Skip to content

Month: May 2007

Satır başı

Ne çok afet oldu bu yıl
Ne giden kışı
Ne gelen baharı
Ne kekik kokulu
Yayları düşündüm
Nede yarınlara dönük
Düşler kurdum
Birden
Kabardı
Kabardı sular
Kükremişti okyanus
Sanki kendini
Yeniden yaratıyordu
Ne bulduysa
Kattı önüne
Canlı
Cansız
Köy
Kasaba
Şehir
Tepe
Dağ
Ne varsa
Sildi süpürdü coğrafyadan
Ben öylece
Baka kaldım
Bir virgül
,
Bir nokta
.
Bir soru işareti
?
Bir satır başı
_
–  Her şeye ramen,
Devam ediyor hayat..

 

29/5/2005.Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

Aydınlık

Sabah gözlerimi açtığımda
Güneş
Dolmuştu
Kapıdan
Pencereden içeri
Sarmıştı
Kucaklamıştı
Sıcak bir aydınlık
Boşaltın odamı
Demeye kıyamadım.

 

26/5/2005. Hüseyin Uçar.

Güven kalmamış

Bir kere yakayı verdinse ele
Her yağan yağmurla verirler sele
Senden özğür yaşar halkalı köle
Babadan, oğula güven kalmamış.

 

Çok sürmez seçersin, sikke, akçeyi
Koltuğuna kıstırırlar boçayı
Yırtınsanda kurtaraman paçayı
Bakın; etrafına seven kalmamış.

 

Haklılar susar, konuşur haksız
Yaşamın anlamı sürgünden farksız
Ahlak bekçisine benzer ahlaksız
Doğruyu gerçeği gören kalmamış.

 

Sen dağları aşan, dağlarda seni
Lehine, kullanır bilimi,  feni
Kurtulman, toprağa vermeden teni
Haklıyı hak için öven  kalmamış.

 

Gönlüne, gözüne oyulmuş poster
Boşuna konuşma dinleyen göster
Böylesi yaraya neylesin neşter
Haksıza yüzübir; söven kalmamış.

 

Dayın varsa yapıyorlar kıyağı
Felç etmişler tutmaz oldu ayağı
Gün geçtikçe küçülürler bayağı
Haksızın başını, eğen kalmamış.

 

10/6/2005 Karlslunde/Hüseyin Uçar.

 

 

 

  

Arar dururum

El ile, göz ile, dille dokunan
Ömür boyu aynı tatla okunan
Önc’olmalı onca yıllık farkınan
Öyle bir güzeli arar dururum
Bulamazsam bu nevsimi vururum.

 

Çıkar yoksa sanma gülüm uğrarlar
Timsah göz yaşları döküp ağlarlar
On bin yıllık çınar olsan doğrarlar
Derdime dertleri ekler dururum
Gören olmaz saçlarımı yolurum.

 

Tarlamıyım, bahcemiyim, dağmıyım
Efsanemi, tarihmiyim, çağmıyım
Ölümüyüm, dirimiyim, sağmıyım
Bozuldu düzenim tekler dururum
Yeter gel sevdiğim kurban olurum.

 

Dilinden tatlıdır o vücut dilin
Gurbete savurur vicdansız yelin
Ömrümde, gönlümde, evimde gelin
Seni tanıyalı hayal kururum
Nere gitsen seni arar bulurum.

 

Yaslan bu sineme gün günün gencel
Gönlümün tahtına kuruldun yücel
Beni senden ancak ayırır ecel
Doğanın gerçeği açtım solurum
Zaman gelir bir çukura dolurum.

 

5/9/2005 Karlslunde/Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

Ne aman bilir

Pehlivan, sıhıye, sonra Almancı
Konar göçer amma, değil kervancı
Aldı aramızdan onu talancı
Ölüm adın kalleşmidir, söyle gel
Eşle dostla vedalaşam, öyle gel.

 

Yaralar herkesi a’ni Affetler
Gaflet karşısında çöker devletler
Peşpeşe ayrıldı gitti saffetler
Ölüm adın kalleşmidir, söyle gel
Eşle dostla vedalaşam, öyle gel.

 

Vursada acılar canlar tavana
Giden gitmiş sahip olak kalana
Oğul’lu arılar koydumuş kovana
Ölüm adın kalleşmidir, söyle gel
Eşle dostla vedalaşam, öyle gel.

 

Azarsa yaralar daha bitmiyor
Oturmuş göksüme çekip gitmiyor
Hoşça kal demeye dilim yetmiyor
Ölüm adın kalleşmidir, söyle gel
Eşle dostla vedalaşam, öyle gel.

 

Giyinsen karalar yoktur faydası
Ne tavrı değişir, nede edası
Herkeste farklıdır yaşam kavğası
Ölüm adın kalleşmidir, söyle gel
Eşle dostla vedalaşam, öyle gel.

 

Karalı düşleri zordur ağartmak
Can çekişen canı zordur sağaltmak
Yokları var edip zordur çoğaltmak
Ölüm adın kalleşmidir, söyle gel
Eşle dostla vedalaşam, öyle gel.

 

Rüzğar olmuş gökyüzünde tutulmaz
Alan olmaz hiç kimseye satılmaz
Zalim felek bir sözüme katılmaz
Ölüm adın kalleşmidir, söyle gel
Eşle dostla vedaşam, öyle gel.

 

Kırılmış tutmuyor kanadın kolun
Çaresiz bakışır kızınla oğlun
Pehlivan saffetim sonsuza yolun
Ölüm adın kalleşmidir söyle gel.
Eşle dostla vedalaşam öyle gel…25/5/2005

Ne lokman bilir

Bir onulmaz derde düştüm erenler
Ne tarih yazıyor, ne Lokman bilir
Yüreğimi yakar acı sirenler
Ne tarih yazıyor, ne ferman bilir.

 

Dağcıl düşlerimi sürdüm ovaya
Olğun değillermiş girdi havaya
Tutuştular benim ile kavğaya
Ne tarih yazıyor, ne aman bilir.

 

Her yanımdan yapış yapış oldular
Gündüz bitti, düşlerime doldular
Nere gitsem gelip orda buldular
Ne tarih yazıyor, ne zaman bilir.

 

Yürekte görülmez yaralar açtı
Sanarsın yüreği demirdi taştı
Öyle sinsi, öyle acil savaştı
Ne tarih yazıyor, ne derman bilir.

 

Vicdana gelmedi girdim hizaya
Ne muhtara sodu, nede aza’ya
Cenaze namazım kıldı kaza’ya
Ne tarih yazıyor, ne güman bilir.

 

21/05/2005/Hüseyin Uçar.   

Kuşa benzerim

Geldim’ki  gurbete, kurayım yuva
Baharı beklerken bozuldu hava
Deneme paylaşım çıldırdı doğa
Avcunun vurduğu kuşa benzerim.

 

Başım koparılmış dolandım durdum
Vardığım her yerde kendimi sordum
Bütün duygularım zincire vurdum
Yüreğim kırcılı, kışa benzerim.

 

Bir zaman sonra sustu duyğular
Beyini terk etti uçtu kayğılar
Düzen kurucular size sayğılar
Dağ başında yalnız taşa benzerim.

 

Doğuş, yaşayış, ayrı büyüyüş
Farklı duyğuları, farklı yürüyüş
Yozlaşı yozlaşı başdan çürüyüş
Ciddiye alınmam, boşa benzerim.

 

19/04/2005 Karlslunde/Hüseyin uçar.

 

 

 

 

 

Dil dudağa yapışır

 

Şahin yuvasını yükseğe kurar
Elbette muhabbet sevene yarar
Seven sevdiğini, hatırlar arar
Sözcük biter, dil damağa yapışır
Gece gündüz birbiriyle yarışır.

 

Sürme derim sürür yolu yokuşa
Dört mevsimim birden çevirir kışa
Artık tenin toprak ile barışa
Sözcük biter, dil damağa yapışır
Sevdalılar döner döner bakışır.

 

Mecbur kaldım yılda bir kez görüştüm
Neyim varsa hiç ayrımsız bölüştüm
Demleni demleni deme dönüştüm
Sözcük biter, dil damağa yapışır
İnsan oğlu ne hallere alışır.

 

Hiç düşünme Uçar, bundan gerisin
Söyle sözün anlayanca yürüsün
Kötü sözler sahibinde çürüsün
Sözcük biter, dil damağa yapışır
Uzun sürmez dil dudakla barışır

 

04/08/2005 Karlslunde/Hüseyin Uçar.