Skip to content

Hüseyin Uçar Posts

DERDİN NEYSE SÖYLE GÜZEL

Hazineni ben soymadım
Gözlerini ben oymadım
Bir tek tatlı söz duymadım
Derdin neyse söyle güzel
Gel ömrüme, olma gazel….

Benlendikçe yeni doğan
Seveni yanından kovan
Etrafını yasa boğan
Derdin neyse söyle güzel
Gel ömrüme, olma gazel….

Dura dura dağ aşılmaz
Karınca çüte koşulmaz
Neden senle konuşulmaz
Derdin neyse söyle güzel
Gel ömrüme, olma gazel….

Haşladığın yetmedimi
Daha hıncın bitmedimi
Yeter şafak sökmedimi
Dedin neyse, söyle güzel
Gel ömrüme, olma gazel….

Mahkumum, senle olalı
Unuttum artık kuralı
Anla Taşatan yaralı
Derdin neyse, söyle güzel
Gel ömrüme, olma gazel….

 

17-08-2007 Hüseyin Uçar.

GÖZ ARANIR DİL SAYIKLAR

Saçları dökmüş gerdana
Yürümüş çıkmış meydana
Şavku vurmuş, Şafak,Tana

Aydınlanır karanlıklar
Sarhoş oluyor ayıklar
Güzeli gördüm göreli
Göz aranır, dil sayıklar.

Katlanılır kaprisine
Neyi varsa hepisine
Gözlerinin hapisine

Aydınlanır karanlıklar
Sarhoş oluyor ayıklar
Cemalin gördüm göreli
Göz aranır, dil sayıklar.

Denizdir vurur karaya
Dağ olur girir araya
Kapılmışım bu sevdaya

Aydınlanır karanlıklar
Sarhoş oluyor ayıklar
Güzeli gördüm göreli
Göz aranır, dil sayıklar.

 

01-08-2007 Hüseyin Uçar.

ESTİ SAM YELLERİ

Kalmadı seninle ortak yönümüz
Söyle var mı tartışmadık günümüz
Duymayan kalmadı artık ünümüz
Yollar çatallaştı, kavşak çoğaldı
Samimiyet yoktu, hüsran doğaldı.

Hüzünler, nefretler okunur gözde
Kavurdun kalbimi, tavasız közde
Durmadın bir kere, verdiğin sözde
Yollar çatalaştı, kavşak çoğaldı
Bile yaşamamız artı zoraldı.

Her sözcüğün artık yakar özümü
Bir kez olsun dinlemedin sözümü
Yokuş ettin, enişimi düzümü
Yollar çatallaştı, kavşak çoğaldı
Ölü duygularım bir bir sağaldı.

Saçların rüzğarda savrula dursun
Yüreğin ateşte kavrula dursun
Bu sevdalı gönül kırıla dursun
Yollar çatallaştı, kavşak çoğaldı
Esti sam yelleri dünyam karardı.

 

17-07-2007 Karlslunde/ Hüseyin Uçar.

SEN AŞKIMIN PINARISIN

Saçlarını salmış yana
Bakışlar işliyor cana
Seni değişmem cihana

Sen aşkımın pınarısın
Yaşamımın damarısın
Hayatımın kumarısın
Korkum senle, kodum sensiz.

Böyle köksüz suç musun sen
Yaban ele göç müsün sen
Sevdalara aç mısın sen

Sen aşkımın pınarısın
Yaşamımın damarısın
Hayatımın kumarısın
Adım senle, tadım sensiz.

Sevgiler arkında akar
Sadece seveni yakar
Gerdanına güller takar

Sen aşkımın pınarısın
Umudumun damarısın
Hayatımın kumarısın
Katım senle, çatım sensiz.

Söz veripte dönmek niye
Alevlenip sönmek niye
Yağmur olup dinmek niye

Sen aşkımın pınarısın
Hayatımın damarısın
Taşatanın kumarısın
Ahım senle, ahtım sensiz.

 

16-07-2007 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

DE HADİ YÜRÜ BAKALIM

Sevda dersin sevdan mı var
Bir kimseye faydan mı var
Almaz ayak gaydan mı var

De yürü hadi bakalım
Hele yarına akalım
Yarın bir şey söyler belki.

Çok değişik huyun olur
Gizlendiğin kuyun olur
Ceylan gibi boyun olur

De hadi yürü bakalım
Hele yarına akalım
Yarın bir şey söyler belki.

Söz verdinse sözünde dur
Aşka dair hayaller kur
Hangi madde aynı durur

De hadi yürü bakalım
Hele yarına akalım
Yarın bir şey söyler belki.

Sakın baltan taşa vurma
Aslın yaşa hayal kurma
Yollar sensiz boşa durma

De hadi yürü bakalım
Hele yarına akalım
Yarın bir şey söyler belki.

Sen ara çıkar karşına
Doluşur gönül çarşına
Bereket yağar başına

De hadi yürü bakalım
Hele yarına akalım
Yarın birşey söyler belki.

 

23-07-2007 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

MAKAMIM YOK

Ahtın olur lafta kalır
İzinsiz dünyana dalır
Ecel bir gün kapın çalır
Erteleme imkanın yok.

Ark olursun derde gönül
Geçen yıllar nerde gönül
Ses kesilir serde gönül
Başka türlü makamın yok.

Gel zamanla hiç yarışma
Onun işine karışma
Hazırlanır bir buluşma
Erteleme imkamın yok.

Ark olursun derde gönül
Geçen yıllar nerde gönül
Rüzgar esmez serde gönül
Başka türlü makamın yok.

Sakın ola dil uzatma
Can pazarı teni satma
İstersen hiç beni katma
Erteleme imkanın yok.

Ark olursun derde gönül
Geçen yıllar nerde gönül
Anı kalmaz serde gönül
Başka türlü makamın yok.

 

25-07-2007 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

IRMAKTIM

Dağlar dikilse yürüdüm
Sade kendimi sürüdüm
Kar oldum dağda eridim
Sel oldum dereden aktım
Uzaktan ırmağa baktım.

İzlenirsin bakınınca
İz bırakır dokununca
Bela bulun sakınınca
Uzaktan ırmağa baktım
Kendi yatağımda aktım.

Gölgelerim benden kaçar
Korkusundan kapım açar
Tüm yüreğin bumu Uçar
Aklımı ırmağa taktım
Irmaktım denize aktım.

 

14-07-2007 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

NEMİ BIRAKTI

Çevirdi sevdiğim mezar taşına
Kuru söğüt gibi dikti başına
Ömür boyu katık etti aşına
Bir isimden başka, ne mi bıraktı.

Görünüşüm insan, düşlerim ölü
Ben bir akak kaldım, o hazar gölü
Hançere dönüştü bakışı, dili
Bir cisimden başka, ne mi bıraktı.

Yakayı elline verince bittim
Nere sürdü ise oraya gittim
Sesini duyunca, yetiştim, yettim
Bir resimden başka, ne mi bıraktı.

Gece gündüz hançerledi döşümü
Kimselere anlatamam düşümü
Bırak derim bırakmıyor peşimi
Bir sesimden başka, ne mi bıraktı.

 

20-07-2007 Karlslunde/Hüseyin Uçar.

ŞU İNSAN OĞLU

Şu insan oğlu, nasıl bir varlık
Suç dosyaların, hayli kabarık
Yıkımlar üstünde, kurmuş uygarlık
İşte tarih oku, kan, kin doludur
Söyler misin tarih, kimin yoludur.

Çökmüş ümüğüne, erkler insanın
Bak haline çarmıhlarda İsanın
Akibeti belli değil, Musanın
İşte tarih oku, kan, kin doludur
Bize öğretilen, insan uludur.

Kötülük görürsün, tutsan elinden
Kaç dünya oluşur, yanan külünden
Ağıtlar, fiğanlar, düşmez dilinden
İşte insan oku, kan, kin doludur
Söyler misin kimler, kimin kuludur.

Canım der verirsin, emek yıllarca
Zaman zaman, birbirini anlarca
Yarınlara taşır, seni yollarca
İşte insan oku, kan, kin doludur
Ekilecek arpalıktır, suludur.

Tanrı der sadece, adın kullanır
Mazlumların, arkasında dolanır
Bu yer yüzü, kanımızla sulanır
İşte insan oku, kan, kin doludur
Her birisi, aynı kökün dalıdır.

Tarikatlar çıkmış, cennet pazarlar
Sen doğmadan, kaderini yazarlar
Hemi okuturlar, hemi bozarlar
İşte insan oku, kan, kin doludur
El kiridir, parasıdır, puludur.

Yeter be Taşatan, yüregin ezme
Bilmediğin yerde, yalınız gezme
Kapital giyinmiş, kanlı bir çizme
İşte ortadoğu, kan, kin doludur
O coğrafya, eğemenin malıdır.

 

20-07-2007 Karlslunde/Hüseyin Uçar.

ALEV ALEVİM

Kavrularak yandık, Sivasta harda
Toz olup yapışıp kaldık duvarda
İki Temmuz, kanım donar damarda
Sürür saldırılar alev alevim
Tarihe karşı sürür görevim.

Alevler kavurmuş param parçayım
Dönmüyor ki dilim derdim açayım
Düşlerimi tohum edip saçayım
Sürür saldırılar alev alevim
Tarihe karşı sürür görevim.

Cayır cayır yandık, neydi suçumuz
Önce alevlendi önce saçımız
Kara düzen senle, bitmez maçımız
Sürür saldırılar alev alevim
Tarihe karşı sürür görevim.

Cahile kızıp öfke duymadım
Kimsenin yolunu kesip doymadım
Gidi katil gençliğime doymadım
Sürür saldırılar alev alevim
Tarihe karşı sürür görevim.

Araya mesafe koyanlar koydu
Çalınca kibriti seyire doydu
Kökenimiz birdi soy aynı soydu
Sürür saldırılar alev alevim
Tarihe karşı sürür görevim.

Gün geçtikçe dostlar büyüyor açı
Yakalandı söylen katilin kaçı
Sırtmızda yobazların kırbacı
Sürür saldırılar alev alevim
Tarihe karşı sürür görevim.
 
02-07-2007 Karlslunde- Hüseyin Uçar.

AŞIMIZA ZEHİRLERİ AŞLADI

Havalar vuruyor patlak tekere
Hak için doğruyu demez bir kere
Bit ombaşı olmuş, çavuşsa pire
Kenelere övkünmeye başladı

Pırınç oldum sofralara serildim
Aç olana doysun, diye verildim
Ne işlesem suçmuş gibi gerildim 
Aşımıza zehirleri aşladı

Kuşakları farklı, aynı düşleri
Dürüstlere yüklenmektir işleri
Kara kura karneleri, fişleri
Yapma dedik ömür boyu taşladı

Değer verin değerini anlamaz
Arayıp kendini, bir kez bulamaz
Şu sineme hançer vursan kanamaz
Kölesiydim gene bizi dışladı

Olmuşuz elinde, oyuncak alet
Sağını solunu, unutmuş nalet
Bir düşmanım varsa oda cehalet
Her fırsatta gururumuz haşladı

 

06-06-2007 Karlslunde-Hüseyin Uçar.

NE ZAMAN

Ne zaman kendimle başbaşa kalsam
Var olan mevsimin meyvesin alsam
Ben onu bakarken, düşlerim salsam
Yalınız bir kugu, çıkar yoluma.

Öncüsü değilim, öncesi benim
Paralanır sırtta olanca yenim
Doğruya güzele, dönmüşken yönüm
O benden yaralı, girir koluma.

Daldan iner, bahçe çitine konar
Belli ki garibin, yüreği yanar
Bakışı, duruşu ben gibi donar
Dünyanın sitemi biner dalıma.

Uzamaz evlerden, bendende evcil
Birlikte tartıştık konumuz acil
Dediki Taşatan, sen rehber seçil
Yoksa bırakmazlar seni halına.
 
28-06-2007-Karlslunde. Hüseyin Uçar.

DÖNELİM GÖNÜL

Herkes ölür ölsen nolur
Çağırınca gelsen nolur
Yaptığını bilsen nolur
Kalk yurda , dönelim gönül.

Yurdum dersin yurdun mu var
Gel diyecek ardın mı var
Açık söyle dernin mi var
Kalk yurda dönelim gönül.

Alışmışsın ah etmeye
Yürü diyince gitmeye
Varımızı üğütmeye
Kalk yurda dönelim gönül.

Burda sabah ötmez kuşlar
Kime baksan yıkık kaşlar
Yerinde ağırdır taşlar
Kalk yurda dönelim gönül.

Artık bitmiş burda hazlar
Kış gibi geçiyor yazlar
Andıkça yüreğim sızlar
Kalk yurda dönelim gönül.

Kumru sesin yitirmeden
Ecel alıp götürmeden
Benliğimiz yitirmeden
Kalk yurda dönelim gönül.

 

27-05-2007-Karlslunde.
                 Hüseyin Uçar.

BAKAR KÖRLER

Sen onu bilemezsin
Bisende göremezsin
Bakar körler çok olur
Bu sırra eremezsin.

Çakırdır rengi gözün
Artık temizle özün
Bakar körler çok olur
Anlamı kalmaz sözün.

Artık kavra dediğim
Bulgur, yarma hediğim
Bakar körler çok olur
Sensin benim sevdiğim.

Her bakan göz görür mü
Her izci, iz sürür mü
Bakar körler çok olur
Ölü kalkar yürür mü.

Özdür gözün aynası
Aydınlanır dünyası
Bakar körler çok olur
Aşktır insan  mayası.

 

26-05-2007 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

ÇOK BEKLETME

Çok bekletme inde gel
Yönün bana dönde gel
Eğer yollar uzarsa
Düldülüne binde gel.

Gözüm yok para pulda
Özlemle, aşkla dolda
Eğer umut verirse
Beklerim gözüm yolda.

Hayalinle yaşarım
Her gün dağlar aşarım
Eğer rızan olursa
Gene sana koşarım.

Aşkı üretmiş çağlar
Göksünde sevdam ağlar
Eğer sözde durursa
Tozlu yol olur dağlar.

 

15-04-2007-Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

SAKALIM

Sakal koydum, dostlar başdan aşağı
Ala bula hatırlatır, kuşağı
Kaşındıkça, lazım oldu kaşağı
Bir başka dünyaya salır aynada
Böyle çirkin, şekil olmaz dünyada.

 

Bekledim uzasın, görem erini
Ateş düşmüş gibi, yaktı yerini
Uğraşsamda silemedim terini
Bir başka dünyaya, salır aynada
Böyle çirkin, şekil olmaz dünyada. 

 

Akları çoğalmış, geçmiş karayı
Kapıyor kapısın, gönül sarayı
Eşim ile sakal açtı arayı
Bir başka dünyaya, salır aynada
Böyle çirkin, şekil olmaz dünyada.

 

Sabunladım önce, saldım örkünü
Ciletime hücum, etti yökünü
Sökem dedim, sökemedim kökünü
Bir başka dünyaya, salır aynada
Böyle çirkin, şekil olmaz dünyada.

 

İkinci, üçüncü taktım cileti
En sonunda, postaladım illeti
Baltik denizine, kestim bileti
Bir başka dünyaya, salır aynada
Böyle güzel, şekil olur dünyada.

 

Kestim attım, indirmeden dizime
Bir daha kormuyum, onu yüzüme
Ne işkence çektirmişim gözüme
Bir başka dünyaya, salır aynada
Böyle güzel, şekil olur dünyada.

 

Taşa tuttu, Taşatanı sakalım
Dikiz aynaların; yeter yakalım
Birde şimdi, bu gözlerle bakalım
Bir başka dünyaya, salır aynada
Böyle güzel, şekil olur dünyada.

 

23-04-2007-Karlslunde-Hüseyin Uçar.

 

 

DOLU VURMADAN

Değer verdiklerin değersizleşir
Kurt dalır sürüye sürü meleşir
Herkes bir köşeye sinmiş söyleşir
Uzaklaş oradan, dolu vurmadan
Düşle, düşün, yarat, zaman dolmadan.

 

Sen altınsın inan, satılma pula
Etraflıca düşün, düşmeden yola
Yolun açık olsun, uğurlar ola
Uzaklaş oradan, dolu vurmadan
Düşle, düşün, yarat, zaman dolmadan.

 

Aldırma kimseye kendin yenile
Eğer suçlu isen özürler dile
Arkanı dönmeden, yaparlar hile
Uzaklaş oradan, dolu vurmadan
Düşle, düşün, yarat, zaman dolmadan.

 

Anlatsan derdini kimse anlamaz
Alay eder birde kırır yaramaz
Böyle bakış, böyle mantık olamaz
Uzaklaş oradan, dolu vurmadan
Düşle, düşün, yarat, zaman dolmadan.

 

Neler yaşar isen bütünce yaşa
İzlenen filimler sarmadan başa
Ne akıl, ne mantık, sade bir maşa
Uzaklaş oradan, dolu vurmadan
Düşle, düşün, yarat, zaman dolmadan.

 

20-04-2007 Karlslunde- Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

KAPIYI ÇALIPTA

-Uzaliye-

Kuşsarayın kurucusu Alisi
Duyduk olmuş Alanyanın Valisi
Unutulduk buralarda Emmisi
Özleme bir çare bulsan bey amca.

Güzel yurdu adım adım dolaştın
Zaman oldu itle, kurtla dalaştın
Ne mutlu ki huzurlara ulaştın
Biraz sitemimiz duysan bey amca.

Nüktelerin özletirsin boşuna
Dilerim ki gölge inmez kaşına
Bizide kondursan gönül çarşına
Çarşı Pazar dolandırsan bey amca.

Uçurdun yuvadan bitti sorunlar
Ver müjdemi sanatcıdır torunlar
Elbette onların gelen yarınlar
Sinemi sinene koysan bey amca.

Bilirim ki amcam dolu birisin
Biraz yaklaş söz sohbetin yürüsün
Emine yengemin gonca gülüsün
Yazışarak beni yorsan bey amca.

Barışın dügünde gördüm özleri
Zaman dardı duyamadık sözleri
Hayal meyal çocukların yüzleri
Onlardanda selam koysan bey amca.

Bir yavru geliyor, kapın arala
Öyle nazlı güzel, benzer marala
Şimdi ki gençlik sığmaz kurala
Arada hatırın sorsan bey amca.

Yavaş yavaş azalıyor sözlerim
Bu yaz sizi Didimede gözlerim
Tonton amcam inan seni özlerim
Kapıyı çalıpta gelsen bey amca.

Yıkılmasın içinde ki devletin
Soranlara selamımız iletin
Sen hazırlan göderirim biletin
Katıla katıla gülsen bey amca.

23-06-2007 Karlslunde.DKHüseyin Uçar.

CANLA AZRAİL

Emirleri hep yalındı
Zaten sınırlar kalındı
Zalimsin dedim alındı
Biraz bilinçler bulandı

Zirve dedim yüksek dedi
İçten içe kendin yedi
Aslan iken oldu kedi
Gayet asilce davrandı

Bile çıktık yolculuğa
Yürüdük tepe doruğa
Oturduk soluk soluğa
O hep sözünde durandı

Yürüdük indik sahile
Sarhoşsun desem nafile
Beni saki seçmiş bile
Ne dedimse onaylandı

Yavaş yavaş buldu kafa
Atladı bizim tarafa
Beraberce sürdük sefa
Çağlar çağlara ulandı

Baktık, görmedik, körüdük
Sen ben diyerek çürüdük
Asırlarca bir yürüdük
Yıllarca benle dolandı

Anlam tamam, konu tamam
Ahtımı kimsede komam
Azrail’e oldum imam
Onu gömmemiz yalandı…

 

 01/ 05/2007 Hüseyin Uçar.  

HESAP SORUYOR

Yüyüşe çıktım her şey dupduru
Geçmişle gelecek yağdırdı soru
Saçlarım ıpıslak ayağım kuru
Yollar taşımıyor hesap soruyor
Yağmurlar çekilmiş gölet kuruyor,

 

Bakan gözler hançer olup işliyor
Seceremiz tutup bizi fişliyor
Dişim yoktur dil damağı dişliyor
Diller konuşmadan hesap soruyor
Yağmurlar çekilmiş gölet kuruyor,

 

Kalleşle kesişti her zaman yolum
Bana inanmadı kızımla oğlum
Peşpeşe boşaldı olanca dolum
Seller oluşmadan hesap soruyor
Yağmurlar çekilmiş gölet kuruyor,

 

Kaldım tek başıma kurdum bir ordu
Emirler kesindi dur dedim durdu
Bana mekan olmuş ellerin yurdu
Eller anlamadan hesap soruyor
Yağmurlar çekilmiş gölet kuruyor,

 

Rüyalar görürüm aklı karalı
Kime halin sorsam benden yaralı
Bazan divaneydim bazan sevdalı
Kollar buluşmadan hesap soruyor
Yağmurlar çekilmiş herşey kuruyor.

 

30/03/-2007 Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

UÇUŞUR ANILAR

(Gülnaz Eskicinin ardından)

Bir bir çekiliyor bizim ulular
Göz yaşı döküyor gözü sulular
Yalnız kalmış, yasata geniş avlular
Uçuçur anılar, kırık kanadı
O zalim feleğin tuttu inadı.

Sende’mi yolcusun, ikinci sultuk
Göz yaşın ekmeğe, etmiştin katık
Uçmak kuşu oldun, ayrıldın artık
Uçuşur anılar, kırık kanadı
Söyle felek, gülnaz kimi kınadı.

Kaleye sordum, o benden dertli
İzliyor bizleri, İçli heybetli
Böyle köy olurmu, tümü gurbetli
Uçuşur anılar, kırık kanadı
Benden önce kale çöktü ağladı.

Her bir şeyin elbet vardır eveli
Göçmen bedeviyim, çölde develi
İnsan oldum insanları seveli
Uçuşur anılar, kırık kanadı
Kahpe felek gene bizi aradı.

Kimseyi incitmez sevgi doludur
Barışın huzurun, tozlu yoludur
Herkes gibi geleneğin kuludur
Uçuşur anılar kırık kanadı
Zalim felek halimizden anladı.

Kim yolcu değil ki, söyleyin bana
Neler vermem bu yazgıyı bozana
Hangi kral hakim olmuş cihana
Uçuşur anılar, Kırık kanadı
 Bu kurguyu anlayanlar anladı.

Adını duyunca ürktüm kanserin
Gözleri kör olsun böyle kaderin
Yıldan yıla çoğalıyor kederin
Uçuşur anılar, kırık kanadı
Yeşeren dalarım eğdi budadı.

Hepimizde geçtik yelli gedikten
Elin çekmez zalim felek tetikten
İsimler silinir birbir kütükten
Uçuşur anılar, kırık kanadı
Sanki zalim sabrımızı sınadı.

En sonunda gelir bulur eceller
Tüm canlılar aynı yoldan geçerler
Baş sağlıgı. Eskiciler, Yüceller
Uçuşur anılar kırık  kanadı
Göz yaşlarım, ırmak oldu çağladı.      

 

27/4/2007 DK.Hüseyin Uçar.

Dördüncü otuzdan, görünüm bunlar

Yıl iki bin yedi, yedi nisanlar
Toplanmış her yandan güzel insanlar
Aynı gülücükler aynı lisanlar
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Uzakları birden eyledik yakın
Bir hafta önceden başladı akın
Eksiğimiz varsa, samimi bakın
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Bizleri yansıttı bizim ekranlar
Anıldı saygıyla onu kuranlar
Coştu uzaklarda dostlar yaranlar
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Geleneksel halayını oynadı
Depreşti dirildi birlik inadı
Sanat dedik yüreğimiz kanadı
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Sanat sanat dedik astık sanatı
Kargaşaya kiraladık üst katı
Akışına bırakmadık hayatı
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Dizildi başkanlar sorun çözmeye
Köyün yollarında çıktık gezmeye
Uğur pamuk olsa başlar çizmeye
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Götür getir. Kaldır Varol’la Uluç
Çogu oturmaktan oldular kuluç
Başkanlar içinde en genç’i Alıç
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Bütün gelişmeler gördü görüldü
Uçuklar kapandı bir bir örüldü
Kiya dersen Yücellere verildi
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Hacivat vari Ali Ekber Şener
Sanarsın ekranda bir yanar döner
On parmağında onlarca hüner
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Lep demeden anlar Erenler Arif
Mesuta yolları eyledim tarif
Başkan Ilımanım zarifmi zarif
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Anılarda dolaşalım birazda
Vişnede yetişir iste kirazda
Onlarca makamım demlenir sazda
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Karaveli, Foslu sizi kaçaklar
Bu içtenlik cümlemizi kucaklar
Güzel ağırladı bizi koçaklar
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Yaralıydı Günal ile Köksallar
Pervaneydi mihmanına uysallar
Konar göçer idik gözüktü yollar
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

İyi ki tanıdım sizi sevinler
Su gibi aktı tükendi günler
Yarını hazırlar elbette dünler
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Kimler yok ki, omog’gilin Meliha
Yıldırım,  Tahtasız ablam züleyha  
Öyle anlar vardır biçilmez paha
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Bitermi saymakla güzel isimler
Birbirin tamamlar elbette imler
Bir soy ağacına dönmüş deyimler
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Eksiği fazlayı saymadan geçmem
Yeşili büyütür, yeşili biçmem
İnanın insanı insandan seçmem
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Kuşsarayı bütün buldum Nani de
Çeşit çeşit kahvaltılar sinide
Her bir şeyi ölçtüm biçtim gemide
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Dilerim’ki gören gözle bakalar
Daim olsun muhabbetler şakalar
Halil ayhan kare kare yakalar
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Dolaştı durmadan yadiğar Uçar
Her nereye varsa muhabbet açar
Davulcu zurnacı neşeler saçar
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

Her şeye ramen mutlu Taşatan
Kimseye değilde kendine çatan
Çogunluğu gördük yüzler ağartan
Dördüncü otuzdan görünüm bunlar.

 

 

18/4/2007 Karlslunde/Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SOSYALISTİM BEN

Yanından geçerken takılır çalı
Merkebe yük olur, beyğirin nalı
Seni küçük beyin, koca kafalı
İnsanı kamilim, sosyalistim ben.

Daha varsa fazla, bildiğin söyle
Bomboş geçmiş demek, yılların böyle
Dünde öyle idim, yarında öyle
İnsanı kamilim, sosyalistim ben.

Cahilin sitemi artarak yağar
Susarsa, yer yüzü bulutu sağar
Herkes bizler gibi anadan doğar
İnsdanı kamilim, sosyalistim ben.

Aramayan bulur, arayan bulmaz
Hiç bir devrimcinin, umudu solmaz
İnsanın gavuru, müslümü olmaz
İnsanı kamilim, sosyalistim ben.

Sermaye sömürür, savrulur haklar
Faşizim düzenin kan ile paklar
Devrimci son sözün, içinde saklar
İnsanı kamilim, sosyalistim ben.

Diyemem kimseye geç aslanım geç
Derdini düzgünmü anlatır kekeç
Herkese eşitçe dağılmazsa çeç
İnsanı kamilim, sosyalistim ben.

Yaşamlar arası koca uçurum
Nasıl susar dilim, böyleyken durum
Sana bana değil, herkese sorum
İnsanı kamilim, sosyalistim ben.

Hamlar olgunlaşıp yetene kadar
O sınıf bilinci, tütene kadar
Ezilenle ezen, bitene kadar
İnsanı kamilim, sosyalistim ben.

 

28/03/2007 Hüseyin Uçar.

DUVAR VAR

Duvar var
Aramızda duvar
Taştan
Demirden
Sovuk zeminden
Duvar
Sesin sessizliği gibi
Akan ırmaklar
Koşan koşturanlardan
Habersiz
Zulası karanlık
Kapısı
Penceresi kör
Hayallerin
Düşlerin gömüldüğü
Çivisi çimento
Sesi balyoz
Ustası cellat
Beklentilerden uzak
Rüyalarıma mussalat
Duygusuz
Sağır
Dokunsam parmaklar yanar
Attığım adımlar donar
Ağa babalarının sözcüsü
O kara düzenlerin bekçisi
Duvar var
Aramızda duvar
Taştan
Demirden
Sovuk zeminden
Duvar…

 

23/03/2007 Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Evren bende, ben evrende başağım

Zaman zaman göz önülden kaçıldım
Tohum oldum topraklara saçıldım
Yağmur yağdı, güneş vurdu açıldım
Evren bende, ben evrende başağım
Gelene geçene yolum, kavşağım.

Baharla büründüm yemyeşil dala
Arının kanadı sürtünür bala
Kavşağı dönünce görünür sıla
Evren bende, ben evrende başağım
Gelene geçene yolum, kavşağım.

Çiçek oldum gerdanlara takıldım
Ayna oldum güzel göze bakıldım
Doğada’ki ölçüt olan akıldım
Evren bende, ben evrende başağım
Gelene geçene yolum, kavşağım.

Aldım ayakkabım, çıktım kavağa
Akar suydum akıp doldum savağa
Zaman oldu yol gösterdim ben çağa
Evren bende, ben evrende başağım
Gelene geçene yolum, kavşağım.

19/3/2007 Karlslunde/Hüseyin Uçar.

Akam derim deryalara akamam

Sanki bir kayadan, damladım sündüm
Susuz dudaklara bayram düğündüm
Damlaya damlaya ırmağa döndüm
Akam derim deryalara akamam
Daha dönüp gerilere bakamam.

 

Dereler aksada ırmağa varmaz
Akar yatağında önü hiç karmaz
Eteğinde akar dağları yormaz
Akam derim deryalara akamam
Daha dönüp gerilere bakamam

 

Bekleyenim vardır koyma sıradan
Nasip etsin kavuşmayı yaratan
Yoksa gözüm açık gider dünyadan
Akam derim deryalara akamam
Daha dönüp gerilere bakamam.

 

Ağaç yaprağından alır havayı
Yükseklerden bakar gözler ovayı
Gücüm yoktur sürdüremem kavğayı
Akam derim deryalara akamam
Geri dönüp yüzünüze bakamam.

 

18/3/2007 Karlslunde/Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

ÇETİNLERİN ARDINDAN

(Türkan, Emine Çetin)

E:5 yolu kıyar cana
Nasıl güvenelim sana
Emineyle, Türkan Ana
Unutmadık unutmayız.

 

Sular durmuş akışmıyor
Artık gözler bakışmıyor
Ölüm gence yakışmıyor
Unutmadık unutmayız.

 

Yurt dedik koştuk özleme
Sıcaktı, pezi gözleme
Yaşamın döktüm kaleme
Unutmadık unutmayız.

 

Yaş gencecik, düşler körpe
Felek kalleş, kader kahpe
Sanki bize almış cepe
Unutmadık unutmayız.

 

Ölmeyesin geçer yıllar
Yaşayanda yürür yollar
Felek açığını kollar
Unutmadık unutmayız.

 

Arefe’ydi, yola çıktık
Edireye kadar aktık
Gidenin ardından baktık
Unutmadık unutmayız.

 

Sustu birden güzel sesler
Çıkaralım bazı dersler
Acılar acıyı besler
Unutmadık unutmayız.

 

Keşke bunun tersi olsa
İsteğin arzun sorulsa
Dünya yeniden kurulsa
Unutmadık unutmayız.

 

İniliyor teli sazın
Böyle yazılmadı yazın
Kulakta çınlar avazın
Unutmadık unutmayız.

Hüseyin Uçar / Karlslunde.

MERİÇLERİN ARDINDAN

(Mehmet,Cemallertin,Naciye)

Günlerce gitsende, yollar bitmiyor
Azrail çevirmiş, dönüp gitmiyor
Büyükleri göçmüş, baca tütmüyor
Sıra sıra Meriç’lerin göçüne
Ana baba oğul, dahil içine….

Gurbetin acısı yaşanır dinmez
Çekilen çileler içime sinmez
Boşuna beklemen, gidenler gelmez
Sıra sıra Meriç’lerin göçüne
Ana baba oğul, dahil içine….

Kesilen damarın hangin kanamaz
Cemalettin gibi kimse olamaz
Yıllar geçse sabır bize ugramaz
Sıra sıra Meriç’lerin göçüne
Ana baba oğul, almış içine….

Bir kurt düşmüş yüreğimi kazıyor
Zalim felek, kurgularım bozuyor
Her fırtına göz ucumda tozuyor
Sıra sıra Meriç’lerin göçüne
Ana baba oğul, almış içine…

Oğlanı yitirdik, gelin gidiyor
Beynim kavruluyor, başım düşüyor   
Gözlerim oyulmuş, dilim pişiyor
Sıra sıra Meriç’lerin göçüne
Ana baba oğul, dahil içine….
 
Feleğe sığındım felek el gibi
Gözlerimin yaşı akar sel gibi
Ömür gelip geçti sanki yel gibi
Sıra sıra Meriç’lerin göçüne
Ana baba oğul, almış içine….

 

Hüseyin uçar / Karlslunde.

İÇİMDEKİ İSYAN BOĞUYOR BENİ

Mazlumlar ölürken, gül oya kasıl
Kanlı düzeniniz, suçlusu asıl
Kanser kurbanların, unutam nasıl
İçimdeki isyan, boğuyor beni….

Kısılmış sesleri, kesilir birden
Kaynıyor çevremiz,mikroptan kirden
Başlayalım canlar, artık bir yerden
İçimdeki isyan, boguyor beni….

Variller çıkıyor, kırdan bayırdan
Şer çoğaldı, söz açılmaz hayırdan
Farkımız kalmadı, körden sağırdan
İçimdeki isyan, boğuyor beni…..

Dövüşen savaşan, yoktur erkekçe
Nagazaki, Hiroshuma,Halepçe
Dilde kilit, beyinlerde kelepçe
İçimdeki isyan, boğuyor beni…

Savunma bütçesi, halkı tartıyor
Savaş tamtamları, alıp satıyor
Kanser yüzdeleri, her yıl artıyor
İçimdeki isyan, boğuyor beni…

Dernekler kurulur, vakıf kurulur
Suçlulardan, nasıl hesap sorulur
Orta dogu, dört bir yandan vurulur
İçimdeki isyan, boğuyor beni…

Kalmadı efendim, dogal beslenme
İzle olanları, sakın seslenme
Sıra sende, sorumluluk üslenme
İçimdeki isyan, boğuyor beni…
 
27/02/2007 Karlslunde/ Hüseyin Uçar.

ÖPÜCÜĞÜN ARDINDAN-2-

(Hüseyin Köksal)

Yirmi üç şubatı, yoktur sayarım
Bozuldu erenler, kafa ayarım
Ağladıkça anam, sesin duyarım
İçimdeki isyan, boğuyor beni…

Yıllar geçse ben, yavrumu ararım
Hayal eder saçlarını tararım
Bozuldu felekle, kavim  kararım
İçimdeki isyan, boğuyor beni…

Aradım çırpındım, çareler bulam
Her zaman gelemem, uzaktır aram
Bırakma bizleri, kurbanın olam
İçimdeki isyan boğuyor beni…

Hayallar uçuştu, düşler koşuştu
Ecel acımasız, yürek tutuştu
Asiliğim ondan, çok erken uçtu
İçimdeki isyan, boğuyor beni…

Helal et hakını, yemiş içmiştik
Aynı kulvarlarda, koşmuş pişmiştik
Biz çağdaş gezginiz, bazı gezmiştik
İçimdeki isyan, boğuyor beni…

Yaralarım sığmaz oldu sarğıya
Kapılmışım düşündeye duyguya
Yarğı yok’ki, götürelim yarğıya
İçimdeki isyan, boğuyor beni…

Baş sağlıgı, eşe dosta, aileye
Korları doldurdun, oğul sineye
Bizleri bırakıp, yolun nereye
İçimdeki isyan, boğuyor beni…

 

25/02/2007/ karlslunde/ Hüseyin Uçar.

ÖPÜCÜĞÜN ARDINDAN

(Hüseyin Köksalın ardından)

Kim söndürür içimdeki ateşi
Af edemem, Felek denen kalleşi
Daha dün yitirdik, köksal kardeşi
İçimde ki isyan, boğuyor beni…

Davalar bitirdin, verdin tapular
Yüzümüze kapanıyor kapılar
Üşütüyor gezindiğin yapılar
İçimde ki isyan, boğuyor beni…

Hangsin sayayım, onlarca anı
Hatırlada doğrul, kardeşim Vanı
Karış karış dolaştığın vatanı
İçimde ki isyan, boğuyor beni…

Ne çabuk unuttun, Mersin, Tarsus’u
Baş sağlıgı, yakınları ulusu
Bu zalim hastalık, çağın korkusu
İçimde ki isyan, boğuyor beni…

Sabır metanetler, Dürdane halam
Şartlar uygun değil, yanında kalam
Elimden gelmez’ki çareler bulam
İçimde ki isyan, boğuyor beni…

Ağlama diyemem, Mahsude boşa
Mecbur katlanılır, gelince başa
Kızların yüreği, dönmüştür taşa
İçimde ki isyan, boğuyor beni…
  
Faydası olurmu giysek karalar
Kalleş ölüm hepimizi yaralar
İnan bana dar geliyor buralar
İçimde ki isyan, boğuyor beni…

Nede çabuk eyerledin düldülü
Muhabbet’te ailemizin bülbülü
Duyman bizi kapıların sürgülü
İçimde ki isyan, boğuyor beni…

Anasına yavruları küçücük
Eksilmedi dudağından gülücük
Sözüm bitti nidem, gardaş öpücük
İçimde ki isyan, boğuyor beni….

24/02/2007 Karlslunde./Hüseyin Uçar.

KARA YAZGI

Yaza dönüşsün, düşle düşlerin
Sen yorulda yorulmasın işlerin
Vara yoğa sıkmayasın dişlerin
Sorunları erteleme yarına
Kara yazgı, yazdırmayın alına

Dünyayı incele, oluşuma bak
Masamıza nasıl geliyor tabak
Güneşe yönünü dönmezse zambak
Sorunları erteleme yarına
Korlar yüreğini kızğın fırına

Bir çocuk doğarken, nedir ilk cümle
Kavgayı kazanır, yapan ilk hamle
Yücelt sevdiklerin, sevğiyi demle
Sorunları erteleme yarına
Kara yazgı yazdırmayın alına

Yalan dünyasına yeminler içer
Düşmanın açtığı yaralar geçer
Dostun birtek sözü, düşlerim biçer
Sorunları erteleme yarına
Kara yazgı, yazdırmayın alına

Kıştır yazdır deme, topla güneşi
Hiç arlanmaz bağışlama kalleşi
Vurmaya başlarsa kardeş kardeşi
Sorunları erteleme yarına
Kara yazgı, yazdırmayın alına

Uçuşur Turnalar, gökte ok gibi
Açken görünmeyin sakın tok gibi
Yaşayın dünyada ölüm yok gibi
Sorunları erteleme yarına
Kara yazgı, yazdırmayın alına.

22/03/2007 Hüseyin Uçar.

SÖYLE ONA

Ceylan gözlüm şahinimi görürsen
Gül cemale gülücükler sürürsen
Yollar coşar arzularda yürürsen
Söyle ona, yol ızdırap çekmesin.

 

Yürüdükce ulaşılır menzile
Kuru laflar, boş sözcükler nafile
Ne kaldı’ki ulaşmaya sahile
Söyle ona, huzurunu tepmesin.

 

Çeç’e dönüşecek bir gün taneler
Nerde canlar, boşaltılmış haneler
Hiç gülmeden, göçüp gitti nineler
Söyle ona, bir yerlere gitmesin.

 

Alanda bulanda, kalmasın emek
Bu soygun düzeni, böyle ne demek
Bilirim aslanın, ağzında ekmek
Söyle ona, tek başına yemesin..

 

21/03/2007 Hüseyin Uçar.  

 

 

 

 

 

 

VARAMAM BEN

Koy düşlerin, koy zamana
Kıyan kıysın, kıyma cana
Bu ırmakla bir ummana
Ömür boyu, varamam ben.

Dünya karalı denizli
Varanlar karınca izli
Hiç bir şey kalmıyor gizli
Bunu bile anlamam ben.

Ben ölürsem, kurman anıt
Her bir şeyde aran kanıt
Nice soru, bekler yanıt
Onu bile soramam ben.

İlk bahara yaza güller
İletişim kurur diller
Giyinip çıkar güzeller
Hiç birine kıyamam ben.

Can alıyor uçurumlar
Birbirin suçlar kurumlar
Ayan beyandır durumlar
Yerlerinde bulamam ben.

Haksızdan özür dileme
Sözlerime içerleme
Bırakın gidem ülkeme
Buralarda duramam ben.

 

23/02/2007 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

BULUŞALIM PAYLAŞALIM

Yürüyorum, yoldamıyım
Poyrazmıyım, duldamıyım
Göktemiyim, daldamıyım
Buluşalım, paylaşalım
Sorunları tartışalım…

Neyin varsa, al sırtına
Ansızın, başlar fırtına
Çıkalım, arşın katına
Buluşalım, paylaşalım
Sorunları tartışalım…

Her yerlere yaz adımı
Başıma yıkma çatımı
Alamadım muradımı
Buluşalım, paylaşalım
Sorunları tartışalım…

Kalmadı, ağzımda dişim
Ne sihhat var, ne gelişim
Ne ekmek var, nede işim
Buluşalım, paylaşalım
Sorunları tartışalım…

Dilimizi kopardılar
Böyle menzile vardılar
El diliyle yalvardılar
Buluşalım, paylaşalım
Sorunları tartışalım…

İsyan bayrağın, kaldır as
Terzi isen, nerde makas
Canı, tene etme takas
Buluşalım, paylaşalım
Sorunları tartışalım…

Ödeyelim zararını
Değiştir gel kararını
Göreceksin yararını
Buluşalım, paylaşalım
Sorunları tartışalım…

Helaline haram katma
Açık yollarımı tutma
Şeref alıp, onur satma
Buluşalım, paylaşalım
Sorunlatrı tartışalım…

Kör anlayış, kör inaniş
Ne zaman olmuştuk tanış
Kime karşı bu davranış
Buluşalım, paylaşalım
Sorunları tartışalım….

Kerim diye, dolaş, avun
Her toprakta bitmez kavun
Yeter gel, yaşamı savun
Buluşalım, paylaşalım
Sorunları tartışalim….
 
16/02/2007 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

Otuz yılın buluşmasına, ve dostluga çağırı

Birlik denen güç odağı
Elbet ürkütür korkağı
Bilir degiştirir çağı
Sen ben değil, biz olalım
Saygı sevğiyle, dolalım.

Bu buluşma, dördünc’otuz
Güç bizdedir, bizler halkız
Karın beyazından  akız
Sen ben değil, biz olalım
Dogruyu böyle bulalım.

Konsun kuşlar, kuş konmaza
Meydan bırakman, yobaza
Yaşanmasın, kötü kaza
Sen ben değil, biz olalım
Dostluğa bade sunalım.

Elbet çıkar çatlak sesler
O sade kendini besler
Hepimize iyi dersler
Sen ben değil, biz olalım
Asırlarca, Dost kalalım.

Birikimler oluk oluk
Küçümsenmez, bu yolculuk
Sabır çaba, uzun soluk
Sen ben değil, biz olalım.
Özlenen yere varalım.

Bilelim, özür’ü affı
Sıkıştırın dostlar safı
Safım emeğin tarafı
Sen ben değil, biz olalım
Emek deyince duralım.

Dernek radyo ve derğiler
Bilen bildiğin serğiler
Canlara, candan sevğiler
Sen ben değil, biz olalım
Benim göçmenim yaralım.

Görmesekde akar dere
Dostluğu düşürmen yere
Kutluyorum yüzbin kere
Sen ben değil, biz olalım
Bir sofraya kurulalım.

Kimi kayı, kimi bozok
İmrenen çok, kıskanan çok
Söylen canlar, neyimiz yok
Sen ben değil, biz olalım
Güvercinler uçuralım.

Muhabbet dolu bardağım
Köyde sarılmış kundağım
İlk mekanım, son durağım
Sen ben değil,biz olalım
Fırankfurta buluşalım.

Adın koymuş isim babam
Cümlenize var merhabam
Dost düşman gülmesin çabam
Sen ben değil, biz olalım
Tartışalım, konuşalım.

Taşatan’a gül sunanlar
Bu yol erkan’ı kuranlar
Sözü özünde bulanlar
Sen ben değil, biz olalım
Kırgın varsa barışalım.

 

22/02/2007 Karlslunde.
Hüseyin Uçar.

İNSAN KILIGINDA

Okuyayım diye, aldım dergi mi
Açtım tezğahımı, serdim sergi mi
Hazırladım okum, Çektim gergi mi
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Ateş vermediler, çalam çırama
Bağırdıkça tuz bastılar yarama
Benden önce, oturdular sırama
İnsan kıllıgında, çok hayvan gördüm.

Karıştırır durmaz, çarşı pazarı
Hakları görürler, niçin azarı
Onlar tanır, sanatçıyı, yazarı
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Öncüsüymüş, her bir şeyin kendisi
Ciğerden başkayı, yemez kedisi
Sizi gidi, karanlıklar vadisi
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Bilmediği yoktur, her şeyi bilir
İşine gelmezse, defterden silir
Emirler yağdırır yerine gelir
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Sarılır herkese, sanki akraba
İk’ayagın sokar, daracık kaba
Savurur sallasın, ağzı kalaba
İnsan kılıgında, çok insan gördüm.

Her yıl biraz daha, çoğalır astım
Benim hiç kimseye, olamaz kastım
Nasıl oldu dostlar, tongaya bastım
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Ne adına, kim adına, yerindim
İsa gibi, çarmıhlara gerildim
Dört evliye, kuma diye verildim
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Duello başladı, dediler davran
Herkes görür, başsız, kıçsız bir kervan
Ne kadar yakışır, yezide mervan
İnsan kılığında, çok hayvan gördüm.

İnsan bildik, evet dedik nekese
Koşturdu peşinden, nefes nefese
Aynı sözü vermiş, bakın herkese
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Şekil şimal  dersen, yamru yumrular
Ateşe verilmiş, bütün korular
Bu yıl bu yurtlara, konmaz kumrular
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Yularlar kendini, musura bağlar
Kendi kurgusuna, kendisi ağlar
Gözüne karınca, gözükür dağlar
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Yeşile zararlı, budar keçisi
Olamaz’ki o sürünün bekçisi
Konuşurken sanan, kültür elçisi
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Nedenli nedensiz, yaralar dili
Dağıtır etrafı, dağıtır yeli
Şapkalı şapkasız, gözükür keli
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Altı aydan fazla, vardı daveti
Yüreğinde idam, etmiş devleti
Kimse anlayamaz, nedir niyeti
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Niteliği belli, girir her yere
Her yalanda, tövbe çeker bin kere
Yalan ordusuyla çıkar sefere
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Gel bildiğin, yolda, yürü ışığa
Nasip deme, ne gelirse kaşığa
Bundan geri, yol sorulmaz aşığa
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.
 
Satar dostlukarı, satar bir pula
Çok şey derim amma, gelmez usula
Bir aptala, yol göstermez pusula
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.

Atları giydirip, kuşatır saraç
Her olur olmaza, oluruz araç
Taşlanır Taşatan, meyveli ağaç
İnsan kılıgında, çok hayvan gördüm.
 
07/02/2007 Karlslunde. Hüseyin Uçar.

ÖĞRENİN CAN

Birikimin değerlendir
Korkuyu telaşı dindir
Yelkenleri biraz indir
Dinlenmeyi, öğrenin can,
Bu sözlerim, sana Ercan.

Bahar değil, coşup taşam
Gurbet elde, çetin yaşam
Ömür kısa, düşün paşam
Dinlenmeyi, öğrenin can,
Bu sözlerim, sana Ercan.

Farklımı, Ercan, Semiha
Lokman hekim, gelmez daha
Sakın güvenmen, Allaha
Dinlenmeyi, öğrenin can,
Bu sözlerim, sana Ercan.

Tükenmez, dünyanın işi
Kim durdurmuş, bu gidişi
Yeter sıkman, azı dişi
Dinlenmeyi, öğrenin can,
Bu sözlerim, sana Ercan.

Sözler benim, sizin yorum
Her gün, zorlaşıyor durum
Daha çok , soracak sorum
Dinlenmeyi, öğrenin can,
Bu sözlerim, sana Ercan.

Gelin bize, geze geze
Daha neler yazak teze
Zaten,Taşatan geveze
Dinlenmeyi, öğrenin can,
Bu sözlerim, sana Ercan.

 

01/02/2007 Karlslunde.

ÇEKİLE ÇEKİLE

Aça aça bitti, sayfa kalmadı
Su aldı gemimiz, tayfa kalmadı
Her gün içtiğimiz, toyğa kalmadı
Çekile çekile, durduk hedefe,
Kaldır kadehini, kaldır şerefe.

 

İhtibarlı ortalıgı, katanlar
Başta gezer, sevdğini satanlar
Gurbet olmuş, doğdugumuz vatanlar
Çekile çekile, durduk hedefe,
Kaldır kadehini, kaldır şerefe.

 

İhtiraz etmedik, hükme karara
Kahkahayla güldük, dostlar zarara
Aranmak hoş diyen, birde sen ara
Çekile çekile, durduk hedefe,
Kaldır kadehini, kaldır şerefe.

 

Namluya sürülmüş, mermidir sözün
Kendinden bulası, yitirmiş özün
Herkesi aldatır, görünen yüzün
Çekile çekile, durduk hedefe,
Kaldır kadehini, kaldır şerefe.

 

06/02/2007 Karlslunde.Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

 

 

KOYALIM MASAL

İsmin nedir dedim, dedi’ki buda
Nice canlı yaşar, bilin’mi suda
Yürek okyanusta, küçücük ada
Misafirim çoğalıyor, durmadan,
Giriver içeri, soru sormadan.

Açık denizlerde, dalgalar yaman
Çekmişim rakıyı, bilincim duman
Yılları alacak, sılaya varman
Misafirim çoğalıyor, durmadan,
Giriver içeri, soru sormadan.

Kabarmış yüreğim, iyneli fıçı
Dolaşan sürünün, mutludur kaçı
Ne güzel yakışır, bedene saçı
Misafirim çoğalıyor, durmadan,
Giriver içeri, soru sormadan.

O güzel başını, yasla göksüme
Tenim giyin, urba diye üşüme
Bir seher vaktiydi, düştün peşime
Misafirim çoğalıyor, durmadan,
Giriver içeri, soru sormadan.

Bahtiyar salanır, yaprağım dalım
Bu nasıl sükse, bu nasıl çalım
İnsafın yokmudur, yeter sevdalım
Misafirim çoğalıyor, durmadan,
Giriver içeri, soru sormadan.

Bakışın döşeğim, nefesin yorğan
Arıyı çaresiz, bırakmaz kovan
Bu güzel düşleri, bozmasın havan
Misafirim çoğalıyor, durmadan,
Giriver içeri, soru sormadan.

Sevip sevişmeler, olmalı hazsal
Kopup koşuşmalar, elbette ruhsal
Bu aşkın adını, koyalım masal
Misafirim çoğalıyor, durmadan,
Giriver içeri, soru sormadan.
 
05/02/2007 Karlslunde.
                Hüseyin Uçar.

OĞLUM

(Torunum Erenin doğum gününe)

Oğlum değmiş üç yaşına
El sallıyor gardaşına
Eğitimin telaşına
Katılda gel büyü oğlum,
Hanemizin beyi oğlum.

 

Neşemize kattın neşe
Başlıyor Eren kreşe
Gönüller kalpler birleşe
Katılda gel büyü oğlum,
Hanemizin beyi oğlum.

 

Yüreğimde adın on bin
Biri Eren, bini Enğin
Sevda dünyan olsun zenğin
Katılda gel büyü oğlum,
Hanemizin beyi oğlum.

 

Deli kanlım sünet yakın
Kimseye benzeme sakın
Herkeslerden olsun farkın
Katılda gel büyü oğlum,
Hanemizin beyi oğlum.

 

Çağlar yaslanır asıra
Adın yazdım her satıra
Bu kitap benden hatıra
Okuda gel büyü oğlum,
Hanemizin beyi oğlum.

 

25/04/2007 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

 

 

 

 

 

DOĞUM GÜNÜ ANISINA

(Ercan Uçarın)

Elele halay çekelim
Sümbül ekip, gül dikelim
Yorgun yılları, silkelim
Kutluyorum, bil Emm’oğlu…

Biz değiliz yıllar yorgun
Saç kıralmış, beniz solgun
Hiç bir şeyden, yoktur korkun
Yakışıyor. Gül Emm’oğlu…

Yaşayasın, seyri sefa
Ozan dili yapar cefa
Enerji saçan, etrafa
Ölçen, tartan, dil Emm’oğlu…

Yegenler toplu başında
Neler yok, gönül çarşında
Arzuların, bul karşında
Tasaları, sil emm’oğlu…

Muhabbetler, özle olur
Sıcak kalpler, sözle dolur
Arayanlar, bir gün bulur
Ara sıra, gel Emm’oğlu

Bitmez dünyada kaygılar
Sen ne desin, ne algılar
Amcam-Yengeme, saygılar
Yağmur’unan, sel Emm’oğlu…

Nasıl başladım, tarife
Her şey ayandır, Arife
Kutluyorum, Ercan Efe
Bu kıvamda, kal Emm’oğlu…

Taşatanı, yerindirin
Dramı ağır, Şakirin
Kapısı açık, fakirin
Gel her zaman, çal Emm’oğlu…

 

29/01/2007 Karlslunde.Hüseyin Uçar..

DİLEKÇEMİN MÜHRÜ ONLAR

(İkiz yeğenlerim,Ekin cem, Ali eren Uçara)

Çok özledim ikizleri
O kaşları, o gözleri
Aşıp gelin denizleri
Dilekçemin, mührü onlar,
Koşun gelin, hadi canlar…

Pırıl pırıl dikizleri
Her yerde kalsın izleri
Mutlu ediyor bizleri
Dilekçemin, mührü onlar,
Koşun gelin, hadi canlar..

Ova olur, dağlaşırlar
Herkeslerle bağdaşırlar
Bizi yarına taşırlar
Dilekçemin, mührü onlar,
Koşun gelin, hadi canlar…

Şavku vurur aynalara
Yoldaş olun turnalara
Belki konar buralara
Dilekçemin, mührü onlar,
Koşun gelin, hadi canlar…

Söyleyecek, söz yok tipe
Bir coğrafya, cadde, cepe
İkiz pınar, ikiz tepe
Dilekçemin, mührü onlar,
Koşun gelin, hadi canlar…

Altın gibi, anne- baba
Boşa gitmez, böyle çaba
Genç insanlar, genç akraba
Dilekçemin, mührü onlar,
Koşun gelin, hadi canlar…

Dövüşürken, Cüneyt Arkın
Eğitim çağınız yakın
Kıskanan var, boncuk takın
Dilekçemin, mührü onlar,
Hadi koşun, gelin canlar…

28/01/2007 Karlslunde/ Hüseyin Uçar.

YÜRÜ ÜSTÜNE KORKULARIN

Uyuduk ayrıldık
Uyandık ayrıldık
Rüyalara darıldık
Falcılar girdi
Yorumcular girdi araya
Koptu ellerimiz birbirinden
Birikimler oluştu
Hayaller koşuştu
Duvarlar konuştu
Ağaçlar kavuştu
Yaşlı yüzler
Gözlerle buluştu
Benimsin diyemedim..

Gece ayrıldık
Gündüz ayrıldık
Çevremize darıldık
Ayrı istikametlere
Sürdü yüreğimiz
Ayrı yollara koyulduk
Bak şu kadere kısmete
Bülbüller duydu feryadımızı
Yan yana duruştuk
Gülistan aradık
Sümbüllere soyulduk
Canımsın diyemedim…

 

23/01/2007 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

HİÇ BİR ŞEY DİYEMEDİM

Uyuduk ayrıldık
Uyandık ayrıldık
Rüyalara darıldık
Falcılar girdi
Yorumcular girdi araya
Koptu ellerimiz birbirinden
Birikimler oluştu
Hayaller koşuştu
Duvarlar konuştu
Ağaçlar kavuştu
Yaşlı yüzler
Gözlerle buluştu
Benimsin diyemedim..

Gece ayrıldık
Gündüz ayrıldık
Çevremize darıldık
Ayrı istikametlere
Sürdü yüreğimiz
Ayrı yollara koyulduk
Bak şu kadere kısmete
Bülbüller duydu feryadımızı
Yan yana duruştuk
Gülistan aradık
Sümbüllere soyulduk
Canımsın diyemedim…

 

23/01/2007 Karlslunde.
Hüseyin Uçar.

SÖZLERİMİ YEDİRDİLER

Geldim yaralar sarmaya
Yeni düzenler kurmaya
Verdiğim sözde durmaya
Sözlerimi yedirdiler
Sen haklısın dedirdiler..

Her şey açık, her şey somut
Dinlemezken, emir komut
Her can ölür ölmez umut
Sözlerimi yedirdiler
Sen haklısın dedirdiler..

Sözün, ölç tart, deme erken
Şu gurbetlik bitsin derken
Nefsin kalır, onlar yerken
Sözlerimi yedirdiler
Sen haklısın dedirdiler..

Denizlere köprü olduk
Her türlü dert ile dolduk
Ne aradık, neyi bulduk
Sözlerimi yedirdiler
Sen haklısın dedirdiler..

Uçtu gitti hayal düşüm
Her hedefe siper döşüm
Bu söz sana, duy kardeşim
Sözlerimi yedirdiler
Sen haklısın dedirdiler..

Kapalı yolları açın
Yer yüzüne sevgi saçın
Cehaletten korkun kaçın
Sözlerimi yedirdiler
Sen haklısın dedirdiler..

 

20/01/2007 Karlslunde.
               Hüseyin Uçar.

İÇİN ÇEKE ÇEKE

İçin çeke çeke, nolur ağlama
Melhem olamazsın, böyle yarama
Yalvarırım, bundan geri arama
Yeter artık, bakışlarım kanıyor.

Ayrılıklar, dayanılmaz acılar
Derindedir, susturamam sancılar
Göz yaşlarım pınar, oldu bacılar
Herkes beni, vurdum duymaz sanıyor.

Bayatlattın, turfandamı, tazemi
Göz yaşlarım, soframızda mezemi
Bir kaç yılım kaldı, şurda azemi
Nere bassam, adımlarım donuyor.

Çekip vursan, dertlerimi söylemem
Kapadın yollarım, daha gelemem
Felek senden, inan dilek dilemem
Rahat bırak, azelerim yanıyor.

 

 19/01/2007 Karlslunde/Hüseyin Uçar.  

İKLİMLER DEĞİŞTİ

Ölçemezdik yağan, karın boyunu
Yakacak, yiyecek, çeker suyunu
Doğa değiştirmiş, bakın huyunu
İklimler değişti, niye şaşırdık
Yüreklerde, bu korkuyu taşırdık.

Kar delenler çıkmış, toprak yumuşak
Üşüyüp içeri, girmedi uşak
Şaşmam zahmeride, açarsa başak
İklimler değişti, niçin  şaşırdık
Yüreklerde, bu korkuyu taşırdık.

Her yönden yükselir, kirli bir duman
Hemi insanlar, hemi değişti zaman
Heryan bozkır, bakın kalmasmış orman
İklimler değişti, niye şaşırdık
Yüreklerde, bu korkuyu taşırdık.

Ne kar yağar, nede düşer kırağı
Belli değil, yolculuğun durağı
Şaşırmışlar, usta ile çırağı
İklimler değişti, niçin  şaşırdık
Yüreklerde, bu koruyu taşırdık..

Seller basar, canlar alır bakarız
Bir pireye, bin yorğanı yakarız
Seyir’colur, konuşmaya korkarız
İklimler değişti, niçin şaşırdık
Yüreklerde, bu korkuyu taşırdık.

İnsanlar üstünde, denenir silah
Bir avuç kan emen, korunur ilah
Çıkar varsa, ne günah var, ne allah
İklimler değişti, niçin şaşırdık
Yüreklerde, bu korkuyu taşırdık.

Atomlar denenir, açık denizde
Sürüye benzeriz, yürürüz izde
Ölümler, yıkımlar, inkarlar bizde
İklimler değişti, niçin şaşırdık
Yüreklerde, bu korkuyu tyaşırdık.

Bankalar kurdular, kirli paradan
Çokları çıktılar, gördük aradan
Bizden daha suskun, bakın yaratan
İklimler değişti, niçin şaşırdık

Yüreklşerde, bu korkuyu taşırdık.
18/01/2007 Hüseyin

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN

-Ceren Uçarın,18 yaş günü-

Güzellikte önde tekiz
Aile’ye mükafat çekiz
Buluğ çağı, yaş onsekiz
Doğum günün, kutlu olsun
Bütün ömrün, mutlu olsun.

Değer ne avro, ne dolar
Menzilinde akar sular
Destursuz açılır yollar
Buluğ yaşın, kutlu olsun
Bütün ömrün, mutlu olsun.

Oturalım yamaç yamaç
Varsa derdin amcana aç
Başarı olmalı amaç
Buluğ yaşın, kutlu olsun
Bütün ömrün, mutlu olsun.

Düşlerin olsun, coşkulu
Masal’mı, yaşam okulu
Bakma yaşama, kuşkulu
Buluğ yaşın, kutlu olsun
Bütün çevren, mutlu olsun.

Mutluluklar, Uçar Ceren
Bil sana göz, koymuş Eren
Vuruluyor, onu gören
Buluğ yaşın, kutlu olsun
El verdiğin, mutlu olsun.

Sarıl sıkı, etrafına
Kalma bilmezin, lafına
Amcan sığınır, affına
Buluğ yaşın, kutlu olsun
Acıların, tatlı olsun.

Beklentimiz, biliyorsun
O kulvarda yürüyorsun
Taşatanı, görüyorsun
Buluğ yaşın, kutlu olsun
Bütün ömrün, mutlu olsun.

20/01/2007  Hunginge.DK.
Hüseyin Uçar.

CANLARIM

-Gelin Elifin, yaşamından izler-

Semiham saçların, ipek telinden
Bırakmazken, ellerini elimden
Düşermi isminiz, benim dilimden
Ugrunuza ben, ölürüm canlarım…

Yalnız koman, almanyanın bağrında
Semahatım, gelinliğin çağında
Güller açsın, bahçesinde bağında
Yolunuza ben, kurbanım canlarım…

Sebahat oturmuş taşın üstüne
Dökmüş saçlarını, kaşın üstüne
Gelinlik yakışır, başın üstüne
Siz yanmayın, ben yanarım canlarım…

Sene geçti serdal’ımı ararım
Nerde bulsam, şu sineme sararım
Ayağına çamur, degse ağlarım
Sizler gülün, mutlu olun canlarım…

İnsandan insana farklıdır deger
Bir gün hatırlayıp, ararsan eger
Ne alınır, nede satılır ciger
Siz çağırın, ben gelirim canlarım…

Çok zaman, ışıksız, ekmeksiz kaldım
Sizleri her zaman, okula saldım
Hangi muhanetin, kapısın çaldım
Benim adım, ne korsanız anlarım….

 

14/01/2007 Hundige. DK.
                   Hüseyin Uçar.

ALİ KURT

Kız oğlanın düğününü peşpeşe
Çok sürmedi, Alim bu coşku neşe
İsterim’ki yolun düşsün güneşe
Bu kadar erkenci, olma Ali Kurt..

Hayaller uçuştu, düşler uçuştu
Gözler çeşme oldu, yürek tutuştu
Asi’liğim ondan, çok erken uçtu
Bırakıpta gitme, bizi Ali Kurt..

Ne diyeyim dostum, çabuk yıkıldın
Felek acımasız, boşa sıkıldın
Azrailin pençesine, takıldın
Bu kadar acele, Etme Ali kurt..

Yaşayıp giderken, düşte rüyada
Yoğudu üstüne, namus hayada
Bir zamanlar, sende vardın dünyada
Bu kadar acele, niye Ali Kurt..

Çok şeyler aldın, çok şeyler sattın
Bazan kazandınsa, bazanda battın
Göz yaşımı inan, yemeğe kattın
Bizleri bırakıp gitme, Ali Kurt.

Helal et hakkını, yemiş içmiştik
Aynı kulvarlarda, koşup pişmiştık
Çocuk Yaşta, gurbet ele düşmüştük
Yalınız bırakıp, gitme Ali Kurt..

Neyini sevelim, Danimarkanın
Her sözü bir batman, gelir bakanın
Zamanımı dostum, acı şakanın
Bu kadar erkenci, olma Ali Kurt.

Baş sağlığı, diliyorum aileye
Neleri doldurdun, bir bak fileye
Bizleri ağlatıp, böyle nereye
Boynu bükük, koyup gitme Ali Kurt..

13/01/2007 Hundinge. Hüseyin Uçar.

ÇÖL VELİNİN,YUSUF SARIKAYAYLA SOHBETİ

Ala inek sütlüydü
Kayganası tatlıydı
Canımdan kıymatlıydı
Yusufum Üzgün burda
Nasıl kapıldın kurda…

Yeni dikilmiş bağlar
Yusuf oturmuş ağlar
Kurdun mekanı dağlar
Yusufum üzgün burda
Nasıl kapıldın kurda…

Kayalar  iniliyor
Kulaklar çiniliyor
İnek kurda yeniyor
Yusufum üzgün burda
Nasıl kapıldın kurda..

Şeytan aldı bıçagı
Bulamadık kaçagı
Sönmüş gibi ocagı
Yusufun uzgün burda
Nasıl kapıldın kurda…

Tarih çöllöğün sözü
Utansın kurdun yüzü
Yüreğe koydun közü
Yusufum ağlar burda
Nasıl kapıldın kurda..

13/01/2007/Hüseyin Uçar.

YARALARIM ÇOALIYOR SİNEDE

Talan edip yersiz yurtsuz koymuşlar
Gönül hazinesin bile soymuşlar
Öfkenin adıı bal mı koymuşlar,
Tada tada diş kalmadı çenede.

Hiç kokmuyor şu yabanın gülleri
Etkilemez türküleri dilleri
Tersten eser üşütüyor yelleri
Çoğalıyor yaralarım sinede.

Genç ömrümüz yad ellerde çürüdü
Gazel gibi yel önünde sürüdü
Bahar geldi çayır çimen yürüdü
Yangınlara su aradık nerede.

                          
 14.02.1999 Hüseyin Uçar

EMMİOĞLU

Uzanmış yatıyor Bektaş bahçede
Bin Kronu kucaklıyor gecede
Kalbimdeki tahtın gayet yücede
Yeni evin hayırlı olsun emmioğlu

Ağacın dalına asmış gocuğun
Mangalda kızarmış kokar sucuğun
Büyüsün, yücelsin çoluk çocuğun
Bağın bahçen neşe dolsun Emmioğlu

Isıtır evini şömine, soba
Şu bizim zulayı sakla dolaba
Sağ olup görseydi o sefil baba
Anmadan geçemem amcam Emmioğlu

Dilimde muhabbet gözümde hüzün
Beraber toplayak elmayı güzün
Acılar görmesin hep gülsün yüzün
Gel sarılıp öpüşelim Emmioğlu.


2.4.1999 / Hüseyin Uçar

KÖYÜMÜZ

Günden güne kayıp verir köyümüz
Bir bir kapanıyor orda evimiz
Parçalandık fayda vermez sevi’miz
Gazele dönmüşüz kovalar yeller
Acımız bilmeden gülüyor eller

Dedem, ebem, amcam, şimdi de yengem
Hedefsiz yürürüm bozuldu dengem
Kimseye değil feleğe öfkem
Gazele dönmüşüz kovalar yeller
Köklü kütükleri kopardı seller

Bir ömür gülmedin yengem Güleser
Tanrı güldürmezse Peygamber küser
Yoksula her gelen bir ceza keser
Gazele dönmüşüz kovalar yeller
Gözlerim arıyor yaşlıdır diller

Gizemi yok artık kenar köşenin
Sefile aşikar hali Ayşe’nin
Zerresi kalmadı bizde neşenin
Gazele dönmüşüz kovalar yeller
Gözüm gibi ağlar sinemde teller.

                                      
23.12.1999/ Hüseyin Uçar

BOZULMUŞ KERVANLAR

Yalan karşısında dağlar eridi
Toplumsal değerler bir bir çürüdü
Soytarıya gün kotarmak kar idi
Bozulmuş kervanlar bir sonsuz yolda
Yasa, kural yoktur sağ ile solda

Şeriata teslim ettik kıratı
Günden güne duvarlaştı suratı
Halk nasıldır bilmez taştan da katı
Solcular sağda da sağcılar solda
Bozulmuş kervanlar bir sonsuz yolda

Koltuğa oturan kalkmaz bir daha
Karanlıklar düşman elbet sabaha
Her şeyimiz haval’ettik Allaha
Yavruları kayıp analar yolda
Arılar sürülmüş, sinekler balda

Viyana’da çevirdiler Yılmaz’ı
Yumruğu yiyince çıktı avazı
Tazılar avcı da, avcılar tazı
Yerleşikler göçer olmuş yollarda
Baykuşlar ötüyor yeşil dallarda.

                                   
20.12.1999 / Hüseyin Uçar

NE ÖLEN DUYARLI

Öptüğüm dudaklar mermer mi nedir
Ne öpen duyarlı, ne de öpülen
Hep ağlattı beni, gülmek de nedir
Ne ağlayan duyarlı, ne de ağlatan

Sevgisizce bir boşlukta yaşarım
Nasıl yaşıyorum ben de şaşarım
Ömür boyu yar peşinde koşarım
Ne koşan duyarlı, ne de koşturan

Ben bu derdi bilenlere danıştım
Anlamadan ömür ile yarıştım
En sonunda kendim ile barıştım
Ne ölen duyarlı, ne de öldüren.

                                
27.11.1999 / Hüseyin Uçar

BİR ÖTÜŞÜ DİĞERİNİ TUTMUYOR

Ben mi biçareyim felek mi dönek
Bir ettiği birbirini tutmuyor
Ne zaman arı oldu şu kara sinek
Bir ötüşü diğerini tutmuyor

Sevdiğim her şeyin adını koydum
Bir ömür oruçtum ne zaman doydum
Hayali hazine, bankalar soydum
Hiç birisi diğerini tutmuyor

Yaya geçitleri yanıp sönüyor
Dönüp bakın ne planlar dönüyor
Bu cihanda tüm canlılar yeniyor
Birin tadı diğerini tutmuyor.

                               
19.10. 1999/ Hüseyin Uçar

SÖZÜN ÖZÜNE DOLAŞIR

Ben ağladım sen gülerken
Hesap yaptın ben ölürken
Sıra sende deme erken
Sözün özüne dolaşır

Vahşileştim, övüldükçe
Güçlenirim dövüldükçe
Doğru söyler misin mertçe
Özün pisine bulaşır

Geçip hazıra kurulmak
Otura baka yorulmak
Ruhsuz bedene sarılmak
Gönül boşuna uğraşır

İnsan insanı sattıkça
İnler sinem her andıkça
Kirlenirsin yıkandıkça
Kötü haber çabuk ulaşır.

                         
18.8.1999 / Hüseyin Uçar

SİZ GÜLSÜNÜZ

Ömrüm söktü acı, sitem
Bu ayrılık hüzün, matem
Yoksul baca gibi tütem
Bülbül benim, siz gülsünüz

Göçmen kuşum gülme bana
Doyamadım ben vatana
Özlemi işliyor cana
Bülbül benim, siz gülsünüz

Anadolum güzel yurdum
Bilsen ne hayaller kurdum
Her gelenden seni sordum
Bülbül benim, siz gülsünüz

Her kopuşum ayrı ölüm
Uzaklarda kokan gülüm
Beni çağırıyor dilim
Bülbül benim, siz gülsünüz.

                            
21. 7. 1999 / Hüseyin Uçar

KAVUŞMAK HÜZÜN

Gidiyorum hoşça kalın canlarım
Sevenlerin bakışından anlarım
Dileyin ki size dönsün yollarım
Kavuşmak hüzündür ayrılmak ölüm

Deryada balığım düşmüşüm ağ’a
Ayrılmış yolumuz düşmüş uzağa
Orta Asya da yakalandım kurağa
Göçerlik acıdır bırakma gülüm

Karaburun, Altınkum’u dolaştım
Kabıma sığmadım yabana taştım
Akdenizde göz üstünde bir kaştım
Bakışlar hüzündür şiirdir dilim

Yaban elde ben bu dili yaşattım
Hüzünlendim göz yaşlarım boşalttım
Nerde insan görsem ayağa kalktım
Ben sensiz olamam anla güzelim.

                                       
20.7.1999 / Hüseyin Uçar

ÖLÜR YORULMAZ

Gördüğüm rüyanın hepisi senin
Senin olsun canım inancın, dinin
Birbirine benzer vücudun, tenin
İnsan olunmadan bir şey olunmaz

Kahrından göç oldu güzelim köyler
Gene onu suçlar yöneten beyler
Benim duygularım üflüyor neyler
Sağ duyu olmadan çözüm bulunmaz

Başkası adına dövmeyin beni
Ben hak etmedim övmeyin beni
Ben layık değilim sevmeyin beni
Bulanık su akmayınca durulmaz

İnsanı anlatır ağıtlar bile
Bülbülün ettiği yeter bülbüle
Tarih boyu sürdü ne bitmez çile
Umut yolcuları ölür yorulmaz

                             
18.8.1999 / Hüseyin Uçar

HANİ O SÖZ VERENLER

Ağladığım yıllar geriye döndü
Umutlar rüyalar bir anda söndü
Sade ölenlerin acısı dindi
Anılarım saklı yıllar nerede

Aileler eviyle koya süzülmüş
Molozlar altında kuzum büzülmüş
Beden param parça kafa ezilmiş
Koşup oynadığım yollar nerede

Her matemden sonra tedbir sözleri
Kızarmıyor söz verenin yüzleri
Zaman zaman geldim görmez gözleri
Hani o söz veren diller nerede

Uzatma sözünü Hüseyin Uçar
Yalan söyleyerek yaramız açar
Gündüz neşe, gece uyku kaçar
Hani o sımsıcak kollar nerede?

                             
30.10.1999 / Hüseyin Uçar

DÜŞÜRME BENİ

Sokaklar kimsesiz cansız ışıklar
Dokunur tellere söyler aşıklar
Geceye diz çökmüş kayıp ufuklar
Görünmez yollara düşürme beni

Hüzün buketini sardım alırsan
Sevinirim eğer benle kalırsan
Gönül yaralarım bir bir sararsan
Dönülmez yollara düşürme beni

Sevilen gezğindir, sevenler köle
Yozlaşmış güvensiz sevgiler bile
Çıldırtıp Uçar’ı getirme dile
Bilinmez yollara düşürme beni.

                                  
5.1.1999 / Hüseyin Uçar

İNSAN DİLLİDİR DOSTUM

Bulanık su aka aka durulur
Bu gönül şehrimde pazar kurulur
Yollar yorulur mu, yolcu yorulur
Sevdalı yolcular bellidir dostum

Sadece baharda çağlamaz dere
Neler yağmıyor ki havadan yere
Düşe kalka yürür boğulsa tere
Hüzünlü yolcular tellidir dostum

Gel gönül hedefin uzatma, daralt
Yollara düşürdün her gün her saat
Ölü duyguların Hüseyin sağalt
Benim sevdam insan dillidir dostum.

                              
7.1.1999 / Hüseyin Uçar

HARİKA

Bizim olan ne kaldı ki geriye
Ya Araplar aldı ya da Amerika
Öncül idik bir zamanlar dünyada
Paylaşınca miras düştü Afrika

Ben laik’im, ne dindarım, demokrat
Cepheler kurarak yüceltti kırat
Niçin yorgun akar bir sorun Fırat
Silaha dönüştü türbanla hırka

Sarıklılar, sırıklılar çoğaldı
O Yüce Meclise Merve’ler daldı
Orta çağa döndük ufkum karardı
Kapıların kapayacak Avrupa

Örtü bir vesile silahtır türban
Milyonlarca Merve seçildi kurban
Kurt dalmış sürüye çaresiz çoban
Problemin çözülüşü harika.

                           
21.5.1999 / Hüseyin Uçar

YÜREĞİMDE

Ses vermiyor dağlar, taşlar
Yol bittiği yerde başlar
Canımsınız ey kardaşlar
Yaşarsınız yüreğimde

Var gücümü eller aldı
Ayrılık kapımız çaldı
Hüzün, sitem bize kaldı
Sevdasınız yüreğimde

Ayrılalım el öpmeden
Gözlerimden kan gitmeden
Diri duygular bitmeden
Ekinsiniz yüreğimde

Şimdi geldik yol ayrımı
Uçurdular bal arımı
Kalem anlatmaz zarımı
Gezginsiniz yüreğimde

                    
28.04.1999 / Hüseyin Uçar

ÇOĞALIYOR

Talan edip yersiz yurtsuz koymuşlar
Gönül hazinesin bile soymuşlar
Öfkenin adıı bal mı koymuşlar,
Tada tada diş kalmadı çenede.

Hiç kokmuyor şu yabanın gülleri
Etkilemez türküleri dilleri
Tersten eser üşütüyor yelleri
Çoğalıyor yaralarım sinede.

Genç ömrümüz yad ellerde çürüdü
Gazel gibi yel önünde sürüdü
Bahar geldi çayır çimen yürüdü
Yangınlara su aradık nerede.

                           
14.02.1999 Hüseyin Uçar

MEKTUP

Ey yıldız
Çoban yıldızı
Karanlığa kafa tutan
Gürültüsüz aydınlık
Mektup almak istiyorum
Bilip de ulaşamadığım

Ülkelerden,
Doğurgan
Direngen
Anaların ülkesinden
Mektupta kalem
Tutan ellerin sıcaklığı
Okyanusları aşan
Kardeş türküler
Yaralı güvercinin
Kanat çırpışı
Sevgilinin
İşlediği mendil
Duyguların
Satırlara akışı
Ziyaretçi bekleyen
Mahkum
Doğumunu bekleyen
Çocuk
Unutulmuşluğa başkaldırı
Taze
Sıcak
Ve
Demli
Bir mektup.

                          
6.1.1999/ Hüseyin Uçar          

GÖZ YAŞINA

Bağlansam da tel misali
Tanımazsın el misali
Erken soldun gül misali
Bülbül ağlıyor boşuna
Ölüm bakmaz göz yaşına

Bensiz konuşmaz kavalım
Gurbette budanmış dalım
Bağışla beni sevdalım
Bülbül ağlıyor boşuna
Ölüm bakmaz göz yaşına

Her şeyin adın koyalım
Her gün sevişip doyalım
Yazması sevda oyalım
Bülbül ağlıyor boşuna
Ölüm bakmaz göz yaşına.

                           
26.2.1998 / Hüseyin Uçar

MUSA EROĞLUNUN ARDINDAN

Sarplara sarar mı ozanın yolu
Bir gece yaşattın dolu mu dolu
Torosun yiğidi Musa Eroğlu
Toroslara selam götür bizlerden

Anadolum gibi bire bin verdin
O ozan bakışla neleri gördün
Dostundan düşmanı çok olur merdin
Soranlara selam götür bizlerden

Sürüsün doyurmuş mutludur çoban
Nice Halil İbrahimler seçilmiş kurban
Aşkı yüceltiyor gördük Mihriban
Sevenlere selam götür bizlerden

Kusurumuz varsa bağışla bizi
Bir göçmen sürüyürz dert dizi dizi
Keşfedilmeyi bekler görün gökyüzü
Kardeşlere selam götür bizlerden.

 

 21.10.1998 / Hüseyin Uçar

BİLEN OLMAZ

Zaman olur ağlan gönül
Yüreğini dağlan gönül
Yatağında çağlan gönül
Gören olmaz bilen olmaz

Ters dönersin tepe takla
İçini dışını pakla
Sorgularsın sen ne hakla
Bilen olmaz duyan olmaz

Hayal gördün yaşamadın
Çemberinden taşamadın
Vurgun yedin koşamadın
Göz yaşların silen olmaz

Ne yaptınsa övdüm seni
Zaman zaman dövdüm seni
Her şeyinle sevdim seni
Benim gibi seven olmaz
İnan sana güven olmaz.

                        
29.4.1998 / Hüseyin Uçar

CAN DOSTUM

Kimi yerken kimi niçin bakına
Attı bizi zalim dağlar ardına
Yıllar geçti varamadık farkına
Sevgi tende derinleşsin can dostum

Yağmur sonu düştük selin arkına
Dişli olduk makinanın çarkına
İşten oydu varamadık farkına
Körpe ömür olgunlaşsın can dostum

Adımızı sanımızı unuttuk
Bal yerine inan zehirler yuttuk
Geçer diye kendimizi avuttuk
Tüm ömürler gelinleşsin can dostum.

                                 
7.7.1998 / Hüseyin Uçar

LOKMAYA DÖNDÜK

Aynı sözcükleri duya işite
Hüğcreye alışan mahkuma döndük
Dur diyen bekleriz yanlış gidişe
Damaklara lezzet lokmaya döndük

Her yaşayan ister özgür olmayı
Her gören göz ister güzel sarmayı
Her gönül andırır balı, hurmayı
Yol alırken niçin geriye döndük.

Nere baksam hep alıcı bakışlar
Dost dediğin bile bak seni taşlar
Baharı beklerken gönülde kışlar
Kışları bal yapan arıya döndük

Tanımadıklarım sövüp sayıyor
Bedenime sanki kurşun yağıyor
Köktenciler kudurmuşça geliyor
Saç’ta patlamayan darıya döndük.

                                  
25.3.1998 / Hüseyin Uçar

YARALAR İNİLER

Gidiyorum sevdiceğim arama
Artık saçlarını tel tel tarama
Söndürürse tuz basarım yarama
Yaralar iniler teller iniler

Kırk yıl oldu hep peşinde dolandım
Ömür oldum yar ömrüne ulandım
Nasıl oldu yalanlara inandım
Yaralar iniler diller iniler

Bir arsa vermedin koca ovadan
İşlev bitti deyip kovdun yuvadan
Can çıkmadan dönmem gülüm davadan
Yaralar iniler güller iniler .

                                          
9.8.1998 / Hüseyin Uçar

KÜÇÜK BEBEYİ

Bugün defneyledik küçük bebeyi
Ana deyip saramadan memeyi
Topa tutsam hırsım inmez feleği
Kuzey rüzgarları koyalım adın
Üç gün müdür yavrum dünya muradın

El kadar tabutu aldım elime
Sorular yığınla doldu dilime
Diyemedim inan tek bir kelime
Kuzey rüzğarları koyalım adın
Üç gün müdür yavrum dünya muradın

Şu ölümün geçemedik önüne
Urba bile saramadık tenine
Onaltı Ağustos Salı gününe
Kuzey rüzgarları koyalım adın
Üç gün müdür yavrum dünya muradın.

                                     
16.8.1998 / Hüseyin Uçar

İNİM İNİM İNLETİLER

Ne ağladım ne de güldüm
Ne yaşadım ne de öldüm
Sazın telindeki dildim
İnim inim inlettiler

Her gün gönlümü kırdılar
Gitsem önüme durdular
Durmadan soru sordular
Ruhsuzlara dinlettiler

İsyankarda öfke oldum
Her türlü dert ile doldum
Bazan saçlarımı yoldum
Acıları öğrettiler.

 

11.3.1998 / Hüseyin Uçar

DOĞADIR

Ölün de kimseye eğmeyin boyun
Olur mu insanlar kurbanlık koyun
Biçilir kefenin ılırsa suyun
Yaratan da yürüten de doğadır

İnan bana güzel seslim özledim
Dağcı oldum tepe bayır dizledim
Sen sezmedin ömür boyu izledim
Yaratan da çürüten de doğadır

Mezarımı yol üstüne kazalar
Yarin defterine adım yazalar
Benden yana hiç olmadı yasalar
Yaratan da yitiren de doğadır

Hüseyin’i hançerleyin gülmesin
Sevdiklerim benden önce ölmesin
O gören gözlerin daha görmesin
Yaratan da bitiren de doğadır.

 

5.2.1998 / Hüseyin Uçar

ANAMA UĞRADIM EVDE YOĞUDU

Anama uğradım evde yoğudu
Benim anlatacak derdim çoğudu
Çay demledim hüp demeden soğudu
Benim canlarımı gönderin geri

Bahçedeki domatesler kızarmış
Koklamadan kırmızı gül kararmış
Koyun bile kuzusunu ararmış
O güzel insanlar dönsünler geri

Ördekler vaklıyor küçücük gölde
Bütün özlemlerim takılmış telde
Bu sene de kaldık bu gurbet elde
Giden yolcularım dönsünler geri

Bay pederim kalemine sarılsın
Bana değil kaderine darılsın
Güzel parmakları biraz yorulsun
O güzel insanlar dönsünler geri

Hüzün çökmüş gözlerime açılmaz
Ayrılıkla bir ölümden kaçılmaz
Özlem tohum olsa yere saçılmaz
Benim canlarımı gönderin geri

Geçen kağnıların olmaz gölgesi
Ah etmekmiş Hüseyin’in töresi
Yaban dolu sağı, solu, yöresi
O güzel insanlar dönsünler geri.

 

8.8.1998 / Hüseyin Uçar

PİŞSEN

Salınarak geçen güzel
Bir gün de bakmadan geçsen
Düşürme ömrüme gazel
Kalbimde ki uru deşsen

Bir göreyim geç önümü
Evliliğin yıl dönümü
Hoş gör n’olur bir günümü
O anda kefenim biçsen

Dolaştırma saha saha
Yürünecek yol var daha
Geceler gebe sabaha
Beni sana saki seçsen

Elin kolun bağlı durma
Duygusuzdan medet umma
Sebebin bilirim sorma
Çok hamsın sabırla pişsen.

 

28.4.1998 / Hüseyin Uçar

İNEMEM

Yar diye sarıldım ruhsuz bedene
Can dedikçe itti sinemden gene
Hasret oldum on metrelik kefene
Karanlıklar sehpa kurmuş inemem

Dizildi boğaza hıçkırdım durdum
Nasılsın diyenden adresin sordum
Güzel yarınların hayalin kurdum
Karanlıklar sehpa kurmuş gelemem

Gelse ecel bana inan karlıyım
Yüce dağ misali boran, zarlıyım
Bana gül demeyin intizarlıyım
Karanlıklar sehpa kurmuş, gülemem

Duygusuza sevgi nedir, aşk nedir
Söyleyin ilkeller bilir mi kadir
Yastığım, yorganım bir tahta sedir
Karanlıklar sehpa kurmuş sinemem.

 

3.4.1998 / Hüseyin Uçar

DOLMAYA GÖRSÜN

Hüzünler boğuyor akşama doğru
Evreni karanlık boğmaya görsün
Doldurur içime ateşi, koru
Ufuktan bir güneş doğmaya görsün

Sanat, sanatçı evrenin nesi
Halkına şifadır güzel nefesi
Ulusal sınırdan taşıyor sesi
Ufuktan bir yıldız kaymaya görsün

Tablolar çizilmiş o güzel göze
Hayat tamamıyla dökülmüş söze
Okyanus misafir engin denize
Gönüle sevdalar dolmaya görsün.

18.4.1998 / Hüseyin Uçar

AĞLAMAYAN GÖZE

Erkekler ağlamaz demeyin bana
Ağlamayan göze göz mü denilir
İnsanım diyenler kıyar mı cana
Utanmayan yüze yüz mü denilir

Elleri bağlıya kılıcı vuran
Diyor ki yazıyor bunları Kuran
Görseydik caniden bir hesap soran
Anlamsız söze söz mü denilir

Tanrılık yapıyor kul oğlu kullar
Bilim yuvasına dönsün okullar
Artık kardeşliğe açılsın yollar
Çürümüş özlere öz mü denilir?

 

18.4.1998 / Hüseyin Uçar

AYA BAKTIM DOĞMAMIŞ

Akar su sele benzer
Sevdiğim ele benzer
Ben geçsem gönül geçmez
Taze açmış güle benzer

Aya baktım doğmamış
Karanlığı kovmamış
Yağmur yüklü bulutlar
Yeryüzüne ağmamış

Ah etsem dilim varmaz
Yaşayan hayal kurmaz
Sevmediği bellidir
Dil söyler kollar sarmaz

Aya baktım doğmamış
Karanlığı kovmamış
Yağmur yüklü bulutlar
Yeryüzüne ağmamış

Güller sundum almıyor
Yalvarırım kalmıyor
Bekçiyim kapısında
Niçin çilem dolmuyor

Aya baktım doğmamış
Karanlığı kovmamış
Yağmur yüklü bulutlar
Yeryüzüne ağmamış

 

1.6.1998 / Hüseyin Uçar

KARŞILIKSIZDIR YAZIK

Kanunu yazılmaz aşkın
Baharda sel olur taşkın
Geziniyor şaşkın şaşkın
Karşılıksızsa yazık
Lazım kumanya, azık

Bir sağa bir sola ağar
Akşam söner sabah doğar
Yeryüzü bulutu sağar
Göç eder kentten köye
Kurak yeşersin diye

Yazık severek bakışır
İçten överek bakışır
Göğsün döverek bakışır
Karşılıksızdır yazık
Lazım kumanya, azık.

 

17.4.1998 / Hüseyin Uçar

BULUP ELİYOR

Ah edip ağlama diyorlar bana
Nasıl ağlamayım eller gülüyor
Zalimin hançeri işliyor cana
Diktiğim fidanlar bir bir ölüyor

Adını okudum esen yellere
Ömür boyu yerindirdin ellere
Toprak mıyım kattın coşan sellere
Hayat zayıfları bulup eliyor

Devamlı yakardım rica dinlemez
Cana kıyar zalim özür dilemez
Kapanmış yolları kıştır gelemez
Gönül defterinden bizi siliyor

Zalime, soysuza edildim kurban
Yenisin alamaz eskimiş urban
Sürüsü dağılmış perişan çoban
Kuzusu kayıptır koyun meliyor

Hiç bir şey görmedim sitemden başka
Hiç sebepsiz düştüm onulmaz aşka
Saraylar kurup oturttum köşke
İncitilmez adı gibi biliyor.

 

13.5.1998/ Hüseyin Uçar

ÖLÇÜ NEDİR Kİ?

Her hanede olsun bir hesap soran
Terbiyede söyle ölçü nedir ki?
Değerler çiğneyip düzenin kuran
Diktatörde yasa, ölçü nedir ki?

Bakınca görünmez dağların ardı
Herkese gül kokar kendinin yurdu
Çürüyen ağacın eksilmez kurdu
Mantıksızda yasa, ölçü nedir ki?

Yıllar değil inan ömür yorulur
Zalimin hesabı bizden sorulur
Her gece, her şafak sehpa kurulur
Egemende yasa, ölçü nedir ki?

Ağlamak yakışmaz demeyin bana
Zalimin hançeri işliyor cana
Her derdime deva şu toprak ana
Toprakta ki yasa, ölçü nedir ki?

 

2.4.1998 / Hüseyin Uçar

ARİSTO

Kaleler yükseltmiş antik taşları
Alnına dökülmüş uzun saçları
Gözlüğün altında oynar kaşları
Antik çağdan el sallıyor Aristo

 

Anadolu kültür, örümcek ağı
Geçmez hiç bir zaman kültürün çağı
Aristo’nun beyni kitap kapağı
Antik çağdan el sallıyor Aristo.

8.5.1998 / Hüseyin Uçar

HÜZÜNLÜ

Yordular artık kalmadı gücüm
Yüklendi yollara vuruldu göçüm
Konan göçer bir gün, ağlama koçum
Bu bir esintidir yollar hüzünlü

 

Bilinmedik şu yurtlarda göçeriz
Aşkın şarabını demdir içeriz
İyiyi kötüden elbet seçeriz
Bu bir esintidir diller hüzünlü

 

Dertliyim diyenler sofralar açar
Sevgisiz yaşayan her şeyden kaçar
İncitme dosları kısa kes Uçar
Bu bir esintidir kollar hüzünlü.

 

29.3.1998 / Hüseyin Uçar

DİLLER KURUDU

Güzelim gönlümü hançerlediler
Her ne dedimse içerlediler
Nere varsam ordan göçerlediler
Konduğum ağaçta dallar kurudu

Nere varsam orda sevgi aradım
Düşman gibi çatar eşim, evladım
Söyle felek söyle, bu mu muradın
Girdim serinleyim göller kurudu

Birden bire kaldım çöl sıcağında
Milyonlar ağlıyor yar kucağında
Yabancı oldum kendi ocağımda
Bülbüle öykündüm güller kurudu

Hekim dediklerim yaram sarmadı
Neyi arzulasam biri olmadı
Benim söyleyecek sözüm kalmadı
Ağzımın içinde diller kurudu.

 

25.7.1998 / Hüseyin Uçar

YEL VURDUKÇA

O güzel kafada bir tel olayım
Nefesini saran bir yel olayım
Yakana taktığın bir gül olayım
Yel vurdukça koklayasın sevdiğim

 

Toprağın nabzını tohumdan sorun
Gücünüz yeterse sevdayı yorun
Kavuran ateşin kalbimde oğrun
Yüreğimde yaşayasın sevdiğim

 

Elbette güzeller edecek nazı
Düşürme dilinden türküyü sazı
Sevdiğim adımı kalbine kazı
Ömür boyu taşıyasın sevdiğim.

 

12.5.1998 / Hüseyin Uçar

 

 

 

DUYGULARIN ÖLMÜŞMÜDÜR?

Ayak dersin baş olursun
Bahar dersin kış olursun
Ne söylesem taş olursun
Duyguların ölmüş müdür?

 

Söyle gülüm bahar mıyım
Çeşme olup akar mıyım
Sevmeyene bakar mıyım
Sevmeyenler gülmüş müdür

 

Boğulmadan göz yaşına
Tartışalım geç karşıma
Gözer ile su taşıma
Çektiklerim çekmiş midir?

 

7.9.1998 / Hüseyin Uçar

 

YOL ALIRLAR BİLİRSİN

Geçmeyen günlerin ilacı uğraş
Meşguliyet bul etmeden telaş
Yolu kısalt, böyle menzile ulaş
Yürüyenler yol alırlar bilirsin

 

Tecrübe mantık uzatır ömrün
Milyonları aştı tonu kömürün
Gül kokuyor bülbül seslim, emirin
Çalışanlar dinç kalırlar bilirsin

 

Bilirim ki moral cana sigorta
Küfür sözcükleri yazılmaz karta
Ne gergin, ne esnek bulunsun orta
Dost olanlar dost bulurlar bilirsin

 

Yaza çize bu ömürü çürüttüm
Yaylada, dağlarda koyunlar güttüm
Aç doyurmak için buğday öğüttüm
Doyuranlar aç yatarlar bilirsin.

 

20.1.1998 / Hüseyin Uçar

 

 

 

ARZUMDUR

Almam hiç kimseyi almam kafaya
Kalleş değilim ki geçem arkaya
Dikerim gözümü büyük kupaya
Başarıya imza atmak arzumdur

Ne düşmanlık tattım ne kavgalıyım
Göz ağrım, yurdum, ona sevdalıyım
Delikanlı öncüyüm edalıyım
Başarıya imza atmak arzumdur

Ne bağnaz, ne ırkçı, Atatürkçüyüm
Kıyamam canlıya, ne de kürkçüyüm
Hem mantığın, hem bilimin gücüyüm
Başarıya imza atmak arzumdur

Unuturum sanma Hacı Bektaş’ı
Ne Karamanoğlu’nu ne de dadaşı
Pir Sultan, Yunus’un olmaz telaşı
Başarıya imza atmak arzumdur

Ben Kara Fatma’yım silinmez adım
Eli saymam, dostlar bozmasın tadım
Düşmanlıklar fayda vermez evladım
Başarıya imza atmak arzumdur.

 

6.1.1998 / Hüseyin Uçar

SOLDURULMUŞ NİDEYİM

Yağmur taneleri dövüyor camı
Hüzünlü ses dolduruyor odamı
Sevmeyenler sarar şimdi goncamı
Gonca güller soldurulmuş nideyim
Başım alıp bu diyardan gideyim

Çok geçmedi, yağmur dindi, ay doğdu
Oturdu göğsüme, halesi boğdu
Nere varsam inan, oradan kovdu
Gonca güller soldurulmuş nideyim
Beklentim kalmadı göçüp gideyim

Hüseyin Uçar’ı araman boşa
Sağırlaştı yürek dönüştü taşa
Bu nasıl yar, yolum sürer yokuşa
Gonca güller soldurulmuş nideyim
En iyisi bu dünyadan gideyim.

3.6.1998 / Hüseyin Uçar

KASTI NEDİR Kİ?

Bir varlığım var ki övüp taptığım
Sevincini sevincime kattığım
Sevda olup yüreğine aktığım
Durmadan yaralar kastı nedir ki?

 

Sorarlar insana eş dost nasıldır
Bunca acılara diyek fasıldır
Söz sohhbetin bilen elbet asildir
Kapıyı aralar kastı nedir ki?

 

Derdin nedir? Cevap: Kapa çeneni.
Dağa kaldırırım yoksa nineni
Bir coşup çağlıyor neyin töreni
Durmadan karalar kastı nedir ki?

 

Kınan beni bir yaptığım var ise
Gönül dağı dört mevsimde kar ise
Sözün çekmez bütün bünyem erise
Her sözü paralar, kastı nedir ki?

 

                                        
27.7.1998 / Hüseyin Uçar

 

 

GEÇMİŞİMDEN BELLİDİR

İyi günde, kötü günde buluşak
Küskün isen, kırgın isen barışak
Sevdiğim muhabbetim belimde kuşak
Geleceğim geçmişimden bellidir

Gözlerine baksam gözlerin kapar
Gerçeği bırakır hayale tapar
Çağdaşım der ama çağından kopar
Geleceğim geçmişimden bellidir

Ozan olan, yazar sanma avunur
Haklı kim olursa över savunur
Sevdalıdır için için gövünür
Geleceğim geçmişimden bellidir

Hep ağladım  ağlatmadım kimseyi
Gözüm yoktur kapan kapsın keseyi
Traş ettim ömür boyu köseyi
Geleceğim geçmişimden bellidir.

 

11.4.1998 / Hüseyin Uçar

TAKSİLER GİBİ

Geceleyin yollar görülmüyordu
Saçların dolaşmış örülmüyordu
Kimselere soru sorulmuyordu
Sorular yollarda taksiler gibi

Nedir bilmem beni yollara vuran
Cahildir, düşünmez tuzaklar kuran
Tanrıdan tanrıcı tanrıyı yoran
Nedendir yüreğim aksiler gibi

Tebessüm atarım kimseler almaz
Gönüldür dört mevsim gülleri solmaz
Sevdalı gönüller bir yerde durmaz
Mıhlandım, nöbette  bekçiler gibi.

 

18.6.1998 / Hüseyin Uçar

BUDA GEÇER BİLİRSİN

Yüreğime akar gözün yaşları
Seven elbet bahar eder kışları
Güzel olan güzel eğmez kaşları
Bu da gelir, bu da geçer bilirsin

Göz açar yumarsın bir ömür geçer
Çalışır çabalar yemeden göçer
Kahpe felek bir gün ektiğin biçer
Zaman gelir eken biçer bilirsin

Sökülmez köküyle bir köklü kütük
Her yerde aranır değerli yitik
Dönersin yurduna, yolunmuş tiftik
Bu dünyaya, konan göçer bilirsin.

                                  
15.1.1998 / Hüseyin Uçar

BUNCA YILDIR

Kalmadı gücüm artık yoruldum
Sanki hazır sofralara kuruldum
Sevgi dedim, sabır dedim sarıldım
Bunca yıldır coşuyorum yoldayım

Kırkına gelmeden saçlar döküldü
Diktiğim fidanlar bir bir söküldü
Kime ne söyleyim, belim büküldü
Bunca yıldır koşuyorum nerdeyim

Dertliler yakınır derdini açar
Sevgisiz yaşayan herkesten kaçar
Yeter bağla sözün Hüseyin Uçar
Bunca yıldır yaşıyorum hurdayım.

                                 
27.3.1998 / Hüseyin Uçar