gidiler
Ateş ile üstümüze geldiler
Suçludur vahşete sade bakanlar
Sizi gidi aydınlıktan korkanlar.

 

Açın okun başbakanın sözleri
Ne yapsalar kızarmıyor yüzleri
Koyar yüreğime koyar közleri
Ozanlarım yazarlarım yakanlar
Bedenlerde kaynatıldı alkanlar.

 

Azraile benzer eli çapalı
Hem yaşama hem dünyaya kapalı
Kara molla sıvazladı sakalı
Kültürü ateşe verdi korkanlar
Kan ağlıyor ortadoğu balkanlar.

 

8/11/2005 Karlslunde. Hüseyin Uçar. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir kayanın sessizliğse duruşun

Özğürce yaşayamıyor’san
Bağımlıy’san
Kopuksa bağların
Melhem olamıyor’san yaralara
Hiç bir işe yaramıyor’san
At kendini uçurumdan aşağı
Koparılmışsa yüreğin bedenin’den
Sade bir kovandan ibaret’sen
Bir kayanın sessizliğiyse duruşun
Sal hançeri parçala o bedeni
Anlamı ne yaşamanın
Yada kopar o görülmez
Zincirlerini köleliğin
Fırlat onu yakıştıranların suratına
Tanı onları
Bile yüreğini
Bile bilincini yeniden
Gülde diken
Dikende gül ol
İşsize iş
Yolcuya yol
Aça ekmek ol
Çiz altını bütün soru işaretlerinin
Yeterli değil’sen
Olğunlaşmamış’san
 Pişmemiş’sen
Yürüyemiyor’san
Aşamıyor’san küçük engelleri
Yalansa, yapmacıksa
Hareketlerin

 

Sürülmemiş’sen
Ekilmemiş’sen
Boy vermemiş’sen
Kara sabana bile
Yakışmıyorsa ellerin
Doğra odun yerine
Doğra o bedeni
At sobaya yak
Hala köz olmamış’san
Savur küllerni havaya savur
Doğa yeniden yaratır 
İşler seni
Kısacası insanca yaşayamıyor’san
Kırmışlarsa bütün dirençlerini
Mertce
Erkekce
Doldur bir çukura o bedeni
Otlar yeşersin göksünde
Renklensin dünya
Bir işe yara
Işıla seherlerde
Şebnem şebnem
Gülümse güneşe
Kuşlar uçar üstünden
Börtü böcek yuva yapar koynuna
Nice canlılar beslersin
Üstünde çocuklar oynar
Aziz Nesine dönersin.

 

26/10/2005 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

Çok sürmez dostum

Asmamın sesini duyuyorum uzaklarda
Portakalda çiçeğim
Limonda ekşi tat
Dolunayla
Deşenek oynuyor
Yazı tura atıyorum terasta
Asmanın gölgesinde
Üzüm yiyerek
Ders çalışıyor çocuklar
Bastonu oluyorum
Hüseyin dedenin
Yaşama tutunan
Yağmur oluyorum
Bulut bulut
Tütüyorum bacalarda
Duman duman
Ne yön tainim var
Nede pusulam
Bir yıldız kayıyor yanımdan
Mektup uzatıyor postacı
Türkü sesleri geliyor
Altın kumdan
Seni arıyor gözlerim
Neredesin dostum
Haber yokmu yavuklularımdan
Hangi avcu vurdu
Kimler saldı başı boş
Düşlerimi kafesinden
Orada nasıl havalar
Hala fesleğenler yeşilmi
Olgunlaşmadımı zeytinler.
Burada iskeleyi dövüyor dalgalar
Üşümege başladım güvertede
Kuzeyde kapalı
Nemli  bir  hava
Gözlüğüm puslanıyor
Ellerim titriyor yazamıyorum
Bedenime sıgmıyor öfkem
Aç kollarını beni bekle bahçem
Bu özlem
Bu hülya
Bu yolculuk
Bu gurbet
Çok sürmez dostum
Çok sürmez
Çeker ipini adamın.
18/10/2005. Karlslunde/ Hüseyin Uçar.     

Baş koymuşum sevdiğim

Etrafına sevgi, neşe saçarsın
Havalanmış semalarda uçarsın
Ne dedimde benden uzak kaçarsın
Ben yoluna baş koymuşum sevdiğim.

 

Yaşamadım inan senden eveli
Uyku girmez göze sevdim seveli
Düşman etme bana yedi düvali
Ben yoluna baş koymuşum sevdiğim.

 

Altınların yakışıyor gerdana
Güzel görsün gözler çıkta meydana
Ver elini bile gidek babana
Ben yoluna baş koymuşum sevdiğim.

 

Kötü sözler yakışmıyor diline
Uzat nişanemiz takam eline
Kollarımı kemer yapam beline
Ben yoluna baş koymuşum sevdiğim.

 

10/20/2005. Karlslunde/Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

 

Can Amcam

(Sadık Uçar’a/ Sadık Baba’ya)

 

Sen başlattın köyden kent’e akışı
Tam bir aydın şu dünya’ya bakışı
Hak edersin ses her zaman alkışı
Geçmiş olsun, güzel Amcam, can Amcam.

 

Dağdan taştan acı kireç taşıdın
Herkeslere önder idin, başıdın
Evde huzur soframızda Aşıdın
Geçmiş olsun, güzel Amcam, can Amcam.

 

Büyüdü’mü  Mahmut Can’ı, Barışın
Kamçılardı bizi  soru soruşun
Saat kulesine benzer duruşun
Geçmiş olsun, güzel Amcam, can Amcam.

 

Ay gibi parlıyor nurlu suratı
Nakış nakış işlemiştir hayatı
Bu dünyada geçtin amca sıratı
Geçmiş olsun, güzel Amcam, can Amcam.

 

Az şeyler önerdin, çok şey öğrettin
Tüketmedin üste koydun ürettin
Nerde yanlış varsa hepsin direttin
Geçmiş olsun, güzel Amcam, can Amcam.

 

Selam söyle eşe dosta sılaya
Diren amca bile durak halaya
İster’isen getireyim buraya
Geçmiş olsun, güzel Amcam, can Amcam.

 

Uzaklarda Doruk, Emre, Erce’sin
Her türküde her duyguda hecesin
Kuşsaray’ın kalesinden yücesin
Geçmiş olsun, güzel Amcam, can Amcam.

 

3/10/2005 Karlslunde/Danmark./Hüseyin Uçar.

 

 

 

           
       

 

Yoksa bunun adımı Aşk

İlk göz göze geldiğimizde
Yapıştı dil damağa
Her şey sustu
Evren durdu
Gözler konuştu
Dudakların mührünü
Dudaklar açtı gene
Ateş yürüdü bedene
Bir heycan
Bir hüzün
Bir coşku
Yanaklar alal
Farklı bir dünya oluşturdu gözlerimiz
Birleşti iki farklı beden
Başladı kendiliğinden oluşan
Bir devinim
Sürdü şafak sökene kadar
Akıl
Mantık
Duygu
Karıştı birbirine
Yoksa bunun
Adımı Aşk..

 

 

Karlar eridi
Kırlar yeşerdi
Eğildi dağlar
Yol verdi
Yuvasına döndü
Göçmen kuşlar
Ağaçlar meyveye durdu
Ekinler boy verdi
Sevda türküleri
Dönüştü ninnilere
Beşiğe bebeği
Hayır kendimi
Yok..yok…
Anneyi yatırdim
Ateş yürüdü bedenime
Çoğaldık bir can daha
Bir heyecan
Bir hüzün
Bir coşku
Bir sevinç
Yanaklar al
Dudaklar bal
Farklı bir dünya oluşturdu gözlerimiz
Birleşti iki farklı beden
Başladı kendiliğinden oluşan
Bir devinim
Yıldız yağdı gözlerime
Kuşlar çıkmadı yuvalarından
Bir sessizlik
Bir coşku sürdü
Şafak sökene kadar
Akıl
Mantık
Duygu
Karıştı birbirine
Yoksa bunun
Adımı Aşk…

 

 

Aradan geçti yıllar
Nereye, nasıl bastığını
Bilmeden koşan ayaklar
Durğunlaşmağa başladı
Ekmek
Sağlık
Eğitim
Geçim derdi
Yürütmeğe başladı
Farklı kulvarlarda
Ateşler soğudu
Arzular azaldı
İstekler başka
İsteklere dönüştü
Heycan kayboldu
Coşku söndü
Küçüldü bedenler
Güçsüz düştü ayaklar
Bitti devinim
Öne çıktı zaman
Çöktü ağırlığı yaşamın
Akıl
Mantık
Duygu
Ayrıldı birbirinden
Yoksa bunun
Adımı Aşk…

 

2/6/2005. Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

Benim sevdiğim güzel

Benim sevdiğim güzel
Anne olmalı
Kendi yavrusunu emzirirken
Annesiz büyüyen bebeleri
Yatırmalı boş kalan göksüne
Oradan oraya koşuştururken
Saçları uçuşmalı rüzğarda
Sevecen bakışlarıyla
Seçilmeli uzaktan
Ninniler söylemeli bebelere
İçli
Duygulu
Sevecen
Yaşama yarınlara dair

 

Benim sevdiğim güzel
Yılın anne adayı değil
Yılın annesi olmalı
Kış yaz
Gözlerine güneş düşmeden
Doğrulmalı yataktan
Tavukları
Kuşları yemlemeli
Koyunları sağıp
Koyunu kuzuyu
Katmalı birbirine
Sonra bahçeye inip
Saçları gibi
Toprak kokan
Fasülyeleri
Domatesleri
Salatalıkları toplamalı
Ve çapayı eline almalı
Zararlı otları öldürmeli.

 

Benim  sevdiğim güzel
Son güz yaprakları düşmeden yere
Kışlığı durdurup
Almalı içeri
Elbisesini değişip
Halaya durmalı
Yorğun bedenini
Dinlendirmeli
Uçurtma gibi uçurmalı
Fileli eteğini havalarda
Oyuna katmalı çocukları
Saçları rüzğarda uçuşurken
Her yönüyle seçilmeli uzaktan
Türküler söylemeli
İçli, duyğulu
Yaşama sevdaya dair
Sonra davulu almalı davulcudan
Halayı coşturmalı
Yaşadım diye bilmek için
Hayatın her alanında koşturmalı
Eli, yüzü düzğün
Bakımlı olmalı
Barışık olmalı kendiyle
İnsanları sevmeli

 

Benim sevdiğim güzel
Ulusun güzeli olmalı
Onun değerlerini taşıyan
Dünya güzeli olmalı
Afrodit gibi güzelliği
Düşmeli dillere
Medyanın malzemesi
Sermayenin koşturduğu
Yarış atı olmamalı
Güzellik estetikse
Kİ öyle
Güzelliği güzeller
Ve güzellikler içinde yaşamalı
Alımlı çalımlı
Ve davranışı konuşulmalı
Ülkemin en hücra köşelerinde
Birileri adına değil
Kendi adına yaşamalı
Var olan bütün güzelikleri..

 

1/6/2005 Hüseyin Uçar.

 

 

 

Kına yakalım Saçlarına

Şiirlerimi yazarken
Dudaklarım mühürlenir
Şahince kanatlanır
Dilimden mısralar
Her yerde seni arar gözlerim
Uzattıgımda ellerimi
Ellerime ak düşmüş
Saçların dolar
Kına yakalım saçlarına
Mutlu ol
Eskisi gibi
Neşelen
Korkarak bakma aynalara
Aynalar korksun senden
Sal belden aşağı saçlarını
Salınsınlar
Öpücükler kondurayım yanaklarına
Bakışların hüzünlü bulut bulut
Gökyüzünde katar katar turnalar
Mevsim bahar
Ordamısın yar….
Denizlerde yürümek istedim hep
Artsada yürek ağrılarım
Hep uçlara
Tepelere yürüdüm
Şu an gök yüzünde
Kar dağları üstündeyim
Her yerde seni arar gözlerim
Uzattığımda ellerimi
Ellerime ak düşmüş
Saçların dolar
Kına yakalım saçlarına
Mutlu ol
Eskisi gibi
Neşelen
Korkarak bakma aynalara
Aynalar korksun senden
Sal belden aşağı saçlarını
Salınsınlar.
Saçların döverken kalçalarını
Sen yaşlandığını unutacaksın
Bakışların hüzünlü bulut bulut
Sen anasın
Nelere katlanır analar
Mevsim bahar
Ordamısın yar…

 

Bar’lara gideyim diye çıkıyorum
Geceleyin evden
Kendimi Gar’da buluyorum
Ayrılanlar
Kavuşanlar
Yersiz yurtsuzlar
Gececiler
Hececiler
İçiciler
Ve yasaklı yasaksız
Duvar yazıları
Gar’ın beton tabanına
Kendini gömenler
O kırli cam’a  düşlerini çizenler
Uyuyanlar
Dolananlar
Umudun
Umutsuzluğun
Kapısını tekmeleyenler
Sizlerin bakışlarında
Çıkıyorum en uzun yolculuğuma
Denizin dibine
Demir atmış güneş
Yağmur gibi yağmış yıldızlar
Uzattığımda ellerimi
Ellerime ak düşmüş
Saçların dolar
Kına yakalım saçlarına
Mutlu ol
Eskisi gibi
Neşelen
Korkarak bakma aynalara
Aynalar korksun senden
Sal belden aşağı saçlarını
Salınsınlar
Saçlarını dağıtırken rüzğarlar
Yüreğinde yeşersin umut
Sen anasın
Yakışmıyor umutsuzluk
Daima umut taşı yüreğinde
Gözlerin hüzün bulut bulut
Mevsim bahar
Ordamısın yar…
       
3/6/2005. Hüseyin Uçar.

 

 

 

Güneş batarken

Güneş batarken
Her akşam
Güneşin kızıllığı
Bizim kızılkır
Kısrağa benziyor
Güneş gibi
Oda rahvan
Yüklüyor bütün dünyayı sırtıma
Kayboluyor yavaş yavaş
Kararmağa yüz tutmuş
Ufukların ardından
Seyrederken batan güneşi  akşam
Altınkum’a
İniyorum terastan
Gör ellerim desen desen
Sana göz değmemiş
Bir halı dokuyorum
Ay doğuyor ilk akşamdan
Yıldızlı gecelerle kavğalı
Sen gibi can
Sen gibi
Oda bana sevdalı.
Güneş batarken
Her akşam
Güneşin kızıllığı
Bizim kızılkır
Kısrağa benziyor
Güneş gibi
Oda rahvan
Denizi
Dağları sırtlamış
Katmış
Serapları önüne
Doğudan
Batıya kovalıyor
Seyrederken batan güneşi akşam
Uzanıyor ellerim
Boduruma terastan
Her yan portakal
Fesleğen kokuyor
Ay doğuyor ilk akşamdan
Rüyalar güneşli
Sabahlar gibi
Hayatla sarmaş dolaş
Bulutlar indi inecek
Hüznümün ovasına.
8/6/2005 Hüseyin Uçar.

Ve aşk

 

Deniz
İnsan
Ve aşk
Denizde denizi seyre daldım
Aniden yükseldi sular
Dalğalar
Dağ’a dönüştü
Dalğalar doğurdu dağ
Dağın gölgesinde
Yedi balıklar birbirini
Düşler başladı ağlamağa
Kendini
Görevini
Aşkı
Unuttu insan
Dalğayla dağ
Muhabbet’teydi
Balıklarsa mezesiydi
Muhabbettin
Masalın kendisi ilginç
Oldugu gibi
Kabullenmemeli her şeyi
Kalbinde besleyip
Beyninde yoğurup
Davranışıyla büyütmeli aşk’ı
Ve aşk dönüşmeli sevğiye
İşte orada
Kendini bulmalı insan…

 

5/6/2005. Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

Umut

Yarınlaştırır
Yaşamı besler umut
İç.. iç ..
Tükenmez
Ye.. ye..
Bitmez
Bağlı kal umuda
Giden yıllar
Geri gelmez..

10/6/2005/Hüseyin Uçar.

Batık

Ey asırlardır
Yatan ölüler
İsrafil’in suru
Paslanmış
Çatal çıkıyor sesi,
Sesi batık.
O sesi duyamazsınız
Kalkın yattığınız yerden
Doğrulun artık…

 

9/6/2005.Hüseyin Uçar.